SAG (Screen actors guild) Ödülleri Sahiplerini Buldu.

0 Yorum





1995 yılından bu yana dağıtılan SAG ödüllerinin 2011 sahipleri dün gece düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Televizyon dalında Golden Globe ile kıyaslarsak komedi dalında tüm kazananlar değişse de dramada bir birine benzerdi.
Sinema konusunda filmleri izlemediğim için yorum yapamam ancak dizilere yorumları katabileceğim için televizyon dalından başlıyorum. İşte kazananlar:


Not: Ben dallara "en iyi" diyerek geçiştirdim ama hepsi performans ödülü. Hatta orijinal ismi: "Outstanding Performance"


TELEVİZYON

Drama Dalından En İyi Dizi;
Boardwalk Empire
Bu dalda Golden Globe ile aynı isim kazandı ve bekleniyordu, açıkçası ben closer'ın adaylığına bile şaşırmıştım bir süpriz yapmazlarsa Boardwalk Empire alır diyor Mad Men sürprizinden çok korkuyordum. Hak eden aldı

Komedi Dalında En İyi Dizi;
Modern Family
Golden Globe'da kıçımı yırttım adeta Modern Family almalı diye. Tamam Glee iyi dizi, mükemmel dizi, cici dizi ama geçen seneden bu yana müzikal gücünü kullanıp en iyi komedileri topluyor. Modern Family ise bu sene yükselen performansıyla ödül alamıyordu. Bu nedenle bu ödülü alması çok güzel oldu ve Emmy'e selam çaktı.

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu;
Steve Buscemi, Boardwalk Empire
 Açık ara sezonun en iyi erkek oyuncusu Buscemi'dir, ödülün buraya gitmesi çok çok doğal. Dexter alsa da sevinmezdim desem yalan olur.

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu;
Julianna Margulies, The Good Wife
 Aynı durum burada da var. Golden Globe'u alması gereken isimdi, sanki orada hakkı yenilenlere burada teslim edilmiş gibi oldu. Darısı Emmy'nin başına

Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu;
Alec Baldwin, 30 Rock
 Bu dalda Jim parsons'ın aday olmaması garip kaçtı biraz ama yine GG'da alması gereken ve alır dediğim sonunda da yanılarak üzüldüğü Alec konusunda da yüzümü güldürdü. Umarım Emmy'i de alarak hatalı ben değil Golden Globe jürisi olduğunu gösterir.

Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu;
Betty White, Hot in Cleveland
 Ben bu dalda Modern Family yıldızı Sofia'yı düşünmüştüm ama Betty alarak şaşırttı, ha hak etmedi mi ? sonuna kadar hak etti.

Mini Dizilerde En İyi Erkek Oyuncu;
Al Pacino, You Don’t Know Jack

Mini Dizilerde En İyi Kadın Oyuncu;
Claire Danes, Temple Grandin


SİNEMA

Min En İyi Film;
The King’s Speech
En iyi Erkek Oyuncu;
Colin Firth, The King’s Speech
En İyi Kadın Oyuncu;
Natalie Portman, Black Swan
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu;
Christian Bale, The Fighter
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu;
Melissa Leo, The Fighter
Sinema dalında ki ödüle boğulan iki filmi de izlemedim, özellikle indirip izlesem mi sinemayı mı beklesem dediğim iki film ve sinemayı beklemeye karar verdim. O yüzden ödül almasını beklediğim iki fildi ama bu kadar bariz olacağını ummazdım. Sanırım Oscarda da bu ikili ön planda olacak.

Two And a Half Men & Charlie Sheen Sorunsalı

0 Yorum



Charlie Sheen hepimizin bildiği gibi alkol sorunları olan ve Taahm dizisindeki Charlie Harper karakterinin gerçek hayattaki hali.
Hâlen dizi sektörünün en çok kazanan ismi olan Charlie'nin yaşadıkları ise içler acısı;

Şöyle sitelerde dolandım da adam gerçekten yaptığı her hareketle gündem oluşturuyor ve şu anda dünyanın en çok tıklanan sitelerinde manşette.
Golden Globe ödüllerinde de gördüğümüz üzere Ricky Gervais dahil bütün törendekiler Charlie üzerinden espriler yaptı, onu konuştu. Böyle bir ismin dahil olduğu Two And a Half Men gibi über bir dizinin ve böyle über bir adamın durumu beni ciddi anlamda üzüyor.

Chalie geçen çarşamba günü sabaha karşı hastaneye kaldırıldı. Tabi ağzı olan konuştu alkol krizi falan dedi ama olay sonradan açıklandı. Basit bir karın ağrısından dolayı hastaneye kaldırılmış. Buna rağmen hayranlarını çok üzen bu haber üzerine hastaneden 1 gün sonra çıkan Charlie gelen tepkiler üzerine bir karar aldı ve rehabilitasyona başladı.
Hayranlarını bu şok olayla üzen ve onu kaybetme korkusundan kendisine tepki yağan Charlie dayanamayıp tedaviye başlayacağını açıkladı. Bu tedavi tabii ki alkol üzerine.

Belki de bu karın ağrısı onun hayatının gidişi için çok büyük bir rol oynayacak, zira bu tedaviden başarıyla çıkar ve yıllarca bizimle birlikte olursa, Charlie bu karın ağrısı için tanrıya çok dua edecektir.

En yakın zamanda tedaviden çıkmasını dileyerek kendisine sağlıklı bir ömür diliyorum. Two And a Half Men'in hayatımda olmaması beni üzecek ancak Charlie Sheen'in olmaması kadar değil.

Bir an önce dön Charlie.

Dizilerin Karakter İkizleri

5 Yorum

Bir Elif Can Kıcı yazısı olan Karakter ikizleri yazısı hak ettiğinden daha başarılı olduğu için kendisinin de izniyle tekrar gündeme getirmek istedik. İşte dizilerimizin ikiz yaratılanları;


Envai çeşit dizi var piyasada.Bilimkurgusu,draması,komedisi,yarı belgeseli,animasyonu vs.Bu dizilerin içinde de sürüyle karakter var.İzlerken lan gel kankam ol,bi yanımda gez bana akıl ver,sevgilim ol,can yoldaşım ol gibi absürd triplere girebiliyor insan.Nasıl benimseniyorsa artık.

Bu karakterlerinde bir kısmı birbirine benziyor.Tip olarak benzeyen de var,huy olarak benzeyende.Acaba hangisi yaratılırken ötekisinden esinlenilmiş de bu iki karakter birbirne bu kadar benzemiş diyebiliyor bazen izleyici kişi.

Bende oturdum düşündüm,dedim hangileri birbirine benziyor  hakketende.İzlerken baya aynı bunlar diyebiliyorum.Bi baktım bu liste çıkmış karşıma.

1.Profesor Hubert J.Farnsworth (Futurama) & Dr.Walter Bishop (Fringe)


Futurama nın çatlak profesörü Farnsworth ile Fringe sevimli kaçık profesörü Walter Bishop.İzlerken iki karakter de aynı elden mi çıkmış acaba diyorum.İki karakter birbirine ancak bu kadar benzer.

Olaylara olan ani çıkışları,konuşmaları,etrafındakileri yönlendirmeleri,yemek zevkleri,kaçık icatları her şeyleri ile aynı bunlar.Gerçi Farnsworth Bishop a göre daha kaçık sayılabilir amma velakin dizinin animasyon olmasına bağlıyorum bu durumda biraz.

Walter’ın oğlu Peter ı varsa,Hubert’ın da büyük büyük büyük (dizinin konusuna istinaden Fry aslında Huberttan daha geç ama geçmişten geliyor 3000 yılına) amcası Fry’ı var.
Walter’ın  Ajan Dunham ı varsa Hubert’ın da kaptan Leelea sı var.

Walter’ın paralel evreni varsa Hubert’ın da ekstra ilginç süpersonik gezegenleri var.Her ikisi de insanlar üzerinde deney yapabilir bilim uğruna.Canlarım pek bi şekerler.Gülüşlerinden ve kırışlıklıklarından öpüyorum ikisinide.


2.  Fitch Cooper (Nurse Jackie) & Rachel Berry (Glee)

 

Biri Gleenin altın sesli kızı Rachel Berry ötekisi de Nurse Jackie nin yetenekli ve yakışıklı doktoru Fitch Cooper.Bir erkek ve bir dişi nasıl birbirine benzer diyebilirsiniz ama bu iki karakter neredeyse birbirlerinin kopyası gibi.

Egoist,popüler olmaya bayılan,her yerde lider olmak isteyen,olamadıkları durumlarda ise bulundukları ortamı terk edip gidebilen iki megaloman ve sorunlu karakter bunlar.Popüler olmak adeta bir takıntı halindedir Fitch  ve Rachel da.Yaptıkları işlerde çok iyi oldukları halde çevrelerinden yeteri kadar değer ve ilgi bulamadıklarını düşünürler.

İkisi de dedikoducudur,ağızlarında bakla ıslanmaz.
İkisi de aslında ezikdir,kendilerini habire kanıtlamaya çalışırlar.
İkisinin de çok fazla arkadaşı yoktur,olmasını isteselerde kendilerini insanlardan hep uzaklaştırırlar.Anında satış potansiyelleri vardır.
İkisi de sorunlu çocukluk geçirmiş,ailelerinin hırslarına alet olmuştur.
İkisinin de eşcinsel ebeveynleri vardır.

Rachel’ın 2 tane gay babası,Fitch’in ise 2 tane lezbiyen annesi vardır.
En önemlisi her ikisi de ilk izlenildiğinde göze inanılmaz antipatik görünür ama izledikçe kendilerini sevdirirler   :)





3.Tanya Skagle (Hung) & Liz Lemon (30 Rock)


 

Hung’ın bahtsız acemi pezevengi Tanya ve 30 Rock ‘ın her şeyi,şaşkın Liz Lemonı.İki karakterin tipleri de dahil pek çok özelliği birbirine benziyor.

Öncelikle tiplerinden başlayalım.Hemen hemen yakın tarzları var bu hatunların,saçları falan da aynı.Gene de kuşkusuz Liz Lemon güzellikte daha ağır basar.

Ama her şeyden öte Liz ve Tanya nın en önemli ortak özellikleri kaybedenler klubünün en seçkin üyeleri olmaları.Her yaptıkları işte kaybeden bu ikisi olur.Ellerine yüzlerine bulaştırırlar işi.İyi olmaya çalışsalarda aksilik gelir onları bulur.

Zaferleri uğruna acımazsız da olurlar,sinsi planları uygulamaya geçirirler.Gerçi bu konuda ne kadar başarılı oldukları tartışmaya açıktır.
Liz aşık olduğu erkeği kazanmak uğruna onun kız arkadaşını işten kovdurur.Tanya otoriteyi ele alabilmek uğruna Lenore’un köpeği Azgın Patty i kaçırır.(Ahahha)

Sevgili konusunda da bahtsız dır bu hatunlar.Gelen terk eder,giden terk eder.

Diğer yandan ikisininde eli iyi kalem tutar.Liz bir senaryo grubunun başıdır,tv programı hazırlar,yazar.Tanya ise istediğine bir türlü kavuşamamış bir şairdir.

İkisi de ailelerine habire kendilerini kanıtlamaya çalışır.

Liz’in başında bela Jack Donaghy vardır,Tanya’nın ise Lenore.
Tez zamanda kaybedenler klubünden ayrılmalarını diliyorum bu iki hatunun :)

4.Chandler Bing (Friends) & Jeff Murdock (Coupling)

 

Friends ve Coupling.İçerikleri birebir aynı olmasa da birbirine benzeyen iki dizi.Biri Amerikan biri İngiliz yapımı.Komedinin yapı taşlarıdır hatta bu 2 dizi.

Chandler ve Jeff de bu iki dizinin belkide  en komik,en şanssız ,en eğlenceli karakterleridir.

Hafif saflıkları,salaklıkları,sakarlıklarıyla birbirlerine benzerler.İkisi de kadınlar konusunda o kadar şanslı sayılmaz.Gerçi Chandler’ın Jeff’e nazaran daha başarılı bir grafiği vardır kadınlar konusunda.Ancak her ikisi de bir kadın ile karşı karşıya geldiğinde aptala döner ne yapacağını bilemez,saçmalar.

Yaptıkları salak salak espriler ile arkadaşlarını canlarından bezdirebilirler.

Chandler’ın en iyi arkadaşı Joey vardır.Çoğu zaman kızları ayarlayan Joey olur.Jeff’in ise gene en yakın arkadaşı Steve vardır.O da kadınlar konusunda Jeff den kat kat üstündür.

Bu iki karakter yer aldıkları dizilerin en sevimli kahramanlarıdır.Sevimli yakışıklıkları altında insanı eritirler :) 




5.Gregory House (House M.D.) & Sherlock Holmes (Sherlock)

 

Biri tarihin en ünlü Dedektif karakterlerinden biri Sherlock ,diğeri de televizyonun en sıra dışı doktoru House.

Sherlock günümüze uyarlanarak bir mini dizi olarak çekildi bu yıl.House da yaklaşık 6 yıldır severek izliyoruz.

Bahsettiğim karakterler arasında belkide en çok birbirine benzeyen bu ikisi.

İkisi de işlerinde en iyisi.İkisi de sorunlu,ikisi de zor insanlar.İpuçlarını yakalayarak sonuca öyle bir ulaşırlar ki şaşırır kalırsınız adeta.En ufak detayları kullanarak büyük olayları açığa çıkarırlar.

Alanları farklı olsada onlar işlerinde efsanedir.House en bilinmedik hastalıkları araştırarak ortaya çıkarır insanların hayatlarını kurtarır.Sherlock ise korkunç,cinayetleri enteresan yöntemleriyleortaya çıkarır.

Bunlar sadece işleri hakkında ki benzerlikleri.Sosyal konularda,huylarında da pek çok ortak özellik vardır bu 2 karakterin.House da sorunludur,aksidir,pek dostu yoktur.Sherlock da birebir aynıdır.Normal olmadıklarından mütevellit insan ilşkileri de çok sağlam değildir.

House’un en yakın arkadaşı,her şeyi Wilson’u vardır.Wilson House’un bütün aksiliklerini çeker,onu sever.Sherlock’un sağ kolu,kadim dostu Dr.Watson’ı vardır.Hatta tarihin en bilinen ikililerinden birini oluşturmuşlarıdır.

Aşk konusunda da aynıdır karakterlerimiz.House’un tuhaf bir ilişki yaşadığı Lisa Cuddysi vardır.Sherlock’un ise dünyada tek hayranlık duyduğu kadın Irene Adler’ı vardır.

Sherlock kokain ve morfin bağımlısıdır House ise Vicodin bağımlısıdır.

Sherlock harika keman çalar.House ise piyano çalar.

Görülen köy klavuz istemez.House ve Sherlock adeta kardeş gibiler bu özelliklere bakılınca.Bu iki tatlı kaçığa da bayılıyoruz her şekilde.

6.Mick St. John (Moonlight) & Bill Compton (True Blood)


 

İki vampir dizisinin yakışıklı ve asil vampirleri onlar.Moonlight tan Mick ve True Blood dan  Bill.

Kuşkusuz en dikkat çekici yönleri yakışıklılıkları bu vampirlerin.Her ikisi de esmer uzun boylu ve karizmatik.

İkisinin de vampir olmalarına karşın insan aşkları var.Mick’in Beth’i,Bill’in ise Sookie si.
Gerçi aşk konusunda iki karakter farklı.Sookie ile Bill’in tutkulu bir aşkları varken Mick ve Beth’in henüz tam olarak oturmamış,daha naif aşkları var.

Bill de Mick de istemeye istemeye kendilerine aşık olan bir kadın tarafından vampire dönüştürülmüşlerdir.Vampir olmaktan nefret ederler.

İnsan kanı içmeyi çok istemeselerde,mecburiyetten içmek zorunda kalır her ikisi de.
Zavallı karizmatik vampirler,sonsuza dek böyle yaşamak zorundalara istemeselerde :)

7.Christian Troy (Nip Tuck) & Charlie Harper (Two and a Half Men)

 

Onlar dizi tarihinin en çapkın,en megoloman,en egoist,en seks ve para düşkünü karakterleri.Biri Nip Tuck’ın yakışıklı ama sapkın estetik cerrahı Christian Troy diğeri Two and a Half Men efsanesinin zengin ve çapkın müzisyeni Charlie Harper.

İkisi de aşırı derecede çapkındır.Kendilerini önemserler.Yaptıkları işlerde bir ilah olduklarını düşünürler.Karşı cinsi yaptıkları işlerle etkilemeyi bilirler.

Kadınlara zaafları vardır.Seks düşkünüdürler.Aynı zamanda alkoliktir karakterlerimiz içmeden duramazlar.

İkisinin de yanından bir türlü ayrılamadıkları kardeşleri vardır.Christian’ın manevi kardeşi Sean,Charlie’nin ise baş belası kardeşi Alan.

Christianın da Charlie’nin de o kadar sapkın hayat yaşamalarına rağmen asla vazgeçemediği kadınları vardır.Christian’ın porno kraliçesi Kimber,Charlie’nin ise düzen delisi Chelsea.
Ne kadar pislik,çıkarcı,alkolikte olsa bu adamlar dünyanın en karizmatik adamları listesinde başı çekerler.

Şimdi gelelim huy olarak değil de tamamen fiziksel olarak birbirine benzeyen karakterlerimize.



1.Serena Van Der Woodsen (Gossip Girl ) & Olivia Dunham (Fringe )

 

Karakterleri birbirinden çok farklı olsada birbirlerine çok benziyor bu ikili.Baş döndürücü güzellekleriyle yer aldıkları diziye renk katıyorlar.



2.Richard Alpert (Lost) & Mark Benford (FlashForward)


 

Gözleri sürmeli yakışıklılar.Ben FlashForward ı ilk izlediğim de Mark Benford a aaa bak bu Richard Alpert demiştim.Bayağı bir benziyorlar doğrusu,karıştırmamak elde değil.


3.Merlin (Merlin) & Sherlock Holmes (Sherlock)

 

Bu ikisi de aşırı benzeyenlerden.Şaşkın tipleri,kepçe kulaklarıyla birbirlerinin kopyası gibiler.



4.Tara Gregson (United States of Tara ) & Ruth Fisher (Six Feet Under )


 

Tara ve Ruth birbirlerine benziyorlar gerçektende.Her ne kadar Tara nın farklı 4 karakteri olsada. :)





5.Summer Roberts (The O.C.) & Blair Waldrof (Gossip Girl )



Bu ikisi oynadıkları diziler itibariyle de fiziksel özellikleri iitbariyle de birbirlerine hakikaten çok benziyor.


6.Christopher Chance (Human Target ) & Father Jack Landry (V)
 

Benzerlik inanılmaz.


7.Kimber Henry (Nip Tuck) & Betty Draper (Mad Men )


 

Kimber ve Betty diğerleri kadar aşırı benzemeslerde birbirlerine havaları aynı gibi geliyor bana.Birini izlediğimde ötekini hatırlıyorum. :)


Karakterlerinde ikizleri vardır işte böyle.Dizi karakterleri ikiz yaratılırmış derler.


Bir Kanal Nasıl Dağılır: TNT

2 Yorum



Bilmeyeniniz yoktu. 2007-2008 sezonunda yayın hayatına fırtına gibi başlayan bir kanaldır tnt. Hatta karasal yayın dahil tüm platformlarda yayına girmesiyle kendine has bir izleyici kitlesi kazandı.
Yayınladığı yapımlar birbirinden başarılıydı. Seinfeld, Frasier, Lost, House, Monk, Law and Order, Fringe, Mentalist ve daha nice dünyanın en kaliteli dizileri bu platformda yayınlanmaya başlandı.
Gündüzleri Brezilya dizileri, akşama doğru 20 dakikalık amerikan mükemmel sit-comları akşamları ise önce bir yukarıda ki diziler 21'de film ve ardından bir dizi daha. Gece ise prime-time tekrarı ile mükemmel bir kanaldı.

Kanal aslında yavaş yavaş kendisini geliştirdi, film kültürleri de gün geçtikçe arttı. Ve tabii ki devamında reklam pastası, kanal reklam pastasından payını yavaş yavaş aldı. Son zamanlarda dizileri bile tek tek sponsor aldı. Bir ara Lost'u Nokia falan sunuyordu.

Neyse gelelim geçen haftaya, geçen hafta başladığı duyurularla adeta beni benden aldı kanal. Koca tnt(ti-en-ti) olmuş tnt(te-ne-te)
Kanal geçen hafta duyurduğuna göre bütün vizyonunu değiştirmiş. Artık kitle olarak hedef kitlesini değiştirmiş ve anlaşıldığı üzere reklam gelirlerini arttırmaya çalışmış.

Öyle bir kadro kurmuş ki Türkiye'nin en antipatik tiplerini toplamış. Zamanında televizyonun en komik(!!) ismi fosilleşmiş ismi Mehmet Ali Erbi başta olmak üzere Hülya Avşar, Hande Ataizi, Petek Dinçöz, Ender Saraç ve Tuluhan Tekelioğlu v.s isimleri toplamış artık Ab gurubu değil total gruba hitap etmeye başladı.

İşin ilginci kaliteli dizileri devam ettiriyor. Yani Mehmet Ali Erbil'den sonra Fringe başlayacak. Petek Dinçöz'den sonra Lost. Öyle bir rezalet söz konusu.

Bugün açtım yıllarca Seinfeld izlediğim kanalda Hande Ataizi'nin heaaheaheaa" diye gevrek gevrek gülüşünü görünce bu satırları yazmak zorunda kaldım.

Türkiye gibi reklam ve kalitenin ters orantılı olduğu ülkede Tnt'nin (ben hâlâ tienti diyorum) böyle bir hamlesi bu sektörde tutunmanın en basit yolu olarak görülebilir. Eğer bir kanalınız var ve tematik yayın yapıp belli bir kesme hitap ediyorsanız o iş yapmıyor diyerek hemen dönün flash tv formatına, olay budur. Yakın zamanda Tnt'den Yalçın Çakır, Gerçek Kesit ve Rüyanız Hayrolsun hamleleri beklemekteyim.


Son kalelerimizden birisi olan Tnt'de böylece yıklıımış oldu. Artık doğuş gurubunun insafına kalmış bulunmaktayız türk televizyon sektöründe. Cnbc-e ve e2 ne kadar beğenmesem ve popüler olma çabasında ki dizileri yayınlayıp eski dizilere şans vermediğini düşünsem de desteklemeye devam edeceğiz gibi duruyor.

Ha bu satırları Tenete'nin yeni kitlesi okuyorsa onlara yeni programlarını verelim.

Bir kanal ancak bu kadar kolay dağılabilir:

EDİT: Düzeltiyorum. Bahsettiğim diziler prime-time kuşağından da kaldırılmış. Gece 1 veye 2'de birer dizi var o kadar. Toplayın kanalı gidin artık ikinci fox.

Shameless - Bir Showtime Bombası

5 Yorum

Bir bölümle dizi yargılanmaz. Bunu yıllar önce ilk Sex and the city izlediğim zamanlar dizi işlerine atılmamı sağlayan büyüğüm söylemişti, yıllardır da bu böyle gitti. Hiç bir dizi hakkında bir bölüm izleyerek çok iyi veya kötü demedim. Taki bugüne kadar. Showtime yapımı Shameless'i bir hafta önce duydum ve o günden bu yana heyecanlı bir bekleyiş içine girdim. İyi olacağından şüphem yoktu, ama mükemmel olacağını da tahmin etmemiştim.
The Big C ile kara mizahın ustası olduğunu gösteren SHO bu diziyle kendisini aşmış adeta. Benim için sezonun başladığı gündür.



Aile kavramı hepimizin yaşadığı bir kavram, en az bir kaç yıl doya doya yaşamışızdır bu kavramı. Ancak öyle bir aile düşünün ki bu kavramı görüntüde yaşayamayıp içten içe en derinden yaşıyor. Dizinin konusu bu ailemiz. Bir aileden ne kadar konu çıkabilir değil mi ?
Öncelikle annesiz ve sarhoş babası olan tam 6 çocuğun yaşam mücadelesini konu alıyor. Başlarından en büyük olarak Fiona diye bir anne rolü üstlenmiş vefakâr kızımız var ve ailesine ölesiyle bağlı. O kadar çocuğun işlerini yürütüp asla hayatından şikayet etmiyor.
Biraz klişe belki ama Fiona ve kaçık komşusu Veronica ile gittikleri bir barda hali vakti yerinde esas oğlan ile karşılaşır ve ikili güzel(garip) bir geceye doğru yola çıkar.

Spoiler vermemek adına aile yapısından bahsetmek istiyorum. Ailemiz ne kadar zor durumda olursa olsun hiç kimse için bir birinden utanmayan ve bir birine kötü davranmayan kişiler. Baba sevgisine hasret olmaları bizi en duygulu sahneleri yaşatabiliyor. Özellikle Fiona'nın baba figürüne karşı sergilediği içselleştirme görülmeye değer.

Erkekler tafyamız ise cinsellik üzerinde yürüyor, yani aile fertlerimizden birisinin cinsel tercihi gündem maddesi ve büyük bir sır bile bu kadar büyük ailede iki kişi arasında kalabilip rahatça aşılabilmekte. Ayrıca bir C.R.A.Z.Y havası sezdim bu konuda belli ki oradan esinlenmeler söz konusu, zira konu aynı şekilde işleniyor. Belki konuktular ama Lip'in (en büyük erkek çocuk) ders vermeye gittiği kızımız Karen karakteri arasında yaşananlar ise kahkaha atmanıza sebep olabilir.



Demek istediğim de tam buydu. Diziyi izlerken bir sahnede gülüp 2 sahne sonra aile bağlarının her şeye rağmen ayakta tutulmaya çalışmasıyla göz yaşlarına boğulabilirsiniz.
Belki ben biraz içselleştirdim durumu, zira Fiona'nın baba figürü ile bağını kendime benzettiğim için bu kadar etkiledi. Bilemeyeceğim, izleyici yorumları her şeyi belli eder.

Bölüm sonlarına doğru aile bir araya gelmesi işleri biraz daha değiştiriyor, özellikle Frank'in olaya dahil olması buna sebep. Bu alkolik, devamlı sızmış babayı bile ailenin sahiplenmesi ile Fiona'nın zengin arkadaşı arasındaki bağ durumu çıkılmaz bir sokağa götürüyor.

Gördüğünüz üzere spoiler vermemek için kendimi biraz fazla kastım, ancak çok rahat söyleyebilir ki dizi sezonun en bomba dizilerinden. Drama, kara mizah adını ne koyarsanız koyun elle tutulur bir yapım ki bu anlattıklarım sadece 59 dakikalık pilot bölümünden ibaret.
Gelecek bölüm tanıtımında da işlerin daha da karışıp aileyi zor günler bekleyeceğini söyleyebiliriz. Özellikle aileye sonradan dahil olmaya çalışanların yaşayacağı zorluklar ve babanın yapmaması gereken şeyleri izleyebiliriz bunlar da dramanın artacağının göstergesi.
Dizi ingiliz uyarlaması, kesinlikle orijinali de güzeldir ama Showtime çok temiz iş çıkartmış.

Önce Video sonra resim. Bu diziyi izleyin olm.



Son olarak trailer'dan bize verilmek istenen mesaj ise; "para ile bu aileye giremezsin"

Resimler ile veda ediyorum; 


Şuradan slayt olarak bakabilirmişsiniz. Ama ben anlamam teknoloji özürlüyüm derseniz aşağıdakilerin üzerine tıklayarak bakabilirsiniz. Tabii ki kasmaması için tüm resimler yazının devamında. (burası kasıyor msn var mı esprisi yapanı vururum)

Okuyucuya Açık Mektup ve Teşekkür (Aralık 2010 Hakkında)

4 Yorum



Hiç böyle bir şey istemezdim ama garip bir şekilde gecenin ikisinde istatistikleri incelerken bunu bir borç bildim. Geçen ay boyunca az yazı yazmama rağmen takibini bırakmayıp destek olan herkese teşekkür etmem gerekiyordu.

Ekşi Sözlük yazarlığının payı çok çok büyük bunda tabii ki ama diğer bütün kanallardan gelip ziyaret eden. Üşenmeyip gereksiz uzun yazıları okuyan herkese tek tek teşekkür ederim.
Nisan ayında 1. Yılım dolacak. inşallah.(adnan oktar mode on) Sadece ego tatmini diye yola çıktım ve 9 ayda hiç bir bok değişmeden aynı sloganla yola devam ediyorum. Ama insanın okunduğunu bilmesi çok güzel bir duygu lan.

Aralık ayı boyunca minimum seviyede tuttuğum link paylaşımına rağmen gelip okuyan 9bin kişiye (bunlar en fazla bin kişidir) tek tek ve tekrar tekrar teşekkür ederim.

Tematik bir blog yapmıyorum, çok klişe olarak "amaan aklıma ne gelirse yazıyorum cohta cool'um yahu" da demiyorum. Günün gelişen (spor sayfası mode on) olayları veya izleyip etkilendiğim diziler hakkında yazıyorum.

Neden sadece dizi eleştirilerini alıyorum. Çokta sert eleştirenler var onlara da teşekkür ediyorum. Başlangıçta Galatasaray için takip eden renktaşlarım (galatasaray sözlük ve gscimbom forum tayfası) olduğunu biliyorum şöyle ki;
Galatasaray'ın kötü gidişi ile futboldan iyice soğumam, lanet olsun ne haliniz varsa görün demem ile birlikte Galatasaray yazıları biraz ara verdi ama bu bitti anlamına gelmiyor. Devamı yolda coming soon beyler bekleyin.
Formula 1 yazıları neden bitti ?
Sağolsun Erbo'nun bloğuna link koymasıyla ve türkiyef1 forumu sayesinde formula 1 kitlem vardı, ama malumunuz Ferrari'nin şampiyonluğu kaybetmesiyle bende tüm gücümü yitirdim. Ama artık takımım ile birlikte toplanıyorum ve yeni sezona bomba gibi gireceğiz inşallah burada da coming soon.
Ve son olarak filmler. Film izlemiyorum ve izleyeceğimi zannetmiyorum. Bilmiyorum nedendir filmlerden aşırı derece soğudum, oturup 2 saat film izleyesim gelmiyor, yerine aman aç 1 bölüm 20 dakikalık komedi diyor ve dizi izliyorum o yüzden film yazısı bekleme hüsrana uğrarsın.

Şimdi gelecek planım 2005 yılından bu yana içerisinde olduğum sözlük dünyası hakkında yazılar yazmak. Yani ekşi, itü, uludağ, galatasaray ve tabii ki inci sözlük hakkında yazı taslaklarım hazır. Biraz bunlara değindikten sonra tepkilere göre sosyal olayları da irdeleyeceğim. (bkz: bi dahakine kralsın be olm) (bkz: reenkarnasyon)

Ayrıca dizilerin biten ilk yarısı hakkında bir irdelemem olacak. Veda eden ve arada olan diziler hakkında.
En çok sevilen ve en çok tıklanan sayfa da reytingler sayfası. Bunun içinde ayrıca teşekkürler. Orada bir grafiksel sorun var düzeni oturtamadık ama teknik sorun çözülür. Yarın (hatta 2 saat sonra) dizilerin start vermesiyle reyting bölümümde şenlecek ve günlük güncellemelerle yola devam edeceğiz.

Son olarak şuan sıkılmadan buraya kadar okuduysan harbiden büyük adamsın. Seviyorum seni.
 Ve bir kez daha teşekkür edip istatistikleri verir defolup giderim.
Google aramalarına dikkat edin :) alaska kızları falan var lan. Google büyüksün reyis.

Büyükçe göreyim şöyle ne olmuş aralıkta kim ? nereden gelmiş ? diyorsun dimi. E eşşek değilsin bu kadar okudun bak hele. Ha özet geçiyorum: Büyütmek için resme tıkla.


çok iyi de oldu, çok güzel iyi oldu taam mı


Aykırı Bir Ekip: 30 Rock // Kenneth'in Gözünden Dünya

2 Yorum

2007 ve 2008'de en iyi komedi dalında üst üste Emmy ödülü alınca duymuştuk adını, NBC kanalının 4 senedir en büyük kozu olarakta devam etmekte Tina Fey yapımı olan 30 Rock.



Komedi kültürü bakımından Amerika daha basit komedilere önem veriliyor gibi gözükse de 30 Rock gibi içerisinde gülme efekti olmayan, ince espirilerle dolu çok tematik bir dizi de tutunabilip izleyici çekebiliyor.

Özellikle bu sezon başında 30 Rock'ın istikrarlı gidişinden sonra başladım izlemeye. Modern Family ile birlikte komedi yükümü bugüne kadar çekti bu iki mükemmel dizi. Aslında başlarda Modern Family'de ki çok garip hava 30 Rock'a kaymama sebep olsa da Modern Family sarınca 30 Rock biraz yavaşlamıştı. MF bitince yine eski dostuma döndüm ama bir baktım ki dizi bitmiş 4.sezon ortalarına gelmişim dedim ki yazı yazmak farz oldu.

Diziyi bol bol anlatacağım ama önce güzel bir video ile tanıtım yapalım. Bu videoda dizimizin reheberi ve dünyanın en masum insanı Kenneth'e patronumuz Jack ne kadar güzel Kenneth dünyayı senin gözünden görmek nasıldır acaba diyor ve macera başlıyor. Dizi karakterlerimiz dünyayı nasıl görüyor bunları izliyoruz. 3. Sezonun ortalarından bir bölümdü. Üşenmedim kestim biçtim gerçekten en komik anlardan birisidir.
Tracy, Jack ve Kenneth'in gözünden dünyayı izleyelim ardından diziye geçelim;



Komedi dizilerinde bariz belli karakterler vardır ki izleyeni çok etkiler. Örnek vermek gerekirse Two Anf a Half Men'de Charlie, How i Met Your Mother'da Barney, The Big Bang Theory'de Sheldon gibi. Ancak 30 Rock genel olarak bunlardan zaten farklı bir dizi olmakla beraber karakterleri de bunlardan çok farklı. Bu diziyi izlerken, "ya şu ikili öldürüyor gülmekten" diyebileceğiniz bir ekip olmamakla birlikte, tüm ekip bir biriyle inanılmaz bir uyum içerisinde.


Liz Lemon ana karakterimiz olsa da, ezik bir tipi kendisine yazması Tina Fey'in yazarlık başarısının ve oyuncuğunun en büyük kanıtı. Liz Lemon NBC'de bir show programı yapımcısı, bu stüdyo'da ve ekibin özel hayatlarında geçen olaylar üzerine kurulu dizimiz ilk bölümden itibaren kendisine hayran bırakabilmekte.

Jack Donaghy karakteri yine bol ödüllü bir karakter. Alec Baldwin tarafından canlandırılıyor ki Alec sadece duruşuyla komik bir isim. Karakterine gelirsek, bol takıntılı ve dostlarına bağlı bir patronu canlandırıyor. Yaşayabileceği tüm zevkleri yaşasa da hayattan devamlı yeni şeyler öğrenebilmeyi başaran. Kanalın rehberinden bile bir şeyler kapan bir isim.

Rehber demişken hemen aklıma Kenneth Parcell geliyor. Dizinin en pasif ama en doğal karakteri bence Kenneth. Rehberlik yapan Kenneth dünyanın en masum insanı diyebiliriz. Aklından hiç bir zaman kötülük geçirmeyen ve tüm ekibin ayak işlerini yapmasına rağmen tavus kuşuna hizmet ettiğine kendini inandırmış. Ayrıca dünyada kötülüğün varlığına inanmayan bir karakter.

Diğer ana karakterler de tabii ki bir birinden komik isimler. Tracy Jordan bunların en başında geliyor. Show programının starı ve aykırı zenci(ha pardon afrikan amerikalı) süper starı canlandıran Trayc Morgan. Dizinin en en önemli ismi belkide Tracy ama bir o kadar da arka planda kalabilen yaptığı nokta atışlarla insanı gülmekten kırıp geçiren bir yapıya sahip.
Diğer baş karakterde Jane Krakowski'nin canlandırdırğı Jenna Maroney karakteri :) gördüğünüz üzre soy isimlerde hafif oynamalara yansıtılmış diziye bu bile kendince ayrı bir komedi. Bu karakter de kendisini show'un merkezi sanıp Tracy'nin önüne geçmeye çalışsa da kimse tarafından sevilmeyen. Popüler olma çabasında ki kızımız. En çok kullandığı özelliği sarışın olması ve dişi olması :) Ama onu pek umursayan yok.

Yani demek istediğim bu kadar karakterin hepsinin bir biriyle uyumun aynı oranda güzel olan başka kaç dizi var ki ? Ayrıca daha bir sürü karakter var onları hiç saymıyorum. İzlerseniz görürsünüz.

Ekipte erkeklerde Türk esintileri de görmüyor değilim hele bir Frank var ki evlere şenlik :)

Dizi önermeyi sevmem bildiğiniz üzre ama Modern Family ve 30 Rock kesinlikle izlenesi bir dizi.

Memleketim insanına özel yarışma: Hayatım Dizi

3 Yorum


Ne zaman böyle bir şey yapacaklar diye bekliyordum aslında. Cine 5'in satılma işlemlerinden sonra en çok izlenen programı dizi magazin olduktan sonra böyle bir şeyi bekliyordum.

Olay şundan ibaret. Star Tv'de, bir  aile çıkacak ve piyasadaki diziler ve dizi oyuncuları hakkında sorulan cevaplayacak. Aile 3 kişi falan olacak, yani ailede en çok dizi meraklıları. Bunlarda çıkıp gevrek gevrek sırıtarak "çoh iyiyim bu işte yeaa" diye hava atacak çok önemli bir şeymiş gibi.

Televizyonun diziden ibaret olduğu şu günlerde herkesin ekmeğini dizi üzerinden yemeye çalışması acınacak bir durum. Ödülün 500 bin tl olması daha da ilginç bir durum.
Özet olarak yavru kanal Star'ın baba kanal Kanal D'nin dizilerini öveceği ve ya tutarsa diye bir format deneyeceği yarışma programı olacaktır.
Sorsana yabancı dizileri de göreyim o zaman samimiyetini ve dizi kültürünü. Ağa, aşk dizilerini izlemeden bende hayatım dizi derim.

Caf caflı da bir video hazırlanmış. Ohh hayat bayram:

2011'de 40 Yapar // Mutlu Yıllar Panpa

0 Yorum



Saçmalama hakkımı senenin ilk postunda kullanmak istiyorum zira o kadar kişisel blog "çok rahatım yea" diye takılsam da itiraf ediyorum yazarken biraz kasıyorum. Yani değerli haber ve yazı tarzı paylaşımlar ağırlaştı son zamanlarda. Öncelikle 40 yapar espirisi üzerinde durmayacağım merak etmeyesin :) Sadece klişeyi bozmayalım dedim. En sonda hesaplamayı yaptım :)
Beni bilen bilir, takip eden tanır. Böyle aforizma kasayım, süpper yazılar yazayım, en iyi ben olayım, herkes beni okusun, herkes beni sevsin gibi takıntılarım yoktur. Tamam blog ve yazı sorunumu aşıp postun konusuna geliyorum.

2011. Yine çat kapı hiç geliyorum demeden geldi. 1 koca yıl daha bitti. Hani yarın sabahtan itibaren dünyanız değişecek diye beklemeyin zira bi bok olmayacak.
2011'den de beklentiyi abartmayın yine hemen hemen pek değişmeyecek.
2011 sana da sözüm var, sende akıllı ol ki sevelim seni böyle yılların genel bir görüntüsü vardır. Yıllar sonra diyelim ki: "ulan tüm dünya için ne güzel bir yıldı be" böyle güzel geç, kişisel değil genele hitap et, topu topu 300 kusur günsün yani havan kime diye çemkirmek istiyorum

Dünya barışı, kardeşlik falan. O işlere hiç girmiyorum bildiğiniz üzre bu samimiyetsiz dilekerin hiç biri gerçekleşmeyecek. Birisi çıkar da 2011 Filistinli kardeşlerimize çare olsun falan derse yeminle kafa göz dalarım, işinize bakın lan az.

Ben kişisel olarak 2011 yılında yine normal bir insan olmayacağımın garantisini veriyorum. Yine karma karışık bir orada bir burada geçecek bir yıl olacağına adım gibi eminim.

Özetlemek gerekirse; önemli olan bizim yıllara girmemiz değil, yılların bize girmemesi. Yılların bize geri getiremeyeceğimiz parçalarımızı götürmemesi dileği ile Mutlu Yıllar Panpa.

40 Yapar;

2011---->   2+1+1=4 yapar. Sonuç ile elde kalan sıfırı yan yana koy bunlar da 40 yapar.

Heyyooooo işte şimdi yeni yıl geldi :)

Ahanda sörprüzzz

Ek Sayfalar

Bu blogdaki yazılar Kamil Akar'a aittir ama ego şişkinliği yapmaya lüzum yok, Copy Paste serbesttir. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hayallerine dokun, bloğuma dokunma

Gelecek Bölüm Promoları

Gelecek Bölüm Promoları
Güncelleme: BUGÜN (Fringe ve "V")

Followers

En Çok Okunanlar

İnternette Sansüre Hayır!

sansüre hayir

Twitter Şeysi

Video İzleme Zımbırtısı

Hayata Anlam Katanlar-1

Hayata Anlam Katanlar-2

Hayata Anlam Katanlar-3

Hayata Anlam Katanlar-3

Büyük Efsane'M

Hakkımda

Kısaca asosyal, okumayı ve yazmayı seven, 7/24 dizi izlese sıkılmayan, filmler hayatının gidişatını etkileyen, futboldan vazgeçemeyen bir kişiliğim :) Kendim için birşeyler karalıyorum, okuyan olursa ne âlâ, okuyan olmazsa ileride döner döner kendim okurum demiş ve başmışımdır... Başta dediğim gibi... Sadece ego tatmini!