Futbola Merhaba

0 Yorum

Yaklaşık 1 yıllık bir aradan sonra ilk postu futbola merhaba demeye hazırlandığımız şu günlerde girmek geldi içimden. Yaklaşık 1 senedir birdizihaber.com nedeniyle post haklarımı orada kullanıyor ve yazılarıma orada devam ediyordum. Ancak futbol dolu geçen bir sezondan sonra yeni sezon öncesi bir şeyler karalamak geldi içimden.

Harika bir sezon geçiren Galatasaray bu sezon daha sağlam bir yapılanma ile sezona çok iddialı başladı. Bu benim gibi bünyelere daha büyük bir futbol aşkı veriyor. Geçtiğimiz sezon inanılmaz sancılı bir sezon yaşamama rağmen sonunda yaşadığım mutluluğun tarifi imkansız. Bu nedenle bu sezon daha farklı şekilde bakıyorum futbola. Hani Lig Tv'nin yeni reklamı var ya, aşk bazıları için 6 harftir diye. İşte öyle bir sezona başlıyorum. Resmen Premier Lig başlaması için gün sayıyor, her gün Chelsea başta olmak üzere tüm Premier Lig takımlarının sitelerini ziyaret ediyor, takımları adım adım takip ediyorum.
Premier Lig sevdam farklı bir şey. Türkiye'de oynana futbolun rezilliği nedeniyle yıllardan bu yana Futbol sevgimi tamamıyla Premier lig üzerinden gideriyorum. Özellikle geçtiğimiz sezon yaşanan şike olayları ve Süper Final saçmalığı nedeniyle Türk futbolunda tamamen soğudum. Artık Türkiye'de tek derdim Galatasaray.

İşte bu nedenle bugün futbola merhaba diyorum. Galatasaray'ım geçen sezonun Türkiye kupası kazananı Fenerbahçe ile 2011-2012 sezonunun en iyisini belirlemek için Süper Kupa organizasyonunda sahaya çıkıyor. Erzurum'da yeni yapılan stadı da tanıtmak ve şehre hareket getirmek için bu sezon final bu şehirde yapılacak. Dünden bu yana kadar röportajları izleyip gelişmeleri takip ediyorum. Özellikle kaptanlar ve Teknik direktörlerin sağ duyulu mesajları Türkiye'deki futbol kültürü için iyiye işaret olsa da asla daha öteye gidemeyeceğini gördük. Özellikle Fatih Terim ve Aykut Kocaman'a sorulan; "yarın kaybeden kazananı alkışlar mı?" sorusu üzerine iki isim de negatif cevaplar verdiği anda olay koptu zaten. Türkiye'de futbolu gidebileceği en uzak nokta ortak basın toplantısı düzenlemek olacak gibi.

Neyse zaten pek ümidimizin olmadığı bir konuydu. İşin biraz Erzurum boyutuna bakalım. Erzurumspor zamanında süper lig'de mücadele etse bile kalıcı olmayı başaramamıştı. Doğu insanının sevgi dolu tutumunu dünden itibaren canlı olarak izliyorum. Bu sevgi tabi kanalların bize gösterdiği "aaa Erzurum insanı ne kadar güzel yaa" olayları değil. Takımlar uçaktan inince halkın futbolculara ve yöneticilere saldırmayıp insanca elini sıkması, başarılar demesi gibi ince detaylarda gizli aslında bunlar. O havalimanındaki insanların hepsi rakip takım taraftarı olduğunu biliyor muydunuz? Anadolu insanı yobazlaşmış İstanbul insanından daha fazla futbolu seviyor, daha fazla türk futboluna iyi geleceğini düşünenlerdenim. Erzurum'da atlı polisler, rakip takım taraftarlarının aynı mekanlarda takılmaları, maçı beraber beklemeleri, gerektiği yerde atışmaları falan aynı İngiltere'nin aynı şehir takımları gibi. O hava Erzurum'da vardı. Evet İstanbul'da aynı şehir ancak bu ortam hiç bir zaman var olmadı ve olmayacak. Demem o ki, keşke Galatasaray ve Fenerbahçe İstanbul takımları değil de Erzurum takımları olsaydı da şu ortamda futbol izleseydik yıllarca.

Maça gelecek olursak, Galatasaray ve Fenerbahçe geçen sezon kıyasıya bir rekabete sahne olan yorucu bir ligin ardından yeni sezona çok iyi transferlerle başladı. Özellikle Galatasaray'ın Hamit Altıntop ve Burak Yılmaz gibi son yıllarda milli takıma ve ülke futboluna damgasını vurmuş iki ismi kadrosuna katarak büyük bir açığı kapattı. Ayrıca Danny, Umut Bulut ve Ambrabat transferleri ile çeşitliliği arttıran takımımız uzun uğraşlar sonunda geçen sezonun en başarılı ismi Felipe Melo'yu da tekrardan kiraladı.
Fenerbahçe cephesinde ise Krasic ve Kuyt gibi yüksek sükseli transferler gerçekleşti. Özellike Kuyt takıma şimdiden büyük katkılar sağlıyor. Yerli kontenjanında ise Mehmet Topal ve Hasan Ali Kaldırım gibi iki önemli ismi alan takım savunmasına da Egemen Korkmaz'ı alarak güzel bir savunma tandemi oluşturdu. Tabi hâlâ orta sahada Emre Belezoğlu'nıun açığını kapatabilmiş değiller ancak yine de çok iyi bir takım.

Bu sezon bu iki takım açık ara farkla olmasa da kendi aralarında çekişecek gibi gözüküyor. Süper Final saçmalığının da olmadığını düşünürsek güzel bir lig bizi bekliyor gibi.

Bu akşam oynanacak maçlar ise henüz oturmamış kadrolar olduğu için bireysel yeteneklerin farkı getireceği açık. Galatasaray'ın hazırlık maçlarını izlersek bir durgunluk söz konusu. Takımın gol yollarında etkili olamaması daha bireylerin birbirini tanımamasına bağlıyorum. Tabi Melo'nun yokluğu da çok önemli bir etmen. Bugün yine Melo yok. Tüm yük Selçuk İnan'ın omuzlarıda. Hücum yollarında ise Elmander tek ümidimiz. Burak Yılmaz'ın cezalı olması ve Umut Bulut'un da yedek olacağını düşünürsek Necati'den pek bir şey beklememek gerekir. Elmander ile Umut'un aynı özellikteki isimler olmasından dolayı Fatih hoca ikisini aynı anda düşünmüyor. Bu nedenle Elmande-Burak ikilisini bol bol görecek gibiyiz. Bu maçta Elmander'in yaratacağı fark merakle bekleniyor.
Fenerbahçe cephesinde ise orta saha zayıflığı ortada. Baroni ve Selçuk ikilisi gerçekten bizim orta sahamıza göre zayıf kalıyor ancak hücum gücü etkili. Alex'in her maç şapkadan tavşan çıkardığını hatırlatmaya bile gerek yok. Şimdi de Kuyt ve Sow gücü eklenince gerçekten hücumda tehlikeli bir takım oluyorlar. Bugün Fenerhahçe orta sahası hariç zayıf zayıf yerleri yok gibi. Biz de orta sahada üstünlük kurarsak güzel bir maç izleriz.

Artık sadece şiddet olmayan bir maç izlemek istiyorum. Başta bahsettiğim Erzurum'un güzelliklerine yakışır şekilde davranan oyuncularla güzel bir maç izleriz umarım. Sonunda kaybeden kazananı tebrik eder ve asıl hedefimiz olan Lig ve Şampiyonlar Ligine odaklanırız.

Bu sezon blogda daha aktif olaymı düşünüyorum. Özellikle Premier Lig başlamadan önce bir analiz ile tekrar burada olacağım. Bloğun dizi kanadını Birdizihaber.com'a taşıdığımıza göre burayı da tamamen Futbol'a ayırabilirim diye düşünüyorum. Şimdiden futbol dolu günlere.

63. Emmy Ödülleri Tahminler / Beklentiler

2 Yorum



Her sene geleneksel olarak sezon sonu değerlendirmesiyle birlikte kaleme döktüğüm emmy yazısı için zaman gelmişti. Bu sezonun farkı ise sezon sonu değil sezon başı bu yazıyı yazmak oldu. İş hayatım başladığından bu yana blog ve diğer hobilerime pek zaman ayıramaz oldum ancak yarın yapılacak emmy öncesi yazı yazmazsam kendimi suçlu hissederdim.

Her zaman ki gibi kapsamlı bir yazı olmayacak kesinlikle zira yine uykusuz gözlerle ekrana bakmaktayım, yazıyı tamamlayıp 3-5 bölüm dizi izleyip yatağa gömülme planları yapıyorum.

Bir şov olmaktan çıkıp başlı başına bir endüstri olan televizyon dünyasının en görkemli ödüllerinin verileceği gecedir emmy ödül töreni gecesi. Milyarlarca doların yatırıldığı, bütün sezon emeklerin harcandığı bir sektörde başarılı olanların başarısının ödüllendirildiği bir gece.

Dizi dünyası bu sezon tahminimden daha hareketli oldu, dizi iptallerinin en az olduğu aynı oranda da yeni dizilerin başarılı olduğu bir sezondu. Özellikle kablolu kanalların hemen hemen her dizisi ayrı bir olaydı.

İşte böyle bir sezonda büyük rekabetlerin yaşanacağı bir emmy gecesi bizleri bekliyor ve ben de yavaştan tahminlerimi açıklayayım ki adet yerini bulsun.

İki ana gruptan oluşacak adaylar, bunlar tabii ki komedi ve drama. Aslında burada "komedi hariç her dizi dramadır" mantığından kurtulmak gerekiyor ama böyle gelmiş böyle gidecek diyerek devam ediyorum.

Drama ile başlamak istiyorum, aslında sezon benim için komedilerin ağırlıkta olduğu bir sezon olsa da dramalar ağır başlardır diyerek başlıyorum.

İşte drama ödül dalları;
En iyi drama dizisi,
Drama dizilerinde en iyi erkek oyuncu,
Drama dizilerinde en iyi kadın oyuncu,
Drama dizilerinde en iyi yardımcı erkek oyuncu,
Drama dizilerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu,
Drama dizilerinde en iyi konuk erkek oyuncu,
Drama dizilerinde en iyi konuk kadın oyuncu.


İşte dallarımız bunlar ve işte adaylarımız:
En iyi drama dizisi
Boardwalk Empire  • HBO 
Dexter  • Showtime
Friday Night Lights • DirecTV

Game of Thrones • HBO
The Good Wife • CBS
Mad Men • AMC

Yıllarca Man Men yavşaklığının son bulmasını dileriz bu dalda ama her sene inadına ödül alır mad men. Tabii ki çok başarılı bir yapım ama bu kadar ödül almasına ve bu kadar yanlı davranılmasın karşıyım. Bu sene yine Mad Men sürprizini saymazsak en büyük iki aday iki Hbo dizisi Boardwalk Empire ve Game of Thrones. 
Boardwalk Empire sezonun ilk yarısında yayına başladı ve Golden Globe dahil tüm ödülleri süpürdü ama Game of Thrones ise sezonun ikinci yarısı başlayıp amerika dahil tüm düyada büyük bir hayran kitlesine sahip  oldu ve ses getirdi. Böyle bir ortamda henüz ilk sezonunda ki G.O.T. ödül alacağını düşünmüyorum. Bence bu sene ki ödül Boardwalk Empire'a gidecek. Tabi bana sorsanız Game of Thrones derim. 
Yani favorim Boardwalk Empire, gönlümden geçen(istediğim): Game of Thrones.
Diğer dizilerden bahsetmezsek ayıp olur. Dexter zaten bir efsane ve harika bir sezon atlattı ama bu saydığım iki dizinin yanında popüleritesi yetmez. Zira dex biraz daha anti kahraman ve herkesin sevip izleyebileceği bir karakter değil. The Good Wife ise sezonun ulusal kannallardaki en iyi drama dizisi ama kablo kanalları ve onun dizileriyle baş etmesi imkansız.

Drama dizilerinde en iyi erkek oyuncu,
Steve Buscemi • (Boardwalk Empire - Enoch 'Nucky' Thompson)
Michael C. Hall • (Dexter - Dexter)
Kyle Chandler • (Friday Night Lights - Eric Taylor)
Hugh Laurie • (House MD - House)
Timothy Olyphant • (Justified - Raylan Givens)
Jon Hamm • (Mad Men – Don Draper)
Bu dalda en büyük adayım ve kesin favorim Steve Buscemi. Boardwalk Empire'da  Nucky Thompson karakterine öyle bir hayat verdi ki resmen o dönemleri kendisiyle beraberce yaşadık. Sanki Nuck 2011 yılında yaşamıyor da o yılların adamıymış hissiyatını bizlere yansıttı. Bence kesinlikle senenin en iyi oyunculuğu ve bu ödülü elini kolunu sallayarak almalı.
Michael C. Hall geçen sene bu ödülü aldığı için artık yeter, biliyoruz zaten sen kralsın bırak başkaları alsın demek istiyorum. Ha alırsa neden aldı denir mi ? tabii ki denmez. Yine harika bir sezon geçirdi ama bırak Nucky alsın.
Hugh Laurie'ye ise artık acıyorum, adam yıllardır aynı dalda aday ve hiç hak ettiği ödülü alamıyor. Evet rakipleri çok güçlü ama bu adam ne zaman alacak bunu yahu ? Bence bu sene de alamazsa seneye töreni boykot falan etsin. Ben olsam öyle yapardım. Yine yazık olacak Hugh reyise.
Jon Hamm ise yine tamam iyi hoş ama yeter dediklerimden. Bu sene Mad Men'e bir ödül gitmesine bile tahammülüm yok.
Friday Night Lights ve Justified dizilerini düzenli izlemediğim için yorum yapmayacağım ama kendileri orada ayıp olmasın diye durdukları çok belli.

Drama dizilerinde en iyi kadın oyuncu
Kathy Bates (Harry’s Law)
Mireille Enos (The Killing)
Connie Britton (Friday Night Lights)
Julianna Margulies (The Good Wife )
Mariska Hargitay (Law & Order: Special Victims Unit)
Elisabeth Moss (Mad Men)
En az yorumum olan dal bu dal sanırım. Elisabeth Moss ve Julianna Margulies yarışacak gidi duruyor ancak bir Mireille Enos sürprizi çıkabilir zira kendisi üstün bir sıçrama yaptı. Hani keşke en iyi çıkış yapan(en iyi çıkış yapan ne la ?) oyuncu ödülü olsa kesin kendisine giderdi ama Julianna Margulies harika geçen sezonu için ödülü sonuna kadar hak ediyor. Yine Mad Men yavşaklığı olmazsa Julianna Margulies ödülü alacaktır. Favorim kendisidir.


Drama dizilerinde en iyi yardımcı erkek oyuncu
Peter Dinklage (Game of Thrones)
Josh Charles (The Good Wife)
Alan Cumming (The Good Wife)
Walton Goggins (Justified)
John Slattery (Mad Men)
Andre Braugher (Men Of A Certain Age)
Peter Dinklage'in bu dalda aday olmasını açıkçası bekliyordum zira üstün bir performans sergileyip tüm dünyayı kendisine hayran bıraktı. Ben de kendisini büyü hayranlarından birisi olarak ödülü almasını isteyenlerdenim. Ancak ödüle yakın gördüğüm isim ise Andre Braugher. House'dan  Dr. Darryl Nolan olarak hatırladığımız oyuncu Tnt'den büyük sıçrama yapan dizinin en iyi oyuncularından birisi oldu ve ödüle en yakın isim. Ancak yine Mad Men sürprizine açık olalım diyorum.

Drama dizilerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu
Kelly Macdonald (Boardwalk Empire)
Margo Martindale (Justified)
Archie Panjabi (The Good Wife)
Christine Baranski (The Good Wife)
Christina Hendricks (Mad Men)
Michelle Forbes (The Killing)
Büyük bir rekabetin yaşanacağı bir diğer dal. Bence kesinlikle Kelly Macdonald'a gitmesi gerekmekte ancak Justified'de ki üstün oyunculuğu işe Margo Martindale en büyük rakip. Bu dalda bu ikili arasından birisinin kazanacağına kesin gözüyle bakıyorum.

Adayları vermeden geçeceğim iki dal ve kazanan tahminim:

Drama dizilerinde en iyi konuk erkek oyuncu: Burası da kesin dallardan birisi. Michael j. Fox'un ultra eğlenceli karakteri bu ödülü sabaha kadar alır.
Drama dizilerinde en iyi konuk kadın oyuncu: Kesinlikle alması gereken isim Julia Stiles. (Almazsa çocuğumu keserim) 


Veee geçelim komediye. Uzmanlığımın daha iyi olduğu bölüm diyebilirim. Zira aralarında izlemediğim dizi çok çok az. Bu bölümde hatasız gitmek istiyorum, yani tahminlerim %100 tutmalı. Ve başlayalım. 

İşte bu bölümde ki dallar;

En iyi komedi dizisi,
Komedi dizilerinde en iyi erkek oyuncu,
Komedi dizilerinde en iyi kadın oyuncu,
Komedi dizilerinde en iyi yardımcı erkek oyuncu,
Komedi dizilerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu,
Komedi dizilerinde en iyi konuk erkek oyuncu,
Komedi dizilerinde en iyi konuk kadın oyuncu.

En iyi komedi dizisi;

The Big Bang Theory • CBS
Glee • FOX
Modern Family • ABC
Parks and Recreation • NBC
The Office • NBC
30 Rock • NBC
İşte kesinlikle seçim yapamadığım dal. Öncelikle Glee'nin burada olması büyük haksızlık. Çünkü tam anlamıyla komedi olmayan (müzikal) bu dizi diğer komedileri şansına en gel oluyor. Öncelikle ödülü kesinlikle  Glee hak ediyor, ancak onu komedi dışı sayarsak Modern Family ödülün en yakın ismi. Yani bu sene de ödül Glee ve Modern Family arasında gidip gelecek. Amerikan halkına göre ise ödülü yakın taraf Glee. 
30 Rock bence gelmiş geçmiş en iyi dizilerden ama modern family yanından komedi unsuru daha az, daha doğrusu tarzı farklı. Komedi dalındaysak biraz MF yanında sönük kalıyor. The big bang theory'yi ise söylemeye gerek yok. Bütün sezon her bölümde harikalar yaratan bir ekip vardı, ancak yine bir Modern Family olmadığı için ödüle uzak diye düşünüyorum ancak ödülü alacağını düşünenler az değil. The Office ise yaşadığı çalkantılı dönemde bile güzel bir sezon geçirdi ancak asla ödülü kapacak kadar iyi değildi bu sezeon. Parks and Recreation ise aralarında tamamen takip etmekediğim tek dizi. Ve bence ödüle uzak.
Özetlemek gerekirse; Glee ile Modern Family yarışır ancak eğer komedi dalındaysak ödülü kesinlikle Modern Family almalı.


Komedi dizilerinde en iyi erkek oyuncu


Jim Parsons (The Big Bang Theory)
Louis C.K. (Louie)
Johnny Galecki (The Big Bang Theory)
Matt LeBlanc (Episodes)
Steve Carell (The Offiice)
Alec Baldwin (30 Rock)
Ödülü verecek heyetten ben olsaydım kesinlike tercihim Matt LeBlanc olurdu. Ancak Episodes dizisi genel olarak çok iyi olsa da big bang theory, 30rock gibi dizilerin popülerlik seviyesine ulaşamaz. O yüzden ödül bu sene de Jim Parsons'a gider. Ha hak etti mi ? Evet etti. Ancak bana bıraksalar joey'e aman pardon Matt LeBlanc'a verirdim :)

Komedi dizilerinde en iyi kadın oyuncu,
Laura Linney (The Big C)
Melissa McCarthy (Mike & Molly)
Edie Falco (Nurse Jackie)
Amy Poehler (Parks And Recreation)
Tina Fey (30 Rock)
Martha Plimpton (Raising Hope)

Al bir de buradan yak. Hangisi alsa neden aldı demem ama aralarında tercih yapamıyorum. Bir kere Big C'nin durumu yine Glee gibi. Bu dizi bu dalda olmamalı kesinlikle. Golden Globe'u aldı ve belki burada da en büyük adaylardan ama komedinin azlığı bu dizinin burada olmaması gerektiğine işaret ediyor. Melissa & Joey'in yıldızı Melissa ise benim kişisel olarak Gilmore Girls'ten hastası olduğum bir isim olsa da burada ödüle uzanacağına ihtimal vermiyorum. Edie Falco ise tam bir efsane artık. Jackie ile ödüle en yakın isimlerden. Tina Fey bireysel olarak en sevdiğim aktristlerden birisi, her dalda aday olsa her dalda almasını isterim ama artık yıllardır aday olmasının ve ödüllere boğulmanın verdiği rahatlıkla yüce konseyimiz tina'ya yeniden vermeyecektir. 
Ve işte benim bu sezon ki favorim Martha Plimpton. Kesinlikle bu dalda ödülü alması gereken isim. Yani bu biraz Glee - Modern Family gibi. Burada olay komediyse ödülü Martha almalı, ama yok ödül en iyi oyuncuysa Laura almalı. Artık söz yüce konseyde. *:swh

Komedi dizilerinde en iyi yardımcı erkek oyuncu
Chris Colfer (Glee)
Ty Burrell (Modern Family)
Jesse Tyler Ferguson (Modern Family)
Eric Stonestreet (Modern Family)
Ed O’Neill (Modern Family)
Jon Cryer (Two And A Half Men)

Öncelikle altı adayı olan dalda Modern Family'den dört aday olması çok sevindirici bir durum. Emekler karşılık bulmuş demek ki. İstatistiksel olarak bakarsak ödül %75 Modern Family'de ama bence bu ödüle en yakın isim Chris Colfer. Yani Glee'ye birden fazla ödül gideceği kesin. Eğer en iyi diziyi vermezlerse -ki modern family gerçeği var- bu dalda kesin bir jest yapıp ödülü Chris'e verirler. Glee'de ödül almayıp hak eden bir isim Chris ve bence alırsa hakkıyla almış olur. Benim jest benzetmem küçük hesaplar peşinde koşan seçici kurula. MF tayfasında Chris'e en yakın isimler ise Ty ve Ed. Tamam gay çiftimiz çok şirin ama tecrübe ve kahkaha oranı yaptığımızda bu ikili ön plana çıkıyor. Jon Cryer'a gelince, kendisini çok severim ama neden aday gösterildiğini anlamadım. Tamam Charlie Sheen dizinde ayrıldı falan ama geçen sezon ki performansa göre en iyi erkekte Charlie'yi aday göstermeyip yardımcıda Jon'u göstermek haksızlık gibi. Ancak piyasada ki en iyi yardımcı komedi oyuncusu kim dense tam 8 sezondur Jon Cryer gelir bu da bir gerçek.
Özet: MF tayfasından birisine gitsin be şu ödül.


Komedi dizilerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu
Jane Lynch (Glee)
Julie Bowen (Modern Family)
Sofia Vergara (Modern Family)
Kristen Wiig (Saturday Night Live)
Jane Krakowski (30 Rock)
Betty White (Hot in Cleveland)
Sanırım sonucu belli bir dal. Jane Lynch sunucusu olduğu gecede ödülü çok rahat alır. Ancak yine MF ekibinden iki kadın oyuncunun da aday olması yine sevindirici bir durum. Dizide başrol olmaması bu durumu doğuruyor işte. Eğer Sofia veya Kristen ayrı dallarda olsa ödüllere daha yakın olabilirlerdi ama kısfet artık. 
Jane Krakowski'nin ödüle aday olması ise bence şaşırtıcı bir durum. Sanırım boşuk doldurmak istediler. Betty ise Hot in Cleveland'da başarılı olsa da dizi ve Betty Tvland kanalından kaybediyor bence. Eğer dizi başka kanalda olsaydı şimdi en fovori aday olabilirdi ancak oyunculuğu ile buralarda olması bile çok iyi. Ayrıca bir sürpriz olabilir mi ki ?
Not: Yahu bu dalda Phyllis Somerville olması gerekmiyor mu ? Sezonun en etkili ismiydi, e madem Big C komedi dalında peki sorarım yardımcı kadın oyuncu dalında Phyllis Somerville neden yok ?


Yine yorumsu iki küçük dal;
Komedi dizilerinde en iyi konuk erkek oyuncu: 30Rock'a ödül gidecekse bu burada olmalı Matt Damon ödülü hak eden isim.
Komedi dizilerinde en iyi konuk kadın oyuncu: Bu sezon Glee'de görmekten en çok zevk aldığım isim
Gwyneth Paltrow'du,  kendisi kesinlikle ödüle en yakın isim.

Ve Son Bir Dal;
En iyi mini dizi/televizyon filmi;

En iyi mini dizi/televizyon filmi
Cinema Verite • HBO
Downton Abbey • PBS
The Kennedys • ReelzChannel
Mildred Pierce • HBO
The Pillars of the Earth • Starz
Too Big To Fail • HBO
Bu dalın galibi çok açık ara belli. Mildred Pierce bence senenin en iyi yapımıydı, hatta bunu abartabiliriz. Mildred Pierce senenin uzun metrajlı dizilerinden bile daha iyi bir yapımdı. Kate Winslet'ın ilk televizyon denemesi bu gece alacağı ödüllerle taçlanacak gibi. 




Kısa geçeceğim desem de kendimi tutamayıp uzattım sanırım yine. Bir seneyi daha böyle noktalayıp hemen yeni sezona geçiyoruz. Önümüzdeki hafta dizilerin dönüş yaptığı hafta olacak. Bu yüzden artık daha aktif bir blog ile karşınıza arz-ı endam edeceğim. Eğer bu yazıyı sıkılmadan buraya kadar okuduysanız tebrik ediyorum.

Umarım tahminlerim tutar ve yeni sezona dinamik girerim. Ve son temenni umarım bol bol Modern Family ödül alır :) 

Esen kalın.


Breaking In - Gülümseten komedi

0 Yorum

Fox'un nisan ayında çok yersiz başlayan bir dizisi. Nisan ayı kablo kanalları için tamam iyi hoş ama ulusal kanallar için çok boktan bir ay. Bu ayda girişimde bulunan kanallar genelde sonuçsuz kalır. Yine bunlardan bir tanesi olan Breaking In'e şans tanıdım ve 4 bölümünü izledim.


Aynı dönemde başlayan Chaos dizisinin kaderini gördük henüz ikinci bölümden iptal oldu. Yine yeni başlayan ABC dizisi happy endings'de aynı yola doğru gidiyor.

Dizi aslında çok iyi denilebilecek reytingler topladı, özellikle son yayınlanan bölümünde saatinde lider oldu ve önünü biraz da olsa açtı. Ancak yaz sezonuna sarkınca akıbeti ne olur bilinmez.

Ben diziye Star Wars ve Star Trek göndermeleri var diye başladım açıkçası, ayrıca promolarından falan bir The It Crowd havası sezdim. Bu kadar etken yan yana gelince başlamak kaçınılmaz oldu.

Diziye gelirsek. Aykırı komedi olarak 20 dakika yerine 30 dakikalık bir dizi, bunun yanında gülme efekti yok ve insana kahkaha attırmasa da gülümsetmeyi biliyor. Konusu biraz leverage'ı çağrıştırıyor ve it crowd ile alakası yok. Öncelikle bu maddeleri akılda tutalım. Başrolümüz Cameron karakteri canlandıran isim ise Bret Harrison. Bu elemanı V'de görmüştüm sanırım araştırmaya üşendim şimdi. Bu eleman bir hacker ve bizim dizi ekibi de bir güvenlik şirketi çalışanlar tabii ki birde patronu.  Bizim ekip müşterilerin istekleri üzerine iş yerlerini ofislerinin falan güvenliğini ölçüyor. Bir kasa patlatma uzmanı, bir kılık değiştirme uzmanı falan süper bir ekip oluyor. Cameron'da bu ekibe en son katılan çaylak. Daha doğrusu okulda yaptığı hack işleri ve verdiği kozlar yüzünden katılmak zorunda kalan birisi.
Bu ekibin yaşadığı maceralar da komik bir dille anlatılınca bu güzel dizi ortaya çıkıyor.

Patron tam bir psikopat, ofisin her yerine kameralar ekleyen, dudak okuyabilen ve ofiste dönen her şeyden haberdar olan. Yine kendisi gibi psikopat bir eşe sahip olan birisi. İlk bölümlerde Cameron ve eşi arasında da bir şeyler ortaya çıkıyor. Spoiler olmaması için susuyorum.

Ekipteki Star Wars takıntısı olan ve siyahi olması dışında bir artısı(özel yetenek) olmayan karakter ise Calvin, kendisi eşek şakalarının da ustası. Diziye ayrı bir renk katıyor. Bu karaktere hayat veren isim ise Alphonso McAuley, ben kendisini ilk defa burada görüyorum

Başta dediğim gibi kahkahalar atmazsınız bu diziyi izlerken ancak güzel bir yarım saat geçirebilirsiniz. Ayrıca Pilot'u izleyip bırakmayın derim zira bölümler ilerledikçe daha da komik hale geliyor. Şuan 4 bölüm yayınlandı ve her çarşamba yayınlanmaya devam ediyor. Aldığı reytinglere bakarsak sezonu da çıkaracak gibi.

Velhasıl-ı kelam, bu bahar aylarında güzel vakit geçirmek istiyorum derseniz Fox'un bu yenisini önerebilirim. Zaten 4 bölüm haftalık takip edecek dizi arayanlara birebir.

Trailer;

Sezon Sonuna Doğru Vedalar

0 Yorum

Uzun zamandır blogda post yoktu, bunun sebebi blogspot yasağı ve nice sebebler. Kendimi hatırlatma bahanesiyle yazı tarzımı değiştirme kararı aldım.

Benim için blogda bir post: İnternet dünyasına bir şeyler katmak, yeni fikirler sunmak ve üzerinde düşünüp uzun yazılar yazmaktı. Bu sistemin devamlılığı çok zor ve her gün bir post hedefi imkansız. Bu nedenlerden dolayı bundan sonra daha kısa ve net bilgiler ile post kasmaya karar verdim.

Konumuza gelelim. Sezon bitiyor. Daha dün gibi hatırlıyorum merhaba yeni sezon yazımı. Aylar geçti ve sezona veda ediyoruz. Yılın en sevmediğim zamanı, dizilerden ayrılma ve yaz telaşının başladığı zamanlar. Kış aylarının güzel ve dingin ruhu gidip yaz yaygarası başlayacak.
Tabi dediğim gibi en üzücü olan da aylarca izlediğimiz dizilerden ayrılma telaşı. Az önce izlediğim Fringe 20. bölüm ardından bu yazı aklıma geldi. Artık vedalar kendisini belli etmeye başladı. Kısaca vedalardan bahsedip bırakıyorum.



Fringe: Bu sezon en merakla izlediğim dizi diyebilirim. 12-16 arası bölümler ciddi anlamda sarmadı ve iptal haberleri dolanınca artık izlemeyi bırakmayı bile düşündüm. Ancak yeni sezon onayı alınca tekrar bir çırpıda izledim. En son 19. bölüm de öyle soğuttular ki Fringe artık toplayamaz diyordum. Bu söylemim ancak 1 bölüm sürdü. Harika ötesi bir 20. bölüm izleten Fringe sezon finali öncesi nefesleri kesiti. Bölümü izleyenler spoiler içeren yorumumu şuradan(ekşi sözlük) okuyabilir.
21. bölüm ise daha bir güzel olacak gibi. Makine ile Olivia arasındaki bağlantıyı göreceğiz. Peter da cüneyt arkın edalarıyla uyanacak diye düşünmekteyim.
Fringe 21. bölüm promo ve bir sneak peek ekledim. onları da şuradan izleyebilirsiniz. Özellikle sneak peek çok iyi.

Glee: Bu sezon geçen sezon üzerine koyarak devam eden Glee yine en iyi dizileden, ancak benim için ilkler çok önemli olduğundan asla bir ilk sezon havası yakalayamadım. Konuya gelelim artık Glee'de de veda merasimleri başladı. Ekibimiz büyük yarışmayı da kazanırsa dizinin nirvanası olur. Ayrıca sezon finali için özel bir şeyler yapmaya çalışan Glee senaristleri Lady Gaga'yı ekrana çıkarabilmek için çok bastırıyor. Güzel bir final olabilir. Glee 19. bölüm promosunu da yine şuradan izleyebilirsiniz.

Komediler: 
Modern Family sezonun açık ara en iyi komedisi. Modern ailemiz her şeyi ile bizleri güldürmeye devam ediyor. Aslında veda izlenimi olmayan tek dizi diyebiliriz. Son hız devam ediyorlar.

The Big Bang Theory: Veda belirtisi seziyorum artık. Sheldon büyük bir sürpriz ile veda edeceği haberleri gün geçtikçe artıyor. Gülerek ayrılmaya hazırlanın.

How i met your mother: Konu bütünlüğü olan tek komedi diyebilirim. Tamam hepsinde var ama bunda ana bir konu var: Anee. Spoiler sevmeyenler okumasın ama sezon finaliyle ilgili sağlam bir bilgi var elimde. Bu sezon finali Ted'in eşiyle tanıştığı düğün gerçekleşecek ve bu düğün kimin olduğu belli olacak. Ancak anne yine gözükmeyecek. Anneyi önümüzdeki sezon göreceğiz.

Outsourced, Mad Love: İptali söz konusu iki dizi. Umarım ikisi de  yoluna devam eder. Özellikle Mad Love son zamanlarda en çok güldüğüm dizi. Konu belki çok klişe ama Larry gibi bir karakter varken o dizi hiç bitmesin. Outsourced ise yine sırf Gupta için izlenebilecek bir komedi. Ancak NBC'de yayınlandığından artık iptaline kesin gözüyle bakıyorum, oysa ki klişe olmayan ve binlerce konu çıkabilecek bir hindistan komedisiydi. Yazık olacka.

Raising Hope: Yeni dizilerden en iyi komedi. Maw Maw ve Jimy başta olmak üzere tüm aile kahkaya boğuyor  beni. Özellikle son bölümde Raising Hope'ta da veda sinyalleri aldım. Ailede bir kenetlenme söz konusu.

Biraz sezon değerlendirmesi gibi oldu. Sadece Fringe'den bahsetmek istiyordum sanırım yine uzun bir yazı oldu. Bugünlük bu kadar.
Yarın yeni başlayan diziler, 2011'de başlayıp biten diziler (shameless, episodes) den bahsedeceğim. Önümüzdeki günlerde ise uzun bir Emmy değerlendirmesi yolda.

Ülkemin Futbol Cahilleriyle Bir Derbi Daha

1 Yorum

Türkiye’nin tartışmasız en büyük iki takımı yine karşı karşıya. Ancak işler her zamankinden biraz daha farklı. Bu ezeli rekabetin zayıf olduğu anlamına gelmiyor tabii ki ancak Galatasaray’ın durumu malumunuz.
Galatasaray gelmiş geçmiş en kötü sezonunu geçiriyor, öne geçtiği maçları bir bir kaybediyor. En son kaybedilen Belediye ve Ankaragücü maçlarından sonra kişisel olarak var olan yönetim ve teknik kadrodan ümidimi kesmiş bulunmaktayım.
Bu Galatasaray’ın bulunduğu durum gerçek Galatasaraylıları etkilemiyor ve kendimi bildim bileli sevdiğim, desteklediğim şekilde desteklemeye devam ediyor. Böyle de olmalı.
Şimdi bu postun amacına geliyorum yavaştan, öyle uzun uzun derbi veya Galatasaray’ın durumunu tartışmayacağım, benim sorunum iyi gün taraftarlarıyla. Bu Galatasaray olur, Fenerbahçe olur, Beşiktaş olur. Hepimizin içinde bulunan çürük elmalardan basediyorum.
Bu derbiyi Türk Telekom Arena’da seyretmek için çok çabaladım ama kişisel sebepler bunu izin vermedi ve bu sefer televizyon başından bu maceraya tanıklık edeceğiz. Ancak televizyon başından önce sosyal medyada ağzı(klavyesi) olan konuşacak ve ben kedimce iyi bir Galatasaray’lı olarak bunlara yanıt vermek zorunda hissedeceğim kendimi. Bundan önceki çok derbide, maçta veya genel ortamda çok insanın kalbini kırıp, küstürdüğüm için bu sefer farklı bir davranış şekili sergilemek istiyorum. Türkiye’nin en büyük takımı Galatasaray bunda hem fikiriz. Büyüklük eşittir kupa denklemi kurarak bu sonuca rahatça ulaşabilirsiniz. Aynı ispanya’da en büyüğün Real Madrid olduğu gibi. Bu gerçeklerle yine kişiselerin kalbini kırmak istemediğim için derbi hakkında sadece öncesinde ve sonrasından birer post ile geçip twitter, sözlük, facebook v.d. platformlarda kimseyle bireysel tartışmalara girmeyeceğim.
Galatasaray bu maçı kazanabilir veya puan kaybedebilir. Bunlar futbolun içinde var olan sonuçlar. Ancak futboldan bi haber insanların Galatasaray üzerinden prim yapmak istemeleri çocukça ve ciddiye alınmayacak cinsten. Futbol her zaman siyaset gibidir. Ben geçen sene Bursaspor’un yerine Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını istemem bu tezin en güzel örneği. Şimdi Galatasaray kötü durumda, Fenerbahçe belki çok rahat bir oyun çıkaracak, ama bu demek olmuyor ki Galatasaray bu malubiyetle var olan gücüden güç kaybedecek. Asla! Galatasaray bu ülkenin en büyük futbol klübüdür ve olmaya devam edecektir.
Velhasıl kelam. Hiçbir futbol cahiline bu iki günlük süreçte bir şeyler anlatmaya çalışmayacağım. Bu yazı derbi ve çakma taraftarlar hakkında son sözümdür.
Maça gelelim, maçı tabii ki konuşacağız. Bir Ankaragücü – Galatasaray maçını nasıl konuştuysak bunu da konuşacağız. Galatasaray küme düşse ve Bank Asya Liginde ortalarda oynasa da bu ülkenin gündemini her zaman Galatasaray belirler ve biz yine Galatasaray konuşuruz. İşte yine bir futbol karşılaşması ve yine konuşuyoruz.
Hagi geçen maç “bir maç nasıl kaybedilir” dersi verdi. Orta sahayı güçlendireceğim diye BAM(barış-ayhan-mustafa) üçlüsünü bir araya getirip orta sahasız bir takım yarattı ve Ankaragücü rahat bir geri dönüş yaptı. Şimdi eğer Hagi yine bir fantezi düşünmezse Galatasaray ideal  11’i ve Kewell-Baros ikilisi ile çıkarsa bir ihtimal bu maçı kazanır. Yoksa formunun zirvesindeki Fenerbahçe takımını yenmek zor.
Kadrodaki oyuncuların kalitesi açısından çok fark yok aslında. Tek tek inceliyorum Fenerbahçe’nin üstün olduğu konu savunmada ki lugano ve ortasahadaki alex faktörü. Diğer mevkilerde tek tek bakarsanız. Selçuk Şahin-Baroni-Mehmet Topuz üçlüsünün Yekta-Culio-Cana üçlüsünden bir artısını göremezsiniz. Hücüm hattında da Baros-Kewell-Arda üçlüsü ile Alex-Dia-Niang’dan çok çok kötü veya iyi diyemem. Diyebileceğim tek bir şey ise Alex’in tam Türkiye oyuncusu olduğu ve artık bu ülke futbolunu çok iyi bildiği. Ayrıca her sene sezonun belli bir yerinde yakaladığı formu bu sene bu aralıkta yakaladı ve bu yüksek form ile karşımıza çıkacak.
Fazla fark yok kalite açısından dedim. Ama daha önce de Fenerbahçe’yi devirmek zor dedim. Bunlar tabii ki çelişki değil. Fenerbahçe’nin bizden bariz üstün olduğu konu: Özgüven. Galatasaray eğer şuan şampiyonluk yarışında olsaydı bu kadro ile her şey çok farklı olurdu.
Belediye ve Karabük maçlarında gördük. Takım topu alıp kale önüne kadar götürüyor ancak olmayan özgüven yüzünden son vuruşu kimse yapmıyor. Bu Ankaragücü maçını kaybedilmesiyle moral bozukluğu ile inanılmaz bir dezavantaj getirecektir.
Bu sebeplerden dolayı maçın ağırlığını Fenerbahçe’den yana olduğunu düşünüyorum. Ancak tabii ki kazanmayı canı gönülden istiyorum.
Son sözüm yine postun amacı futbol cahillerine;
 ben babadan Fenerbahçeliyim diyen. Maç skorlarını Fatma gülün suçu ne ? izlerken yukarıdan takip edip, Galatasaray maçı öncesi, sonrası ve olası galibiyette. “Biz çok süperiz, her zaman yeneriz yeææ” gibi iyi gün çığlıkları atan gerizekalılar. Sizlerin taraftarlığınızı gördük, merak etmeyin. En basit iki örneği are you player ve yanan stad diyorum başka bir şey demiyorum. Siz iyi günde takımınızı destekleyin, attığı gollerle klavye kabadayılığı yapın. Kötü günde ise stad yakıp futbolcu dövmeye devam edersiniz.  Olayı siz-biz durumuna getirmek istiyorum ancak biliyorum ki bu satılara bire bir uyacak insanlara tanıklık edeceğim bu iki günde. Siz bunları yaparken biz Galatasaray’ı her durumunda desteklemeye devam edeceğiz.Hiç bir zaman bu aşkı yaşayamayacaksınız.
Gerçekten futboldan anlayan ve neyin ne olduğunu bilen ve kötü günde takımının yanında olan Fenerbahçe’li dostları tenzih ederek yazımı noktalıyorum… Güzel oyun, güzel  futbol ve iyi oynayanın kazanamasını temenni ediyorum.

Ha söylemezsem bir yanım eksik olacak. Cimbombom’un adıyla öğrendim ben sevmeyi, sikeyim senin uğrunda Ölmeyeni…

Hayallerine dokun, bloğuma dokunma.

1 Yorum

Malumunuz blogspot digitürk bok yemesi yüzünden erişime kapatıldı. Bu özgün içeriğe sahip binlerce bloğun okunmasına engel oldu. Üzerine Digitürk aynı gün reklam yüzü değiştrerek slogan çıkardı. Hayallerine Dokun!...

Bu işte bir tezatlık söz konusu.
Olayı özetleyelim; sevgili(!) digitürk blogspotlarda maç yayını yapılıyor, biz ona çok para verdik diye mahkemeye başvurdu. Şimdi karşıdan bakılınca mantıklı gözükebilir ancak işin aslı öyle değil.
Şöyle ki; beyni olan her insan blogspot'tan yayın yapılmayacağını bilir. olay adamın birisi çıkar justin.tv'den maç yayını yapar ve yayının embed kodunu blogger'a yapıştırır, aynı youtube v.b platformlardan video koyabildiği gibi. Peki bunun için youtube'u (justin'i) mi yasaklamak gerekir yoksa paravan Blogspot'u mu ? Bizim zeki şirketlerimizden Digitürk aldı blogspot'u yasakladı. Peki neden ? Bunlar bu işi bilmiyor mu ? Önceleri derdim ki, eşşek değiller ya bilirler. Ama artık eminim ki bilmiyorlar. Bu kadar büyük salaklığı açıklamanın başka mantıklı yanı yok.

Google ne dedi peki. Yine her zaman ki gibi tınlamadı bizi. Türkiye'de yasaklanmış, boşverin kullanamsın şerefsizler. Olay bu kadar basit. Google earth yasaklandığı zamanda aynısı yapılmıştı hatırlarsınız. Google'ın umrunda bile olmadık. Yine aynı senaryo. Bizim cahil şirketimiz cahil mahkemeye dava açar. Cahil hakimimiz olayın ne olduğunu bilmeden "aa maç yayını yapıyormuş yasakla" diyerek basar mührü ve bizim Google bırakın onlar da kullanması der. İşte her şeyin özeti bu.
Youtube'u yıllarca kapalı kalaarak video izlemekten alıkonulan, Fizy'si hâlâ kapalı olan, müzik dinlemekten alıkonulan bir ülke olarak kişisel nirvanamıza ulaşarak blogger'ı yasaklayarak yazmaktan ve okumaktan alıkonulduk. Bir daha ki adım olarak internetin günah diyerek kökten kaldırılmasından korkuyorum. Olur mu olur.

Ben bu satırları neden yazdım bilmiyorum. Sadece kinimi kustum. Zaten az olan okunma sayımız(blog yazarları) iyice yok olacak ve üretenin emeğine saygı olmayacak. Her neyse, biz üretmeye devam edeceğiz ancak bizim emeklerimize bir şirket hayallerine dokun sen siktir et yazı yazma diyerek her şeyi bitirecek.
Video izlemeyin, Müzik dinlemeyin, Yazmayın, Okumayın. Hepiniz akıllı çocuklar olup orijinal albüm alın, digitürk alın.

Bu olayı en güzel Sinan Çetin yıllar önce özetlemiş aslında... Mutlu Olun Bu Bir EMİRDİR;

yasak değilken tanıdı çıkarın

SAG (Screen actors guild) Ödülleri Sahiplerini Buldu.

0 Yorum





1995 yılından bu yana dağıtılan SAG ödüllerinin 2011 sahipleri dün gece düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Televizyon dalında Golden Globe ile kıyaslarsak komedi dalında tüm kazananlar değişse de dramada bir birine benzerdi.
Sinema konusunda filmleri izlemediğim için yorum yapamam ancak dizilere yorumları katabileceğim için televizyon dalından başlıyorum. İşte kazananlar:


Not: Ben dallara "en iyi" diyerek geçiştirdim ama hepsi performans ödülü. Hatta orijinal ismi: "Outstanding Performance"


TELEVİZYON

Drama Dalından En İyi Dizi;
Boardwalk Empire
Bu dalda Golden Globe ile aynı isim kazandı ve bekleniyordu, açıkçası ben closer'ın adaylığına bile şaşırmıştım bir süpriz yapmazlarsa Boardwalk Empire alır diyor Mad Men sürprizinden çok korkuyordum. Hak eden aldı

Komedi Dalında En İyi Dizi;
Modern Family
Golden Globe'da kıçımı yırttım adeta Modern Family almalı diye. Tamam Glee iyi dizi, mükemmel dizi, cici dizi ama geçen seneden bu yana müzikal gücünü kullanıp en iyi komedileri topluyor. Modern Family ise bu sene yükselen performansıyla ödül alamıyordu. Bu nedenle bu ödülü alması çok güzel oldu ve Emmy'e selam çaktı.

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu;
Steve Buscemi, Boardwalk Empire
 Açık ara sezonun en iyi erkek oyuncusu Buscemi'dir, ödülün buraya gitmesi çok çok doğal. Dexter alsa da sevinmezdim desem yalan olur.

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu;
Julianna Margulies, The Good Wife
 Aynı durum burada da var. Golden Globe'u alması gereken isimdi, sanki orada hakkı yenilenlere burada teslim edilmiş gibi oldu. Darısı Emmy'nin başına

Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu;
Alec Baldwin, 30 Rock
 Bu dalda Jim parsons'ın aday olmaması garip kaçtı biraz ama yine GG'da alması gereken ve alır dediğim sonunda da yanılarak üzüldüğü Alec konusunda da yüzümü güldürdü. Umarım Emmy'i de alarak hatalı ben değil Golden Globe jürisi olduğunu gösterir.

Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu;
Betty White, Hot in Cleveland
 Ben bu dalda Modern Family yıldızı Sofia'yı düşünmüştüm ama Betty alarak şaşırttı, ha hak etmedi mi ? sonuna kadar hak etti.

Mini Dizilerde En İyi Erkek Oyuncu;
Al Pacino, You Don’t Know Jack

Mini Dizilerde En İyi Kadın Oyuncu;
Claire Danes, Temple Grandin


SİNEMA

Min En İyi Film;
The King’s Speech
En iyi Erkek Oyuncu;
Colin Firth, The King’s Speech
En İyi Kadın Oyuncu;
Natalie Portman, Black Swan
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu;
Christian Bale, The Fighter
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu;
Melissa Leo, The Fighter
Sinema dalında ki ödüle boğulan iki filmi de izlemedim, özellikle indirip izlesem mi sinemayı mı beklesem dediğim iki film ve sinemayı beklemeye karar verdim. O yüzden ödül almasını beklediğim iki fildi ama bu kadar bariz olacağını ummazdım. Sanırım Oscarda da bu ikili ön planda olacak.

Two And a Half Men & Charlie Sheen Sorunsalı

0 Yorum



Charlie Sheen hepimizin bildiği gibi alkol sorunları olan ve Taahm dizisindeki Charlie Harper karakterinin gerçek hayattaki hali.
Hâlen dizi sektörünün en çok kazanan ismi olan Charlie'nin yaşadıkları ise içler acısı;

Şöyle sitelerde dolandım da adam gerçekten yaptığı her hareketle gündem oluşturuyor ve şu anda dünyanın en çok tıklanan sitelerinde manşette.
Golden Globe ödüllerinde de gördüğümüz üzere Ricky Gervais dahil bütün törendekiler Charlie üzerinden espriler yaptı, onu konuştu. Böyle bir ismin dahil olduğu Two And a Half Men gibi über bir dizinin ve böyle über bir adamın durumu beni ciddi anlamda üzüyor.

Chalie geçen çarşamba günü sabaha karşı hastaneye kaldırıldı. Tabi ağzı olan konuştu alkol krizi falan dedi ama olay sonradan açıklandı. Basit bir karın ağrısından dolayı hastaneye kaldırılmış. Buna rağmen hayranlarını çok üzen bu haber üzerine hastaneden 1 gün sonra çıkan Charlie gelen tepkiler üzerine bir karar aldı ve rehabilitasyona başladı.
Hayranlarını bu şok olayla üzen ve onu kaybetme korkusundan kendisine tepki yağan Charlie dayanamayıp tedaviye başlayacağını açıkladı. Bu tedavi tabii ki alkol üzerine.

Belki de bu karın ağrısı onun hayatının gidişi için çok büyük bir rol oynayacak, zira bu tedaviden başarıyla çıkar ve yıllarca bizimle birlikte olursa, Charlie bu karın ağrısı için tanrıya çok dua edecektir.

En yakın zamanda tedaviden çıkmasını dileyerek kendisine sağlıklı bir ömür diliyorum. Two And a Half Men'in hayatımda olmaması beni üzecek ancak Charlie Sheen'in olmaması kadar değil.

Bir an önce dön Charlie.

Dizilerin Karakter İkizleri

5 Yorum

Bir Elif Can Kıcı yazısı olan Karakter ikizleri yazısı hak ettiğinden daha başarılı olduğu için kendisinin de izniyle tekrar gündeme getirmek istedik. İşte dizilerimizin ikiz yaratılanları;


Envai çeşit dizi var piyasada.Bilimkurgusu,draması,komedisi,yarı belgeseli,animasyonu vs.Bu dizilerin içinde de sürüyle karakter var.İzlerken lan gel kankam ol,bi yanımda gez bana akıl ver,sevgilim ol,can yoldaşım ol gibi absürd triplere girebiliyor insan.Nasıl benimseniyorsa artık.

Bu karakterlerinde bir kısmı birbirine benziyor.Tip olarak benzeyen de var,huy olarak benzeyende.Acaba hangisi yaratılırken ötekisinden esinlenilmiş de bu iki karakter birbirne bu kadar benzemiş diyebiliyor bazen izleyici kişi.

Bende oturdum düşündüm,dedim hangileri birbirine benziyor  hakketende.İzlerken baya aynı bunlar diyebiliyorum.Bi baktım bu liste çıkmış karşıma.

1.Profesor Hubert J.Farnsworth (Futurama) & Dr.Walter Bishop (Fringe)


Futurama nın çatlak profesörü Farnsworth ile Fringe sevimli kaçık profesörü Walter Bishop.İzlerken iki karakter de aynı elden mi çıkmış acaba diyorum.İki karakter birbirine ancak bu kadar benzer.

Olaylara olan ani çıkışları,konuşmaları,etrafındakileri yönlendirmeleri,yemek zevkleri,kaçık icatları her şeyleri ile aynı bunlar.Gerçi Farnsworth Bishop a göre daha kaçık sayılabilir amma velakin dizinin animasyon olmasına bağlıyorum bu durumda biraz.

Walter’ın oğlu Peter ı varsa,Hubert’ın da büyük büyük büyük (dizinin konusuna istinaden Fry aslında Huberttan daha geç ama geçmişten geliyor 3000 yılına) amcası Fry’ı var.
Walter’ın  Ajan Dunham ı varsa Hubert’ın da kaptan Leelea sı var.

Walter’ın paralel evreni varsa Hubert’ın da ekstra ilginç süpersonik gezegenleri var.Her ikisi de insanlar üzerinde deney yapabilir bilim uğruna.Canlarım pek bi şekerler.Gülüşlerinden ve kırışlıklıklarından öpüyorum ikisinide.


2.  Fitch Cooper (Nurse Jackie) & Rachel Berry (Glee)

 

Biri Gleenin altın sesli kızı Rachel Berry ötekisi de Nurse Jackie nin yetenekli ve yakışıklı doktoru Fitch Cooper.Bir erkek ve bir dişi nasıl birbirine benzer diyebilirsiniz ama bu iki karakter neredeyse birbirlerinin kopyası gibi.

Egoist,popüler olmaya bayılan,her yerde lider olmak isteyen,olamadıkları durumlarda ise bulundukları ortamı terk edip gidebilen iki megaloman ve sorunlu karakter bunlar.Popüler olmak adeta bir takıntı halindedir Fitch  ve Rachel da.Yaptıkları işlerde çok iyi oldukları halde çevrelerinden yeteri kadar değer ve ilgi bulamadıklarını düşünürler.

İkisi de dedikoducudur,ağızlarında bakla ıslanmaz.
İkisi de aslında ezikdir,kendilerini habire kanıtlamaya çalışırlar.
İkisinin de çok fazla arkadaşı yoktur,olmasını isteselerde kendilerini insanlardan hep uzaklaştırırlar.Anında satış potansiyelleri vardır.
İkisi de sorunlu çocukluk geçirmiş,ailelerinin hırslarına alet olmuştur.
İkisinin de eşcinsel ebeveynleri vardır.

Rachel’ın 2 tane gay babası,Fitch’in ise 2 tane lezbiyen annesi vardır.
En önemlisi her ikisi de ilk izlenildiğinde göze inanılmaz antipatik görünür ama izledikçe kendilerini sevdirirler   :)





3.Tanya Skagle (Hung) & Liz Lemon (30 Rock)


 

Hung’ın bahtsız acemi pezevengi Tanya ve 30 Rock ‘ın her şeyi,şaşkın Liz Lemonı.İki karakterin tipleri de dahil pek çok özelliği birbirine benziyor.

Öncelikle tiplerinden başlayalım.Hemen hemen yakın tarzları var bu hatunların,saçları falan da aynı.Gene de kuşkusuz Liz Lemon güzellikte daha ağır basar.

Ama her şeyden öte Liz ve Tanya nın en önemli ortak özellikleri kaybedenler klubünün en seçkin üyeleri olmaları.Her yaptıkları işte kaybeden bu ikisi olur.Ellerine yüzlerine bulaştırırlar işi.İyi olmaya çalışsalarda aksilik gelir onları bulur.

Zaferleri uğruna acımazsız da olurlar,sinsi planları uygulamaya geçirirler.Gerçi bu konuda ne kadar başarılı oldukları tartışmaya açıktır.
Liz aşık olduğu erkeği kazanmak uğruna onun kız arkadaşını işten kovdurur.Tanya otoriteyi ele alabilmek uğruna Lenore’un köpeği Azgın Patty i kaçırır.(Ahahha)

Sevgili konusunda da bahtsız dır bu hatunlar.Gelen terk eder,giden terk eder.

Diğer yandan ikisininde eli iyi kalem tutar.Liz bir senaryo grubunun başıdır,tv programı hazırlar,yazar.Tanya ise istediğine bir türlü kavuşamamış bir şairdir.

İkisi de ailelerine habire kendilerini kanıtlamaya çalışır.

Liz’in başında bela Jack Donaghy vardır,Tanya’nın ise Lenore.
Tez zamanda kaybedenler klubünden ayrılmalarını diliyorum bu iki hatunun :)

4.Chandler Bing (Friends) & Jeff Murdock (Coupling)

 

Friends ve Coupling.İçerikleri birebir aynı olmasa da birbirine benzeyen iki dizi.Biri Amerikan biri İngiliz yapımı.Komedinin yapı taşlarıdır hatta bu 2 dizi.

Chandler ve Jeff de bu iki dizinin belkide  en komik,en şanssız ,en eğlenceli karakterleridir.

Hafif saflıkları,salaklıkları,sakarlıklarıyla birbirlerine benzerler.İkisi de kadınlar konusunda o kadar şanslı sayılmaz.Gerçi Chandler’ın Jeff’e nazaran daha başarılı bir grafiği vardır kadınlar konusunda.Ancak her ikisi de bir kadın ile karşı karşıya geldiğinde aptala döner ne yapacağını bilemez,saçmalar.

Yaptıkları salak salak espriler ile arkadaşlarını canlarından bezdirebilirler.

Chandler’ın en iyi arkadaşı Joey vardır.Çoğu zaman kızları ayarlayan Joey olur.Jeff’in ise gene en yakın arkadaşı Steve vardır.O da kadınlar konusunda Jeff den kat kat üstündür.

Bu iki karakter yer aldıkları dizilerin en sevimli kahramanlarıdır.Sevimli yakışıklıkları altında insanı eritirler :) 




5.Gregory House (House M.D.) & Sherlock Holmes (Sherlock)

 

Biri tarihin en ünlü Dedektif karakterlerinden biri Sherlock ,diğeri de televizyonun en sıra dışı doktoru House.

Sherlock günümüze uyarlanarak bir mini dizi olarak çekildi bu yıl.House da yaklaşık 6 yıldır severek izliyoruz.

Bahsettiğim karakterler arasında belkide en çok birbirine benzeyen bu ikisi.

İkisi de işlerinde en iyisi.İkisi de sorunlu,ikisi de zor insanlar.İpuçlarını yakalayarak sonuca öyle bir ulaşırlar ki şaşırır kalırsınız adeta.En ufak detayları kullanarak büyük olayları açığa çıkarırlar.

Alanları farklı olsada onlar işlerinde efsanedir.House en bilinmedik hastalıkları araştırarak ortaya çıkarır insanların hayatlarını kurtarır.Sherlock ise korkunç,cinayetleri enteresan yöntemleriyleortaya çıkarır.

Bunlar sadece işleri hakkında ki benzerlikleri.Sosyal konularda,huylarında da pek çok ortak özellik vardır bu 2 karakterin.House da sorunludur,aksidir,pek dostu yoktur.Sherlock da birebir aynıdır.Normal olmadıklarından mütevellit insan ilşkileri de çok sağlam değildir.

House’un en yakın arkadaşı,her şeyi Wilson’u vardır.Wilson House’un bütün aksiliklerini çeker,onu sever.Sherlock’un sağ kolu,kadim dostu Dr.Watson’ı vardır.Hatta tarihin en bilinen ikililerinden birini oluşturmuşlarıdır.

Aşk konusunda da aynıdır karakterlerimiz.House’un tuhaf bir ilişki yaşadığı Lisa Cuddysi vardır.Sherlock’un ise dünyada tek hayranlık duyduğu kadın Irene Adler’ı vardır.

Sherlock kokain ve morfin bağımlısıdır House ise Vicodin bağımlısıdır.

Sherlock harika keman çalar.House ise piyano çalar.

Görülen köy klavuz istemez.House ve Sherlock adeta kardeş gibiler bu özelliklere bakılınca.Bu iki tatlı kaçığa da bayılıyoruz her şekilde.

6.Mick St. John (Moonlight) & Bill Compton (True Blood)


 

İki vampir dizisinin yakışıklı ve asil vampirleri onlar.Moonlight tan Mick ve True Blood dan  Bill.

Kuşkusuz en dikkat çekici yönleri yakışıklılıkları bu vampirlerin.Her ikisi de esmer uzun boylu ve karizmatik.

İkisinin de vampir olmalarına karşın insan aşkları var.Mick’in Beth’i,Bill’in ise Sookie si.
Gerçi aşk konusunda iki karakter farklı.Sookie ile Bill’in tutkulu bir aşkları varken Mick ve Beth’in henüz tam olarak oturmamış,daha naif aşkları var.

Bill de Mick de istemeye istemeye kendilerine aşık olan bir kadın tarafından vampire dönüştürülmüşlerdir.Vampir olmaktan nefret ederler.

İnsan kanı içmeyi çok istemeselerde,mecburiyetten içmek zorunda kalır her ikisi de.
Zavallı karizmatik vampirler,sonsuza dek böyle yaşamak zorundalara istemeselerde :)

7.Christian Troy (Nip Tuck) & Charlie Harper (Two and a Half Men)

 

Onlar dizi tarihinin en çapkın,en megoloman,en egoist,en seks ve para düşkünü karakterleri.Biri Nip Tuck’ın yakışıklı ama sapkın estetik cerrahı Christian Troy diğeri Two and a Half Men efsanesinin zengin ve çapkın müzisyeni Charlie Harper.

İkisi de aşırı derecede çapkındır.Kendilerini önemserler.Yaptıkları işlerde bir ilah olduklarını düşünürler.Karşı cinsi yaptıkları işlerle etkilemeyi bilirler.

Kadınlara zaafları vardır.Seks düşkünüdürler.Aynı zamanda alkoliktir karakterlerimiz içmeden duramazlar.

İkisinin de yanından bir türlü ayrılamadıkları kardeşleri vardır.Christian’ın manevi kardeşi Sean,Charlie’nin ise baş belası kardeşi Alan.

Christianın da Charlie’nin de o kadar sapkın hayat yaşamalarına rağmen asla vazgeçemediği kadınları vardır.Christian’ın porno kraliçesi Kimber,Charlie’nin ise düzen delisi Chelsea.
Ne kadar pislik,çıkarcı,alkolikte olsa bu adamlar dünyanın en karizmatik adamları listesinde başı çekerler.

Şimdi gelelim huy olarak değil de tamamen fiziksel olarak birbirine benzeyen karakterlerimize.



1.Serena Van Der Woodsen (Gossip Girl ) & Olivia Dunham (Fringe )

 

Karakterleri birbirinden çok farklı olsada birbirlerine çok benziyor bu ikili.Baş döndürücü güzellekleriyle yer aldıkları diziye renk katıyorlar.



2.Richard Alpert (Lost) & Mark Benford (FlashForward)


 

Gözleri sürmeli yakışıklılar.Ben FlashForward ı ilk izlediğim de Mark Benford a aaa bak bu Richard Alpert demiştim.Bayağı bir benziyorlar doğrusu,karıştırmamak elde değil.


3.Merlin (Merlin) & Sherlock Holmes (Sherlock)

 

Bu ikisi de aşırı benzeyenlerden.Şaşkın tipleri,kepçe kulaklarıyla birbirlerinin kopyası gibiler.



4.Tara Gregson (United States of Tara ) & Ruth Fisher (Six Feet Under )


 

Tara ve Ruth birbirlerine benziyorlar gerçektende.Her ne kadar Tara nın farklı 4 karakteri olsada. :)





5.Summer Roberts (The O.C.) & Blair Waldrof (Gossip Girl )



Bu ikisi oynadıkları diziler itibariyle de fiziksel özellikleri iitbariyle de birbirlerine hakikaten çok benziyor.


6.Christopher Chance (Human Target ) & Father Jack Landry (V)
 

Benzerlik inanılmaz.


7.Kimber Henry (Nip Tuck) & Betty Draper (Mad Men )


 

Kimber ve Betty diğerleri kadar aşırı benzemeslerde birbirlerine havaları aynı gibi geliyor bana.Birini izlediğimde ötekini hatırlıyorum. :)


Karakterlerinde ikizleri vardır işte böyle.Dizi karakterleri ikiz yaratılırmış derler.


Ek Sayfalar

Bu blogdaki yazılar Kamil Akar'a aittir ama ego şişkinliği yapmaya lüzum yok, Copy Paste serbesttir. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Alaska'dan Birisi

Hayallerine dokun, bloğuma dokunma

Gelecek Bölüm Promoları

Gelecek Bölüm Promoları
Güncelleme: BUGÜN (Fringe ve "V")

Followers

En Çok Okunanlar

İnternette Sansüre Hayır!

sansüre hayir

Twitter Şeysi

Video İzleme Zımbırtısı

Hayata Anlam Katanlar-1

Hayata Anlam Katanlar-2

Hayata Anlam Katanlar-3

Hayata Anlam Katanlar-3

Büyük Efsane'M

Hakkımda

Kısaca asosyal, okumayı ve yazmayı seven, 7/24 dizi izlese sıkılmayan, filmler hayatının gidişatını etkileyen, futboldan vazgeçemeyen bir kişiliğim :) Kendim için birşeyler karalıyorum, okuyan olursa ne âlâ, okuyan olmazsa ileride döner döner kendim okurum demiş ve başmışımdır... Başta dediğim gibi... Sadece ego tatmini!