Emmy Ödülleri, Adaylar ve Tahminlerim

0 Yorum



Her sene olduğu gibi bu senede televizyon oscarları olarak bilinen Emmy Ödüllerinin adayları açıklandı. Bu sene 62.si dağıtılacak ödül töreni, 29 Ağustos'ta yapılacak.

Her sezon olduğu gibi bazı klişelere bağlı olan emmy ödülleri eski değerini kaybetsede yine televizyon dünyası için halihazırda en prestijli ödüllerdir.

Bu sezon en dikkat çeken adaylıkları 24 dalda Pasific, 19 dalda Glee ve klasik olarak 17 dalda Mad Men oldu. Özellikle Glee'den bu sezonki reytinglere bakılınca böyle birşey bekliordum ama Pasicif bu kadar dalda aday olacağı söylenseydi inanmazdım, yinede HBO katkısı yatsınamaz bir gerçek.
Dallara ve adaylara geçecek olursak;
*Tüm dizileri izlemesemde izlediklerim veya izlemesemde alır dediğim adaylarda not olarak sonlarında mevcut



En İyi Drama Dizisi:            
- Breaking Bad
- Dexter
- Lost
- The Good Wife
- Mad Men
- True Blood
En İyi Drama Dizisi: Bu dal bildiğim kadarıyla komedi veya uçuk kaçık diziler hariç tüm dizileri kapsıyor burada hak eden bende tabiiki Lost'tu ama klasik olarak Mad Men alır diye tahmin etsemde gerçekten hak etti dediğim aday ise kesinlikle Breaking Bad. Sonuç olarak Tahminim: Breaking Bad
En İyi Drama Dizisi Yönetmenliği:
- Breaking Bad
- Dexter
- Lost
- Mad Men
- Treme
En İyi Drama Dizisi Yönetmeni: Bu dalda ise biraz daha iddialıyım çünkü Dexter yönetmen kadrosu çok sağlam bir yapım özellikle Marcos Siega'nın başını çektiği kadro ödülü alır diye düşünüyorum: Dexter
Drama Dizisi En İyi Erkek Oyuncu:
- Bryan Cranston (Breaking Bad)
- Michael C. Hall (Dexter)
- Jon Hamm (Mad Men)
- Hugh Laurie (House)
- Kyle Chandler (Friday Night Lights)
- Matthew Fox (Lost)
En İyi Drama Erkek Oyuncusu: Bu dalda yine dexter diyeceğim çünküMichael C. Hall bu sezon hastalığına rağmen inanılmaz bir performans sergiledi ödülüde sonuna kadar hak etti: Dexter
Drama Dizisi En İyi Kadın Oyuncu:
- Glenn Close (Damages)
- Connie Britton (Friday Night Lights)
- January Jones (Mad Men)
- Mariska Hargitay (Law & Order: Special Victims Unit)
- Kyra Sedgwick (The Closer)
- Julianna Margulies (The Good Wife)
Drama Dizisi En İyi Kadın Oyuncu: Takip etmesemde yazılan ve çizilenler doğrultusunda ve Emmy'nin Mad Men takıntısını göz önüne alırsak adayım : January Jones 
Drama Dizisi En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
- Andre Braugher (Men of a Certain Age)
- Aaron Paul (Breaking Bad)
- Michael Emerson (Lost)
- John Slattery (Mad Men)
- Martin Short (Damages)
- Terry O’Quinn (Lost)
Drama En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Geçen senede aynı dalda aynı kişiyi aday göstermiştim bu sene daha sönük performans göstersede ve ben duygusal haraket etsemde bu seneki adayım: Michael Emerson
Drama Dizisi En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
- Rose Byrne (Damages)
- Christine Baranski (The Good Wife)
- Archie Panjabi (The Good Wife)
- Elisabeth Moss (Mad Men)
- Christina Hendricks (Mad Men)
- Sharon Gless (Burn Notice)

Drama En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Aralarında takip ettiğim dizi sayısı az onların arasından da bence hak eden:Rose Byrne  

En İyi Komedi Dizisi:
- Nurse Jackie
- Curb Your Enthusiasm
- 30 Rock
- Glee
- The Office

- Modern Family
En İyi Komedi Dizisi: Seçim yapmak gerçekten zor özelikle Modern Family ve 30 Rock ödülü hak eden diziler bunların arasında illaki seçim yapmak zorunda kalsam zorlanarak: Modern Family
En İyi Komedi Dizisi Yönetmeni:

Kosovalı Bir Cesur: Lorik Cana..!

0 Yorum

1983 Kosova doğumlu bir futbolcu ''Cana''. Yani futbolunun ''Altın Dönemi''ni yaşaması en uygun çağda. Türkiye'ye gelişini ''Aile Özlemi'' olarak nitelendirmek mümkün. İngiltere'de kaldığı zaman aralığında ailesine olan özlemi giderek artmış. Ayrıca bir ilke de sahip kendisi. Marsilya'dan Sunderland'a gelir gelmez kaptanlık pazubandı kendisine verilmiş. Bu İngiltere'de bir ilk. Bu bile onun takım için ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu kanıtlar nitelikte.
Geçtiğimiz sezon İngiltere'de çok güzel bir sezon geçirdi. Sunderland'a gelmeden önce de Marsilya'nın kaptanıydı. Bu sezon şampiyon olan Marsilya kadrosunda olmasa bile başarının gelmesinde yapı taşlarından biriydi. Paris Saint-Germain'de 3 yıl geçirdi. Bu süreçte 69 maçta forma giyip 2 de gol attı. Marsilya'ya gidişi sonrası taraftarın tepkisi artmışken kendisi ''Doğuştan Marsilyalı'yım'' diyerek adeta Paris Saint-Germain taraftarlarının Emre Belözoğlu'su oldu. Türkiye'de bir klişe haline gelmiş ''Doğuştan X takımlıyım'' lafını kullanmasıyla şu anlaşılıyor ki; bu adam Türkiye'de uyum sorunu çekmez.Kariyerine altyapısından çıktığı Lausanne Sports'ta amatör olarak başladı. 2000 yılında Paris Saint-Germain'in genç takıma katıldı. 3 sene boyunca genç takımlarda forma giyen Cana, A Takım'da ilk maçına 19 Nisan 2003 tarihinde Fc Nantes karşısında çıktı. 2003-2004 sezonunda takımın başına geçen Vahid Halilhodziç'in gözüne girmeyi başardı. O sezon 31 maçta forma giyip 1 de gol attı. Aynı sezon Fransa'da ''Yılın Futbolcusu'' ödülüne layık görüldü.
2005-2006 sezonu başında 4 Milyon Euro'ya Marsilya'nın yolunu tuttu. Bu transfer sonrası Paris Saint-Germain taraftarları kendisine karşı ırkçı söylemlerde bulunmuş ve maçlarda kendisine küfür içeren pankartlar açmıştır. Marsilya adına ilk lig maçına 27 Ağustos 2005 tarihinde çıktı. İlk golünü 16 Ekim 2005'te eski takımı Paris Saint Germain'e karşı 1-0 biten maçta attı. Takım kaptanı Habib Beye'nin 2007-2008 sezonunda Newcastle United'a transfer olmasıyla kendisine kaptanlık pazubandı verildi. Oynadığı sert futbolla ve kulübe bağlılığıyla taraftarların en sevdiği futbolculardan biri oldu.Marsilya'da görevini tamamladığına inanan Cana, 2009-2010 sezonu yaz transfer döneminde 5.8 Milyon Euro karşılığında Sunderland'a transfser oldu. Sunderland'in kaptanı kulüpten ayrılmıştır ve yönetim yeni kaptanı belirlemek üzere karar almaya başlamıştır. Kaptanlığı, sürpriz bir kararla takıma yeni katılan Cana'ya veren yönetim, futbolcuya olan güvenini açıkça belirtmiştir.

Galatasaray'ın Cana'yı almasında temel etken Mehmet Topal'ın Valencia'ya gitmesidir. 4.8 Milyon Euro'ya gitmesini doğru bulmayanlar olabilir ancak oyuncu kendi isteğiyle yönetime

Bir Geldi... Bir Gitti...

5 Yorum

Galatasaray derinden ve akla uygun transferler yapmaya devam ediyor. 2012'de yapılacak mali kriter analizine göre bazı kulüplerin Avrupa kupalarına katılma hakkı elinden alınacak. Bunun bilincinde olan Galatasaray yönetimi son iki sezondur, genç ve bonservisi elinde bulunan isimlere yöneliyor. Bu sezon kadroya katılan, Musa Çağıran, Mehmet Batdal, Serdar Özkan bu doğrultuda yapılan transferler.

Galatasaray Uefa Kupası'nı kazanan kadrodan istediği mali karşılığı alamadı. Bunun getirdiği sıkıntılar hepimizin gözü önünde. Bir kulüp için oyuncu satışları çok önemlidir. Avrupa'nın dev kulüpleri bile, oyuncularına belirli koşullarda teklif geldiğinde satabiliyor. Manchester United'ın Ronaldo'yu satmasını buna örnek verebiliriz. Tabi bundan sonra kadroya iyi takviyeler de gerekli. Ronaldo'nun boşluğunu Wigan'dan 18 milyon euro'ya alınan Antonio Valencia ile dolduran Manchester başarıyı yakalayamadı. Şu günlerde Barca'nın Fabregas'ı almak için neler yapmadığını bilmeyeniniz yoktur. Arsenal onun boşluğunu dolduracak bir futbolcu bulamadığından satmak istemiyor. Aslında baktığımızda o bölgede Alou Diaby, Denilson gibi genç ve kaliteli isimlerin olduğunu görebilirsiniz ancak şu halleriyle Fabregas'ın çok çok gerisindeler.

Bazılarınız bana ''Ulen Pino'dan girdi Fabregas'tan çıktı ne biçim yazı bu'' diye çıkışabilirler. Varmak istediğim nokta şuydu: Keita'nın satışı sonrası Galatasaray sağ açık pozisyonunda kimi transfer edecek? Transfer ettiği isim Keita'nın ivmesini yakalayabilecek mi? Asıl varmak istediğim nokta bu.

Avatar:The Last Airbender

1 Yorum



Uzun süre önce dikkatimi çeken bir anime olan Avatar'ın sinemaya uyarlanmasını bilmeyeniniz yoktur. 2009'da serinin finali yapıldıktan sonra 2010'da filmin vizyona gireceği açıklandı o günden bu yana avatar'ın özellikle James Cameron'ın Avatar'ı ile popülerliğine biraz daha katarak gitti ve işte o beklenen gün geldi çattı. Amerika'da 2 Haziran'da vizyona giren film Türkiye'de 23 Haziranda 3 Boyutlu olarak vizyona girecek.

Bu film özellikle serinin animesini izleyenler için daha da çok anlam ifade ediyor. Bende seriye sahip olsamda bir türlü sonunu getiremeyenlerdenim, ama baktım ki film yaklaşıyor, izlememek ayıp olur dedim ve başladım izlemeye.
Kurgu ve konu olarak kesinlikle sadece anime olarak kalmaması gereken bir yapım olan Avatar bu film ile hak ettiği değeri alacak gibi.




Amerika'da vizyona girmesiyle tepkileri biraz araştırdım ve devam filmi değil animedekilerin sinemaya aktarımı yorumlarıyla karşılaştım ve biraz beklentilerim düştü diyebilirim. Aslında filmin Camrip'ler düştü torrentlere ama bu filmi sinemada izlemek şart olduğu için kesinlikle tavsiye etmem ayrıca 3 boyutlu olduğunu da unutmayalım.

Şöyle genel olarak oyuncu kadrosuna bakarsak özellikle gelecek vaat eden yetenekli, genç oyuncular var kadroda. The Last Airbender olarak bilinen Aang karakterini ilk oyunculuk deneyimlerinden birini yaşayacak olan Noah Ringer canlandıracak.
Sulara hükmeden kardeşler olarak bilinen Katara ve Sokka rollerini ise Nicole Peltz ve Jackson Rathbone canlandıracak.
Prince Zuko Karakterinde ise yakından tanıdığımız bir ismi göreceğiz o da 2009'un oscar'a boğulan filmi Slumdog Millionaire 'de başrolü oynayan Dev Patel. Diğer isimleri ise şöyle;













Shaun Toub ... Uncle Iroh

Aasif Mandvi ... Commander Zhao

Cliff Curtis ... Fire Lord Ozai

Seychelle Gabriel ... Princess Yue

Katharine Houghton ... Katara's Grandma

Francis Guinan ... Master Pakku

Damon Gupton ... Monk Gyatso

Summer Bishil ... Azula




                    M. Night Shyamalan                                                                                                       James Cameron                        


Film ismi ile çok gündeme geldi, Avatar'ı bilmeyeniniz yoktur. James Cameron'un gişe rekorlarını alt üst eden oscarlı yapımı Avatar ile The Last Airbender yapımcısı M. Night Shyamalan isim konusunda adeta birbirlerine girdi ama tabiiki kazanan yasal hakları elinde bulunduran James Cameron oldu. Olayın özeti şöyle;
James Cameron daha Avatar animes ortada yokken çıkaracağı film olan Avatar'ın tüm isim haklarını eline aldı ve Avatar animesi patlayıp film yapılmaya karar verilince bu iki yapımcı filmlerine Avatar isminin vermek için çaba sarfetti. Özellikle Shyamalan  serinin devam filmi olduğu için isim değişikliği büyük kayıp olacak diye düşündü ve Avatar ismini kullanabilmek için Cameron dahil herkese başvurdu ama Cameron filminin üzerinden prim yapılmasına izin vermediği gibi filmin hiç bir yerinde Avatar isminin geçmesine izin vermedi.
Öyleki öncelerde Avatar:The Last Airbender ismiyle geçen film Cameron'un bu girişiminden sonra sadece "The Last Airbender" olmak zorunda kaldı.


Animeyi izlemeyenler ve film hakkında hiç görüşü olmayanlar için konusunu özet geçecek olursak; "Hava, Su, Toprak, Ateş... Kaderleri birbirine bağlanmış dört ülkedir. Ateş Ülkesi’nin diğerlerine karşı vahşice bir savaş başlatmasıyla bir anda herşey değişir. Koskoca bir yüzyıl geçtiği halde bu yıkım sürecini değiştirecek en küçük bir umut belirtisi bile yoktur. Nickelodeon yapımı animasyon televizyon dizisini temel alan “The Last Airbender”, Aang’ın hayatta kalma mücadelesinin açılış bölümüdür." 




 


23 Haziran günü sinemalarımız da vizyonda olacak filmi ben şimdiden merakla beklediğim gibi sizler ede tek tek öneriyorum, belki film kötü olacak belki bekleneni veremeyecek ama bu sağlam konu yapısını sinemada 3 boyutlu olarak izleme fırsatını kaçırmayın diyorum benden söylemesi. Fragmanı'da verir şimdilik huzurlarınızdan ayrılırım.























































Büyük Efsaneler #2 {Donnie Darko}

12 Yorum

İlk büyük efsane tabii ki Star Wars;
Asıl tarzım drama olsa da asıl izlemekten zevk alıp, üzerimde etkisi olan filmler psikolojik gerilim filmleridir. Bu tarz filmleri çok sevsemde son zamanlarda film izleyemez olmuşluğun getirdiği tembellikle bu tarz film izlemez olalı uzunca bir süre olmuştu. 

Geçtiğimiz günlerde reel sebeplerden rahatlamamla beraber kendimi filmlere attım ve hiç gülecek, aşk izleyecek havada olmadığından eski tutkum psikolojik filmlere tekrar sardım. Gelelim konuya;
Film arayışım sürerken nasıl izlemezsin denilen filmler arıyorum ve tam bu anda arkadaşım (@kimiraikkonen99) uzun zamandır ısrar ettiği filmi bir kez daha kesin izlemem için önerdi. Bende işe giriştim, film herkesçe taktir görmüş, kimi kesimce anlaşılamamış bir filmdir: Donnie Darko

Evet filmi edinip hemen izlemeye koyuldum ve film ilk dakikalardan itibaren bana bu tarzı ne kadar özlediğimi hatırlattı. Gelelim filmin konusuna;
Öykü 80'lerin sonunda geçiyor, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç, bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlıyor.Bu görüntüler delikanlımızın yaşantısına derin etkiler bırakmaya başlıyor. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam beliriyor sık sık. Bu tavşan Donnie 'ye dünyanın sonu yaklaştığını söylüyor ve net olarak tarih veriyor. Zamanla bu tavşanın yaptıklarına karşılık olması için onun istediklerini yapmaya başlıyor ve bu doğrultuda zamanla ona bağlanıyor ancak onu çözme gizeminden de bir şey kaybetmiyor.
Bir taraftan normal hayatını sürdürmeye çalışan Donnie bir kız arkadaş ediniyor ve bu kız arkadaşını olabildiğince gizimden uzak tutmaya çalışsa da tabiiki bu mümkün olmuyor. Özellikle dikkatimi çeken nokta ise zamanda yolculuk'tu Donnie zamanda yolculuğu çözmek için çok emek sarf ediyor ve bu bağlamda başarılı adımlar atmıyor değil.

Sonu ise ayrı bir gizemle biten film nasıl yani ? Sorusuyla baş başa bırakıyor insanı. Özellikle bana o kadar çok teori kurdurttu ki geceyi filmi düşünerek geçirdim ve ardından işi çözen arkadaşımın anlattıklarıyla parçalar yerine oturdu ve filmi tekrar açık hızlı geçişlerle bir özet daha geçerek efsaneler arasına kaldırdım.

Öyle bir film ki oyunculuklardan bahsettirmiyor bile, yani oyuncuların performansı sadece sırıtmasa filmin konusu oyuncuları götürmeyi biliyor.

Film Hakkında Genel Bilgiler Şöyle;

Ek Sayfalar

Bu blogdaki yazılar Kamil Akar'a aittir ama ego şişkinliği yapmaya lüzum yok, Copy Paste serbesttir. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hayallerine dokun, bloğuma dokunma

Gelecek Bölüm Promoları

Gelecek Bölüm Promoları
Güncelleme: BUGÜN (Fringe ve "V")

Followers

En Çok Okunanlar

İnternette Sansüre Hayır!

sansüre hayir

Twitter Şeysi

Video İzleme Zımbırtısı

Hayata Anlam Katanlar-1

Hayata Anlam Katanlar-2

Hayata Anlam Katanlar-3

Hayata Anlam Katanlar-3

Büyük Efsane'M

Hakkımda

Kısaca asosyal, okumayı ve yazmayı seven, 7/24 dizi izlese sıkılmayan, filmler hayatının gidişatını etkileyen, futboldan vazgeçemeyen bir kişiliğim :) Kendim için birşeyler karalıyorum, okuyan olursa ne âlâ, okuyan olmazsa ileride döner döner kendim okurum demiş ve başmışımdır... Başta dediğim gibi... Sadece ego tatmini!