Bir Geldi... Bir Gitti...


Galatasaray derinden ve akla uygun transferler yapmaya devam ediyor. 2012'de yapılacak mali kriter analizine göre bazı kulüplerin Avrupa kupalarına katılma hakkı elinden alınacak. Bunun bilincinde olan Galatasaray yönetimi son iki sezondur, genç ve bonservisi elinde bulunan isimlere yöneliyor. Bu sezon kadroya katılan, Musa Çağıran, Mehmet Batdal, Serdar Özkan bu doğrultuda yapılan transferler.

Galatasaray Uefa Kupası'nı kazanan kadrodan istediği mali karşılığı alamadı. Bunun getirdiği sıkıntılar hepimizin gözü önünde. Bir kulüp için oyuncu satışları çok önemlidir. Avrupa'nın dev kulüpleri bile, oyuncularına belirli koşullarda teklif geldiğinde satabiliyor. Manchester United'ın Ronaldo'yu satmasını buna örnek verebiliriz. Tabi bundan sonra kadroya iyi takviyeler de gerekli. Ronaldo'nun boşluğunu Wigan'dan 18 milyon euro'ya alınan Antonio Valencia ile dolduran Manchester başarıyı yakalayamadı. Şu günlerde Barca'nın Fabregas'ı almak için neler yapmadığını bilmeyeniniz yoktur. Arsenal onun boşluğunu dolduracak bir futbolcu bulamadığından satmak istemiyor. Aslında baktığımızda o bölgede Alou Diaby, Denilson gibi genç ve kaliteli isimlerin olduğunu görebilirsiniz ancak şu halleriyle Fabregas'ın çok çok gerisindeler.

Bazılarınız bana ''Ulen Pino'dan girdi Fabregas'tan çıktı ne biçim yazı bu'' diye çıkışabilirler. Varmak istediğim nokta şuydu: Keita'nın satışı sonrası Galatasaray sağ açık pozisyonunda kimi transfer edecek? Transfer ettiği isim Keita'nın ivmesini yakalayabilecek mi? Asıl varmak istediğim nokta bu.

Pino yaşı itibariyle gelecek vaad eden bir isim. Eden Hazard gibi uçuk bir yeteneğe, Ronaldinho gibi bir kariyere sahip olmasa da(!) Galatasaray taraftarına hırsıyla, mücadelesiyle Keita'nın boşluğunu doldurabileceğini gösterecektir. 1987 Kolombiya doğumlu kendisi. 176 cm ve 72 kilogram. İlk resmi maçına İndependiente Medellin ile 16 yaşında çıktı. Kolombiya'da 3 yıl geçiren Pino 40 maç oynayıp 4 gol kaydetti.

2006 yılında Paraguay’da düzenlenen Güney Amerika 20 Yaş Altı Şampiyonası’nda Kolombiya U-20 Milli takımındaki performansıyla Chelsea, Boca Juniors, Sao Paulo, Udinese, Porto gibi kulüplerini peşine taktı. Kolombiya U-20 takımıyla 23 maça çıkıp 13 gol kaydetmiştir. 2007’de düzenlenen Copa America’da Kolombiya kadrosunda yer bulamamayan Pino hayal kırıklığı yaşamıştır. Ocak 2007'de, henüz 19'da Monaco ile sözleşme imzaladı.
Monaco'da ilk sezonunda takımda uyum süreci geçirmiş ve yalnıza 8 maça çıkmıştır. 2007-2008 sezonunun ilk yarısında 18 maçta forma giymiş ve devre arasında Belçika'nın Charleroi takımına kiralanmıştır. Belçika ekibinde sakatlıklarla boğuşmuş ve yalnızca 4 maça çıkabilmiştir. 2008-2009 sezonunda Monaco'ya geri dönen Pino, sezon boyunca istikrarlı bir grafik çizmiş ve eski günlerine döndüğünün sinyalini vermiştir. O sezon 25 maçta forma giymiş ve 6 gole imza atmıştır. Ligue 1′deki ilk golünü, 18. haftada Valenciennes ağlarına göndermiştir. 2009-2010 sezonunda genelde yedek kalmış, oynadığı maçlarda ise tekniğini göstermiştir. O sezon da 14 maçta 1 asist yapmıştır.

Özellikle Keita'nın gittiğinden yakınan taraftarlar için yapılmış bir transfer diyebiliriz. Bazen takım oyunundan uzaklaşsa da, birebirde çok etkili bir oyuncu. Hızıyla, az da olsa bitiriciliğiyle Türkcell Süper Lig'de büyük iş yapacaktır. Bonservisi hakkında net bir bilgi olmasa da 2-3 milyon Euro arasında olacağı öngörülmektedir. Eğer futbolunu geliştirmek için Türkiye'de geldiyse Rijkaard'ın elinde çok iyi işler başarabilir.

5 yorum:

Yazar 1 dedi ki...

Pino kesinlikle kaliteli bir isim gelirse Keita'nın yerini doldururmu orası bir soru işareti ama düşük bonservis bedeliyle böyle bir riske girilir. zamanında uçuk paralara inamotolar bouzidlere riske girildi bu genç yeteneğe kesinlikle girilir diyorum.

yazı içinde teşekkürler gayat açıklayıcı artık tüm gözler galatasaray.org'da

Surrealist Adam dedi ki...

Rica ederim. Bundan sonra gelecek transfer için böyle analizler gerekli. Çünkü çoğu kişi bu futbolcuları tanımıyor. Ya da yeterli bilgi sahibi değil.

Keita'yla karşılaştırmak ne kadar doğru, ne kadar değil bilemiyorum ama, ondan aşağı kalır bir futbolcu olmadığına imzamı atabilirim.

Keita boş alanda etkili bir oyuncu ancak sıkı savunma yapan takımlara karşı ve Avrupa takımlarına karşı çok varlık gösteremiyor. Pino'nun Keita'dan üstün olduğu nokta burası. Oyunu iki yönlü oynayabildiğinden sıkı savunmalara karşı dikine oynayabiliyor.

Bonservis konusunda sana katılıyorum. Lincoln'e 20 Milyon Dolar verenler şimdi kesenin dibinin boş olduğunu görmeye başladılar.

Zaten kalitesini tartışmaya kalkmak futbola ihanettir.

Gs. org açıkladı denebilir aslında :) Bu saatten sonra sadece ''Pino Galatasaray'da'' yazısını görmek kaldı.

Kamil Akar dedi ki...

Ben Keita konuusnda sana katılmıyorum. Pino'nun Keita'nın boşluğunu dolduracağını düşünmüyorum. ayrıca Keita sıkı savunmaya yapan takımlara karşı kötü demişsin amma sana Atletico Madrid maçını hatırlatmak isterim.
2 Maçta da maçın adamıydı ki bu atletico madrid en iyi savunma yapan takım

Surrealist Adam dedi ki...

Kamil,
Bonservisine 8 milyon euro verilen bir oyuncu onları yapmayacaksa neden alındı ki? Önemli olan Türkiye'de kader maçlarında kendini gösterebilmesi.

Keita Ali Sami Yen oynadığı futbolun %50'sini deplasmandaki maçlarda oynasaydı bu kadar puan kaybı yaşanmazdı.

Nıhat Bulut dedi ki...

Aynen katılıyorum keita daha iyi olsaydı emin ol ki takımda kalması için önce rijkaard talimat verirdi

Ek Sayfalar

Bu blogdaki yazılar Kamil Akar'a aittir ama ego şişkinliği yapmaya lüzum yok, Copy Paste serbesttir. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hayallerine dokun, bloğuma dokunma

Gelecek Bölüm Promoları

Gelecek Bölüm Promoları
Güncelleme: BUGÜN (Fringe ve "V")

Followers

En Çok Okunanlar

İnternette Sansüre Hayır!

sansüre hayir

Twitter Şeysi

Video İzleme Zımbırtısı

Hayata Anlam Katanlar-1

Hayata Anlam Katanlar-2

Hayata Anlam Katanlar-3

Hayata Anlam Katanlar-3

Büyük Efsane'M

Hakkımda

Kısaca asosyal, okumayı ve yazmayı seven, 7/24 dizi izlese sıkılmayan, filmler hayatının gidişatını etkileyen, futboldan vazgeçemeyen bir kişiliğim :) Kendim için birşeyler karalıyorum, okuyan olursa ne âlâ, okuyan olmazsa ileride döner döner kendim okurum demiş ve başmışımdır... Başta dediğim gibi... Sadece ego tatmini!