"V" Yeni Sezon Başlıyor. // Nam-ı Diğer: Visitors (Ziyaretçiler)

2 Yorum


Edit: Ahanda büyük gün geldi çattı. Morena ve ekibi çok özledik. Abc diziyi mahvetmiş olsa da katlanacağız. Umarım büyük bir reyting patlaması yapıp herkesi şaşırtarak gelecek sezon onayı alır. Tam 6 saat sonra dizi yayınlanıyor.

Heyecanla beklenen gün geldi çattı. Daha doğrusu 11 gün var. Ama bu kadar yakınlaşması bile heyecanın artmasına yetti. Geçen sezon görkemli bir açılışa rağmen sezon sonuna doğru biraz yavaşlayan "V" yeni sezonuyla  izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

Kişisel olarak bir ilk "V" izleyicisi olarak. (ŞU olup 90'lar da TRT'de yayınlanmıştı) yeni V'den pek haz etmesem de Morena Baccarin ve Elizabeth Mitchell kişisel hayranlığım ve eski V'ye olan özlemimden bende apayrı bir yeri vardır V'nin.

Geçen sene iptali gündeme gelmiş ABC Flashforward ve V dizilerinden birisine onay verecekti. Bu ikili arasından seçimini V'den yöne kullanıp Flashforward'ı iptal etti. Ama bu sene de pek iyi haberler gelmiyor. Önceki V haberinde de belirttiğim üzere dizinin önce 13 bölüm olarak düşünülen ilk sezonu 10 bölüme indirildi. Ardından ise normal yayın tarihi olan aralık ayından 4 ocağa kadar ertelendi. Bu haberler iç açıcı değil tabii ki ama V'nin yapacağı başlangıç ve alacağı reyting ile tüm kararlar değişebilir. Dizi 4 Ocak Cumartesi gibi garip bir günde yayınlanıyor. Pazar günü izleme imkanımız olacak bizlerinde. Ama Cumartesi neden dizi yayınlanır anlamış değilim. Geçen sezon Lost'un arkasından yayınlandığını unutmayalım.

11 Gün kala artan heyecanımı dile getirip ABC'nin yayınladığı First Look Videosunu paylaşmak isterim. İlk 14 dakika olarak geçiyor her yerde ama diziden ayrı bir bölüm olduğu da konuşuluyor. İşte ABC'nin o yayınladığı video:


Edit: Yeni bir resim gelmiş. Visitors ailemize yeni konuklar katılacakmış :) Yazının devamında iki resim


68. Golden Globe (Altın Küre) Ödüleri - Adaylar Belli Oldu

0 Yorum




Sezonun prestijli ödüllerinden Golden Globe için adaylar açıklandı. Aslında bir kaç gün önce açıklandı ama paylaşmak için fırsatım olmadı.
Zaten şimdiye kadar görmüşsünüzdür ama bende kendi tahminleri yapıp, sonra ben demiştim demek istemiyorum.
Klasik olarak; "yapımların hakkı yeniyor", "iyi olana değil kime isterlerse ona veriyorlar" tarzında olaylara girmek istemiyorum, zira daha önce çok girip hiç bir yere varamadık. Adamlar istediklerine veriyor bize yine o kadar eleştirdiğimiz insanları yorumlamak düşüyor.
Velhasım kelam adaylar aşağıda ki gibi. Film konusunda bu sene çok geri kaldığım için özellikler dizileri önce dizilerden başlamak istiyorum:

Dizi Kategorisi

Drama Dalında En İyi Dizi;
  • Boardwalk Empire
  • Dexter
  • The Good Wife
  • Mad Men
  • The Walking Dead
Mad Men yavşaklığından bıktığımı her platformda söylüyorum, ama her sene alıp götürüyor, artık bu diziye ödül vermek görev gibi birşey oldu. Neyse bu dal en önemli dal tabii ki, aslında tüm dizileri devamlı izlediğim için (mad men hariç) seçim yapmak çok zor. Ama ödül verecek kişi ben olsam şüphesiz Dexter'a verirdin. İkinci sırada ise büyük sıçrama yapan Boardwalk Empire olurdu.

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu;
  • Steve Buscemi, Boardwalk Empire
  • Bryan Cranston, Breaking Bad
  • Michael C. Hall, Dexter
  • Jon Hamm, Mad Men
  • Hugh Laurie, House
Michael C. Hall oyunculuğuna bildiğin hastayım, ama hak ettiği değeri zaten görüyor. Bu ödülü yine başka hak edenlere verseler daha iyi olur. Mesela yine kesinlikle hak eden Steve Buscemi ödülü alabilir. Ama yine ben olsam kesinlikle Hugh Laurie'yi seçerdim. Bu adama yazıktır, günahtır. Yıllardır ödül alamayor, artık bir şeyler alması gerekiyor.

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu;
  • Julianna Margulies, The Good Wife
  • Elisabeth Moss, Mad Men
  • Piper Perabo, Covert Affairs
  • Katey Sagal, Sons of Anarchy
  • Kyra Sedgwick, The Closer
Kyra almasında kim alırsa alsın dediğim bir dal. Ama bir isim çok ağır basıyor ki CBS'in son 2 sezonun en iyi dizilerinden olan. Çok aşırı izlenmese de kemik bir kitlsi olan The Good Wife'ın oyunculuğu ile adeta ders veren yıldızı Julianna Margulies. Bu dalda biraz ağır basmış sanırım. Alma ihtimali en yükse olan aday.

Komedi Dalında En İyi Dizi;


  • 30 Rock
  • The Big Bang Theory
  • The Big C
  • Glee
  • Modern Family
  • Nurse Jackie
Çok çok çok zorlandığım bir diğer dal. Tüm dizilerin hastasıyım, hepsini çok seviyorum. Aralarında seçim yapmak gerçekten zor olacak. The Big C'yi komedi de almak biraz tuhaf ama türü böyle geçtiği için elimiz mahkum. Hani The Big C drama ağılıklı olsa kesinlikle onu seçerdim ki sezonun en iyi dizisi bence.
Ama kahkaha ile güldüğüm dizileri seçmek zorundayım bu dalda. Bunlardan da 30Rock, TBBT ve Modern Family arasında gidip geliyorum. Aslında hak eden Glee ve büyük ihtimalle o alır, ama benim komedi anlayışıma göre ödülü Modern Family alırdı. Glee almasını da isterim.

Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu;
  • Toni Collette, The United States of Tara
  • Edie Falco, Nurse Jackie
  • Tina Fey, 30 Rock
  • Laura Linney, The Big C
  • Lea Michele, Glee
Burada tarz değil oyunculuk baktığımız için o muhteşem gülümsemesi ile Laura Linney tek adaydır. Eğer o almazsa Tina Fey'de alsa sevinirim. Ama Lea Michele alırsa açıkçası üzülürüm, zira kendisi oyunculuktan daha çok sesiyle ön planda ve sonuna kadar hak ediyor ama benim tercihim sesini kullanmaya devam etmesi yönünde.

Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu;
  • Alec Baldwin, 30 Rock
  • Steve Carell, The Office
  • Thomas Jane, Hung
  • Matthew Morrison, Glee
  • Jim Parsons, The Big Bang Theory
Burada da kahkahalarla güldüğüm insanlar var. Özellikle Alec Baldwin ödüle boğuldu ama yine almasını isterim. Jim Parsons'da geçen senenin en çok konuşulan ismiydi zaten. Böyle olunca Matthew Morrison alma ihtimali yüksek. Kim alırsa alsın üzülmem. Yine ben olsam kime verirdim diye düşündüm ve Jim Parsons'da karar kıldım.... Bazingaaa

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu;
  • Scott Caan, Hawaii Five-0
  • Chris Colfer, Glee
  • Chris Noth, The Good Wife
  • Eric Stonestreet, Modern Family
  • David Strathairn, Temple Grandin
Ben hiç düşünmeden Eric Stonestreet'e verirdim ama geçen sene ki ödülleri düşününce Chris Colfer ismi ön plana çıkıyor. Bu kadar tecrübeli insan karşısında ona verilmesi hakaret olur ama yine de üzülmem. Scott Caan çok başalı bir grafik sergiliyor. Onun da almasını isterim.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
  • Hope Davis, The Special Relationship
  • Jane Lynch, Glee
  • Kelly MacDonald, Boardwalk Empire
  • Julia Stiles, Dexter
  • Sofia Vergara, Modern Family
Ne olursa olsun bu sezon bu ödülü hak eden isim Julia Stiles. Hakkında ne kadar atıp tutsak, karateri ne kadar eleştirsekte bize be bu duyguyu verebilmesi ne kadar iyi oyuncu olduğunu gösterir. Julia Stiles benim en büyük favorimdir.

En İyi Mini Dizi;
  • Carlos
  • The Pacific
  • Pillars of the Earth
  • Temple Grandin
  • You Don’t Know Jack

Mini Dizilerde En İyi Kadın Oyuncu;
  • Hayley Atwell, Pillars of the Earth
  • Claire Danes, Temple Grandin
  • Judi Dench, Return to Cranford
  • Romola Garai, Emma
  • Jennifer Love Hewitt, The Client List

Mini Dizilerde En İyi Erkek Oyuncu;
  • Idris Elba, Luther
  • Ian McShane, Pillars of the Earth
  • Al Pacino, You Don’t Know Jack
  • Dennis Quaid, The Special Relationship
  • Edgar Ramirez, Carlos

Bu kategorileri genel değerlendirmek istedim çünkü çoğu diziyi izlemedim. Ağır basanlar: en iyi dizide, You Don’t Know Jack, kadın oyuncu da Hayley Atwell ve erkek oyuncu da Al Pacino ama gönlümden Idris Elba geçiyor. Idris Elba dememin bu dizlerle alakası yok :) Tek alakası The Big C'de ki konuk oyunculuğu.


Film Kategorisi

Korsan Film ve Spoiler'a Bakış

2 Yorum

Bir film izlemek üzere harddisk'i taktığımda klasörüne giremeden geçemediğim The it Crowd'dan bir sahneye denk geldim ki kendisi benim spoiler anlayışımı komple anlatıyor. Aslında spoiler konusu bölümün ilerisinde anlatılıyor ama filmin başında ki korsan film karelerinin ayrıca yardırması sonucu bölüm başlangıcını sizlerle paylaşmak istedim.

The it Crowd sezon arasında, yeni sezonun yaklaşmasıyla kendisi hakkında uzun uzun postlar göreceksiniz. Komedi olarak son zamanlarda  ki en beğendiğim dizi olur.

İşte o sahneler:

Dexter 6.Sezon Onayı Aldı

1 Yorum



İptal ve onay haberlerinin ardı ardına geldiği şu günlerde en sevindirici haber Dexter'dan geldi. Başladığı günden itibaren hiç gaz kesmeden yayın hayatına devam eden Dex, yine mükemmel giden 5.sezonun sonlarına doğru yaklaştığı şu günlerde trailer'larda "only 2 episode" yazısını gören herkes birer şok yaşadı ancak tabii ki kimse sessiz sedasız veda edeceğini tahmin etmiyor Dexter'dan.

Bilgi kirliliğinin diz boyu olduğu böyle bir zamanda 5.sezonun bitmesine 2 bölüm kala Showtime'dan en baba haber geldi ve Dexter 6. Sezon onayını aldı. Artık gönül rahatlığı ile sezonumuzu izleyip yeni sezonumuzu beklemeye başlayabiliriz.

Kaynak

How i Met Your Mother İptal mi ?

0 Yorum


5.Sezondan itibaren bekleneni veremeyen How i Met Your Mother 6.Sezonda devamlı kötüye gitmesiyle sezon sonu iptal kararı çıkacağı yönünde haberler yayılmaya başladı.

Bu haberler hiç akla yatkın değil aslında, 6.sezonu kötü gitse de ve reytinglerde devamlı düşüş yaşasa da son sezon onayının ardından böyle bir karar saçma olur açıkçası.
Bu tarz haberler genelde doğru çıkar, bu mevsimde iptal haberleri pek ciddiye alınmaz ama sezon sonu gerçekleşir. Kişisel olarak mantıklı bulmasam da bu twitter ve blog haberlerine güvenmek insanı pek yarı yolda bırakmaz. En yakın örneği geçen sezon bu zamanalrda FlashForward'da yaşamıştık. Ama How i met your mother çok daha sağlam ve en önemlisi CBS gibi bir kanalın dizisi.

Diziyi yıllardır takip eden birisi olarak son 2 sezondur eski sezonların hatırına izlememe rağmen, iptaline üzülürüm diyebilirim. Yapılan güven tablolarında da şimdiye kadar hiç iptali yönünde haber çıkmadı ki CBS kolay kolay iptal kararı çıkaran kanal değil.

Umarım haber yalan çıkar(çok büyük ihtimal) ve eski yılların hatrına güzel bir finalle uğurlarız diziyi.


Edit: Ekşi'de de yazılmış haber.

EDİT2: Ekşi'de ki trol, haberde yalan haber çıktı, dağılabilirsiniz :) Ekşi sözlükte'de duyurdum, son durum ve güven tablosu şöyle: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=21090804

Fringe'ten Beklentiler ve Verdiği Cevap

1 Yorum

Özellikle 2.Sezonuyla damağımızda harika bir tat bırakan ve bizleri kendisine hayran bırakan Fringe 3.Sezonu ile adeta hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Aslında konu olarak iyi gitse de reyting olarak yerlerde sürünüyor.


Sağ tarafta geçen ay açtığım ankette'de Fringe açık ara sezonun en yüksek beklentili dizisi çıktı, bu Amerika'da bu kadar olmasa da, bizde sezona damgasını vurması bekleniyor. Peki Fringe ne durumda ?


Sezona hızlı başlangıç yaptı ancak devamını getirmekte zorlandı, bunun tek ve tek nedeni bence bölümlük konular. Bunlara 3.sezonda daha az yer verse de her böyle bölümde reyting biraz daha düştü ve oranlar 1.7 seviyesine kadar düştü, bu seviye dizi iptal için yeterli bir oran ancak Fringe 2.sezonunda 2.2 ortalamayla onay almış bir dizi yani kemik bir kitlesi mevcut.


Bu düşüşün sebebi işin özüne bakarsak J.J.Abrams yapımlarına karşı olan antipati, yani Lost'un tatmin etmeyen finalinden sonra (öyle bir dizi finali asla tatmin edici olamazdı) Amerika'da J.J. yapımlarına karşı bir antipati başladı. Bunun ilk örneği yine J.J. yapımı undercovers'ın 1.5 sularında dolaşıp en sonunda iptal olmasını gösterebiliriz. Ve tabii ki Fringe. Fringe'de tek başına değil J.J hatta Alex Kurtzman arkasında kalıyor ancak adının geçtiği her yapımda bu tür sorunları yaşamaya devam edecek gibi duruyor.


Bundan sonrası ne olacak ? Eğer Fringe 2 ortalama ile izlenmeye devam ederse ki bu bile kötü bir oran dizinin sene sonu iptali gelebilir. Aynı Heroes vak'ası gibi sezon finali yapılır ancak yeni sezon onayı gelmez. Ayrıca Fox'un seneye 4 saatlik show programı hazırladığını hepimiz biliyoruz ve şuanda Fox'un en zayıf halkası Human Target ve Fringe. Hatta yapılan güven tablolarında iptale en yakın isim Fringe olarak gözüküyor.


FOX Fringe'den ümidini kestiğini yaptığı son hamle ile de gösterdi. Amerika'da televizyonun en az izlendiği günler Cuma ve Cumartesi geceleri bu günler daha çok kablo yayınında ki futbol ve baseball maçları ile Nascar tarzı programlar izleniyor. FOX Fringe'i perşembe'den cumaya çekerek artık ümidini kestiğini gösteriyor.


Umarım yeni gününde beklenenlerin üstünde işler yapıp beğeniyle izlediğimiz dizimize zeval gelmez, zira Lost'tan sonra tutunacak bir dala ihtiyacımız var. Aslında bu yükü Dexter çekse de bölüm sayısı az olduğundan sezonun ikinci yarısı bir ana diziye ihtiyacımız olacak gibi.


Özetle diyorum ki: Bırakma bizi FRİNGE, bırakma bizi Anna Torv




FOX Güven Tablosu Yazının Devamında

Kanal D Haber Rezaleti Son Dakika: Çocuğun Öldü

0 Yorum

Bugün Türk televizyon tarihi, yıllardır habercilikten nasibini almadığı bir kez daha gözler önüne serdi. Reyting kaygısının ülkede ne kadar ön planda olduğunu tekrar ve tekrar gözler önüne seriyor. Böyle bir rezilliğin hiç bir şekilde izahı yoktur. Sen bir haber alıyorsun kulağına ve bunu öyle bir hassas ortamda anlamadan direk istediğini çıkarıp yaralı kadına söylüyorsun. Bunun adı tam bir rezalettir gerisi fasa fiso. Birde kendisini anne olarak tanıtmaz mı rezillik rezillik.






itü sözlükten poetik nickli arkadaşın izniyle bir alıntı yapıyorum, ardından video'yu izleyebilirsiniz:

Yıllar geçse de televizyonculuğun, haberciliğin bu memlekette öğrenilemeyeceğini gösteren nitelikte bir yayına imza atmış haber bültenidir.. 
tamam bir çok kanal, bir çok dizi, bir çok "halkı bilinçlendirme" programı, bir çok müzik programı yapıyor ama televizyonculuğu öğrenmeden yapıyor.. "reyting" gelsin de nereden gelirse gelsin mantığı nasıl yerleştirilmiş ise durum giderek daha vahim bir hal alıyor..
geçen gün bir "evlendirme" programında kadın erkeğe "ben de sana çok meraklı değilim, yönetmen 'çık otur hem gırgır, şamata hem reyting olur' dedi, ben de çıktım" diye bir cümle söylemiş..
sabah kuşağında "uzmanlar" durmadan "uyarıyor", evililikler "yetmiş milyonun izlediği(?!)" tv programlarında vuk'u buluyor, genç yaşta kaybolan genç uzun yıllar sonra "son teknoloji" yaşlandırma tekniği kullanılarak aranıyor.. aile içinde "tavuğu kümesime girdi" diye çıkan kavga sonucu kusüşen bireylerin olayı memlekete mâlolmak zorunda mı?.. 
hani bu yayınların halka ulaşmasını sağlayan uydu, bu görevi yapmak zorunda olduğundan ötürü utancından, uzaydan inip yerin dibine girmek istiyordur kesin..

NBC'den Event Kumarı

0 Yorum

Devamlı sezonun en vasat dizisi olarak belirttiğim ve karalama kampanyamın en büyük halkalarından olan hatta yazdığım Ruhsuz Ticari Diziler {The Event-Underscovers} yazısının baş kahramanı olan The Event hakkında garip bir haberler yayılmaya devam ediyor.



NBC dizilerde istediği başarıyı yakalamakta zorlanmaya devam ediyor, özellikle bu sezon yayına başlayan dizileri gerçekten vasattı. Önceki yazımda da belirttim gibi sıfır özgünlüğe sahip iki diziden Undercovers beklediğim üzere iptal oldu. Ancak The Event biraz daha dayanmayı başardı ve NBC tam sezon onayı verdi diziye. Tam artık oturmaya başladı denildiği anda Event'ın reytingleri inanılmaz şekilde düştür ve hatta Undercovers'ın iptal olduğu 1.6 seviyesine kadar indi.

Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklama ise daha çok kafa karıştırıcı oldu. NBC The Event'ın 10.Bölümünün ardından yani 2 hafta sonraki bölümün ardından 3 aylık ara verecek. Şimdi bu ara nasıl değerlendirilmeli diye düşündüm.
Sektörün yeni modası kötü giden dizilere uzun aralar verip seyirciye unutturmak ardından 1-2 bölüm yayınlayıp reytingleri bahane gösterip iptal etmek. Eğer böyle düşünürsek Event şubatta döndüğünde şimdi ki seyircisini de kaybetmiş olur.
Ancak diğer bir senaryo ise daha doğrusu bunu biraz kafamda kurdum şöyle: Kanal diziye ara verecek ancak bu süre zarfında dizinin tekrarlarını yayınlayacak, böyle olunca eğer iyi reklam kampanyalarıyla diziyi tekrar tanıtır ve var olan izleyici kitlesine yeni izleyiciler kazandırır ise Şubat sonunda yayınlanacak o uzun ve özel bölüme hem yeni seyirciler hemde eskiden kalan -tabi azalma olacak- kemik seyirci ile bir patlama yapmasını sağlayabilir.

Ne kadar beğenmesem ve konusunu özgün bulmasam da reyting canavarına bir kurban daha verilmesini istemem, en azından varolan 5 milyon kemik kitlesi için sezon sonunu görmeli diye düşünüyorum. Tabi Nbc'nin bu kumarı tutacak mı hepimiz izleyip göreceğiz. Eğer tutarsa NBC dizilerinde bu uzun araları görmeye alışsak iyi olur diyorum.

Abu Dhabi'ye Giderken

0 Yorum

Dizilere boğulduğum günlerde Formula 1'i arka plana atmamak gerek. Öyle bir gündeyiz ki bugün yazı yazmazsam aylarca yazmamın bir anlamı olmazdı. Özellikle yarın ve yarından sonra Fernando başarısız sonuçlar alırsa ağzımı bıçak açmayabilir.


Bu sezon kolay kolay olmayacak bir sezon geçirdik Redbull başta olmak üzere Ferrari ve McLaren ile harika bir sezon geçiriyoruz. Özellikle Redbull'un bu kadar hızlı olmasına rağmen pilotlar şampiyonasını rahat alamaması acemiliğinden başka bir şey değil.

Sezona Ferrari galibiyetle başlasa da ardından Redbull hız farkını bariz bir şekilde ortaya koyarak sezonun tatsız geçeceği sinyallerini verdi. Ardından McLaren ilk 4 yarışın 2'sini kazanmasıyla McLaren çok iddialı olduğunun sinyallerini verdi ama dediğimiz gibi sonrası tam bir RedBull yarışları.
Aslında RedBull pilot çekişmesi ilk yarışlardan başladı, Vettel ve Webber arasında bariz bir açık var be Vettel 1.Pilot olarak gözüküyordu, aldığı galibiyetlerle de bunu kanıtladı aslında ancak Monaco yarışından sonra Webber Vettel ile puanları eşitleyince garip bir çıkmaza girdi RBR.

Bu olayların üzerine İstanbul Park'ta ki iki takım arkadaşının o inanılmaz kazası tüm dengeleri alt üst etti ve takım içi pilot savaşını bariz şekilde ortaya döktü.

Türkiye'den sonra işler RedBull için yolunda gitmesine rağmen pilotlar bazında bariz ön plana çıktı. Bizim cepheye bakarsak Ferrari Türkiye'den İngiltere'ye kadar çok kötü yarışlar çıkardı ve İngiltere'den sonra hâlâ şampiyonluk şansım var dediğinden herkes Fernando'ya gülmüştü.

Hemen ardından gelen Almanya yarışında Duble yapan Ferrari takım emri yüzünden istediği kadar sevinemedi ama sonuçta şampiyonluk için çok önemli bir adım attıklarını bilmiyorlardı.

İnanılmaz hız farkı olan Macaristan yarışını RedBull'lar aldı götürdü, alması tamam da fark en az 1 saniye gibi absürt bir rakamdı. Sırasıyla RedBull'un en yavaş olacağı düşünülen iki yarış ve bol düzlükleri olan Spa ve Monza yarışları vardı.
Aslında Almanya'dan sonra Spa'da Ferrari'den çok ümitliydim ancak beklendiği gibi olmadı ve RedBull özellikle Webber polü beklenmedik şekilde aldı. Ancak beklendiği gibi Hamilton ve sezon boyunca başarılı olan Mercedes motoru düzlüklerde ki mükemmel farkıyla yarışı McLaren'e getirdi Hamilton tarihi Spa yarışını kazandı. Alonso 10.başladığı yarışta 300.yarışını kutlayan Barrichello tarafından yarış dışı bırakıldı. Ferrari için tablo yine kötüye gitmeye başlamıştı, bu durumda Shumi zamanında bu yana kazanamadığı kendi evi olan İtalya Monza pistine doğru yola çıkıldı.

Monza'da RedBull'lar beklendiği üzere çok yavaştı, pol'ü Alonso 2.liği Button ve 3.sırayı da Massa aldı. Startta Button Fernando'yu geçmeyi başardı ancak Ferrari'nin inanılmaz başarılı pole stratejisi ile Monza'da unutulmaz bir zafer kazandı Ferrari.

Sonrasında RedBull ağırlığında geçilecek denilen Singapur'da Alonso yine bir sürprize imza atarak yarışı kazanmayı bildi ve tekrar şampiyonada iddialı bir konuma geldi.

Hemen ardından gelen Japonya yarışını çok rahat kazanan RedBull'lar ardından gelen Kore yarışını da ellerine tutarken sezonun en inanılmaz olayı oldu ve sırasıyla önce Webber ardından Vettel kazasız yarış dışı kaldılar. Webber kedi hatasıyla ve Vettel'de motor arızası ile yarış dışı kalarak Fernando 3.sıradayken birden liderliği aldı ve Brezilya'ya giderken şampiyonada liderliğe yükseldi.

Sezonun sondan önce ki 2.yarışı olan Brezilya'da ise geçtiğimiz hafta RedBull'lar Duble yaparken yarın ki son yarışa büyük hesaplarla geldiler...


Aslında bu yazıya başlamadan önceki planım

Fringe 6.Bölümde Haluk Bilginer Konuk Oyuncu mu ?

2 Yorum

Ekleme: Maalesef haber yalan çıktı arkadaşlar, Haluk Bilginer oynamadı bölümde. Konuk oyuncu ve promolarda Haluk Bilginer'e benzetilen isim Kevin Weisman çıktı. İmdb adına sizlerden özür diliyorum :)

Kevin Weisman Peter'ın arkasında

Daha önce ki haber;
Aslında 4-5 gün önce duydum olayı ama klasik İnci Sözlük saldırısı sanıp ciddiye almadım. Ardından bugün İmdb'de karşıma çıkınca biraz araştırdım gerçekten katılacak olduğunu öğrendim Haluk Bilginer'in.


Dizinin 3.Sezon 6. Bölümü olan 6966 kHz isimli bölümde Serhat karakteri olarak boy gösterecekmiş. Kendisi Türkiye standartlarının çok üstünde bir oyuncu olduğunu bilmeyen yok. Konu hakkında İmdb'de 3 gündür ismi dursa da hâlâ emin değilim o yüzden detaylı irdeleyemiyorum. Eğer gerçekten oynarsa ki oynayacak gibi bölüm sonrası performansını da değerlendirmiş oluruz.

 Haluk Bilginer "New York'ta Beş Minare" filmiyle ses getirecek performans sergilemiş, ben izlemesem de ilk izlenimler böyle, eğer bu olay gerçekleştiyse o filmin çekimleri esnasında gerçekleşmiş olabilir. Eğer bizim tarafın girişimleriyle olduysa gerçekten tebrik etmek lazım ama eğer dizi ekibi bulduysa Haluk Bilginer'i çok büyük bir olay.
Ayrıca böyle bir olay olup ülkede ses getirmemesi de çok garip. Bölümü izledikten sonra herşey kesinleşecek sanırım o zamana kadar net birşey bulursam ekleme yaparım.

Özet olarakta: "Ulan İnci ne hale getirdin bizi, İmdb gibi bir siteye bile güvenemiyoruz" diyorum..

İMDB BÖLÜM SAYFASI

Ekleme: İmdb hariç diğer kaynaklarda adı geçmiyor ama İnci sözlükte de ilgili hiç bir başlık göremedim. 4-5 Gündür de İmdb sitesinde olması kafaları allak bullak etti. Beklemedeyiz artık :)

Ekleme 2: Şöyle de ekstra bir link buldum ve inci'de başlık yok. Sanırım ciddi ciddi 24 saat sonra Haluk Bilginer Fringe'de... Kaynak

The Walking Dead Efsanesi Başladı {Fx'te Dünya ile Aynı Anda}

0 Yorum




Büyük bir reklam kampanyası ve devamından çok büyük bir sükseli açılış yapan The Walking Dead açıkçası 1.Bölümü ile tüm beklentileri karşıladı.

Amerikan kablo yayınlarının dizilere büyük yatırımlar yaptığını hepimiz biliriz, ulusal yayınlar gibi sadece ticaret yönünden bakmazlar. İşin izleyiciyi neyin etkilediği, senaryonun özgünlüğü gibi maddelerine hep daha çok önem gösterirler.
Bu doğrultuda sevdiğim kanallardan birisi olan AMC yine iddialı bir işe kalkıştı ve son yılların en iyi zombi dizisini piyasaya sürdü.




Dizi başlamadan uzun bir süre önce tanıtımları dönmeye başladı, ardından dünyanın 25 şehrinde aynı anda zombi kostümündeki kişiler şehirlerde güzel görüntüler sergileyerek dizinin tanıtımını en iyi şekilde yaptı.



Diziyi incelemek gerekirse zaten bu kadar iddialı olmasına şaşırmamamız gerekiyor, The Shawshank Redemption efsanesi ve The Green Mile gibi filmlerden tanıdığımız tam 3 oscar adaylığı bulunan Frank Darabont ve Breaking Bad ve Mad Men gibi dizi dünyasının iki büyük yapı taşının yapımcıları dizinin yapımcılığını, yazarlığını ve yönetmenliğini üstleniyorlar.

Bu büyük görkeminin ardından The Walking Dead geçtğimiz pazar gecesi açılışını yaptı. Beklendiği gibi tüm ülke diziye kitlenmişti ve olan oldu dizi AMC tarihinin ayrıca 2010 dönemi kablo yayınlarının en yüksek reytingini elde etmeyi başardır.

Buraya kadar her şey normal AMC bir dizi yapıyor ve tüm dünya buna kilitleniyor, bunda sorun yok. İşin ilginç tarafı bundan sonra.
Dizi 1.bölümü yayınlanmadan 2.sezon onayı aldı ancak 1.bölüm yayınlandıktan hemen sonra 1.sezonun 6 bölümden oluşacağı haberi geldi. Peki dizi ne olacak ?
Yani 2.sezonu onayı alması ardından sadece 6 bölüm olması mini dizi şüphesini ortaya çıkardı.

İşin aslı ben olayı çözemedim, böyle iddialı bir yapım klasik olarak 12 bölüm olması gerekiyordu, ama eğer 6 bölüm yayınlayıp onay alan 2.sezonu fazla uzatmadan yayına girerse farklı bir stratejik hamle olarak değerlendirebiliriz, yoksa 1 yıl ara verirse çok izleyici kaybedebilir ki AMC bir kanal bunu yapmaz diye düşünüyorum.


Son belirtmem gereken noktalar ise dizinin çizgi romanları. Belki bu büyük etkiyi yaratmasının en büyük etkeni olan tam 6 yıldır yayınlanan ve milyonlarca takipçisi olan aynı isimdeki çizgi romanları olabilir ki bu büyük bir izleyici kitlesi demek oluyor.


Diziyi illegal yoldan izlemek istemeyenlere de müjde var :) Diziyi indirme zahmetine katlanmadan hem Digitürk hem de D-Smart platformunda boy gösteren FX kanalında dünya ile aynı anda yani Amerika yayınından 4 gün sonra izleme imkanımız olacak.
1.Bölüm yarın FX ekranlarında saat 22:00'de olacak, izlemek isteyenleri televizyon karşısına davet eder bu mükemmel diziyi izleyip dizi nasıl yapılır görmenizi temenni ediyorum.
FX kanalı Digitürk 51. ve D-Smart 8.Kanaldan izleyebilirsiniz. Her iki platformda da tüm paketlerde açıktır.

1.Bölüm Trailer'ını Yazının devamından izleyebilirsiniz...

Michael Scofield'dan Spartacus Olur mu ?

1 Yorum

2 Hafta önce gündeme düşen bir haber aslına. Son günlerde daha da çok tartışılır oldu. Ben ve Twitter ahalisi aslında uzunca tartıştık konuyu ama bir yere vardım desem yalan olur.




Prison Break efsanesi ile kariyerinin zirvesini yaşayan Wentwortth Miller nam-ı diğer Michael Scofield, geçtiğimiz senenin en beğenilen dizlerinden olan ve başrolü Andy Whitfield'ın hastalığı nedeniyle başrolsüz kalan Spartacus Blood And Sand'e aday oldu.
Andy'nin diziyi bıraktığını açıklamasının ardından Starz kanalı ve dizi yapımcıları diziye yeni bir başrol ile devam edeceklerini ya da diziyi sonlandıracakları söylenirken hiç bir aday ön plana çıkmıyordu, taa ki Wentwortth Miller'ın başrol için aday olduğunu bildirene kadar.

Bu dakikadan sonra benim gibi Scofield karakteri hastalarına mükemmel bir haberdi aslında, ancak bundan eğer kanal onay verirse Miller'dan Spartacus olur mu sorusu gündeme gelecek.

Peki olur mu ? Herkese göre çok farklılık gösteriyor bu konu. Özellikle Prison Break'te hiç fiziği olmayan, beyniyle tüm işleri halleden, çok sakin bir kişilik olarak gördüğümüz Miller Spartacus'te Andy ardından artan beklentiyi karşılamakta ne kadar başarılı olur orası muamma.

Benim şahsi görüşüm Miller'ın oyunculuk konusunda zorluk çekeceğini düşünmediğim ama fiziksel açıdan -özellikle aldığı kilolardan sonra- görüntünün sırıtacağı yönünde. Hani önce yayınlanacak Spartacus Good of the arena serisi boyunca ve çekimlere kadar kas çalışır ve sakal felan bırakırsa belki makyajında cilvesiyle karşımıza tam kapsamlı bir spartacus çıkar

Neden olmasın ?




Ayrıca meraklısına; Spartacus Good Of The Arena'nın trailerını izlemek için TIKLAYINIZ

CBS ve NBC'den Onaylar ve İptale Giden Diziler

0 Yorum


Sezon ilerledikçe dizilerin kaderleri de belli olmaya başlıyor, bu sezon belli bir boşta kalan kitle var, bu bariz bir gerçek. Bu nedenle çoğu yeni dizi kanallarını memnun eden reytingler aldı.
Özellikle CBS her zaman olduğu gibi yeni dizilerinde de hemen hemen fire vermedi.
İşte CBS ve NBC'nin onayladığı diziler;




Mike & Molly: Pazartesi geceleri Two And a Half Men ardından yayına giren Mike & Molly bir Chuck Lorre yapımı, dizi ilk bölümlerde az reyting toplasa da zamanla kendisine çok iyi bir kitle yakaladı. Ayrıca bölümlerinde kalitesi her bölüm artması son hafta 3.5 oranında bir izleyiciye ulaşmasını sağladı. Böylece dizimiz 1. Sezon onayını aldı.

Hawaii Five-0: Uyarlama bir polisiye dizisi, aslında beklenenden fazla reyting aldı, ilk bölümlerde pek bir ilgi görmese de CBS farkını ortaya koyup son bölümlerde diziyi yukarı taşımayı bildi ve 1.sezon onayını aldı.

The Defenders: CBS'nin çarşamba günleri son kuşakta yayınlanan dizisi. Aslında benim tahminim doğrultusunda gidiyor dizi, 2.5 oranlarında dolaşıyor, belki saati için iyi bir oran ve CBS'nin dizilerine sahip çıktığını hepimiz biliriz bu yüzden gayet normal bir karar. 1 Sezon izleyeceğimizin garantisini verdi CBS.

Blue Bloods: Hayatını kanunlara adamış bir ailenin hikayesi olan Blue Bloods Cuma gecesi gibi televizyon izlenme oranı zayıf bir günde yayınlanıyor, 1.5-1.7 gibi CBS standartlarında düşük reytigler alsa da CSI:NY ile gecenin en çok izlenen yapımları olmayı başarıyor. Bu sebepten dolayı CBS bu dizisine de 1.sezon onayı verdi.

Shit My Dad Says: CBS'nin perşembe geceleri The Big Bang Theory gibi güçlü bir yapımın arkasından yayına sunduğu dizi aslında beklenenden ya da benim beklediğimden çok reyting aldı. Saatinden en büyük rakibi 30 Rock ile eşit sayıda reytingler alıyor ve CBS bu iddialı saati eline geçirme planlarında başarılı olmuş gibi. Bu onay ile izleyici sayısını arttıracağına eminim.

Güncelleme(22 Ekim):  How I Met Your Mother ve Rules of Engagement Sezonları 24'er bölüme uzatıldı.



The Event: Sezonun belki de NBC adına en iddialı yapımıydı kendisi, hatta o kadar iddialı ki pazartesi gibi çok güçlü bir günde ve saatte yayına koydu diziyi NBC. Dizi ilk bölümlerde merakla izlenme oranı çok iyi olsa da bölümler ilerledikçe Şurada bahsettiğim sebeplerden oranı her bölüm git gide düştü. Ama Nbc standartlarında 2.2 ortalaması dizinin onayı için yeterli. Eğer CBS gibi bir kanalda olsa tutunması zor olabilirdi ama NBC'de 1.sezon onayını aldı. Artık söz onlarda, FlashForward'ın gidişatına çok benziyor.

Undercovers: Sezonun en iyi komedilerinden birisi olan dizimiz beklenenden çok yüksek reytinglere ulaştı. Nbc adına sevindirici bir haber aslında, uzun zamandır böyle bir diziye ihtiyacı vardı. Söylenecek fazla da söz yok, sezonun en iyi dizilerinden bir tanesi olarak sezon onayını çok çok hak etti.

Chuck: Dizi her sezon daha kötüye gidiyor, bunu bilmeyen yok. Bu sezon özellikle 2.0 altına düşmesine rağmen Nbc bölüm sayısını arttırıp uzatarak garip bir hamle yaptı. Belki de Heroes taktiği ile sezon sonu Chuck'a veda edebiliriz.

Law & Order: La: Aslında bahsetmeye bile gerek yok, Nbc'nin başarılı yapımlarından Law & Order, Ny uyarlaması ile sezon onayını almayı haketti.


Gidiciler
Evet birde böyle bir liste yapmak istedim. Her kanalda hemen hemen bir gidici var. Bu Nbc'de daha bariz ortada ve CBS'de yok gibi ama işte "gidiciler" listesi;


Undercovers - NBC:  J.J yapımı olmasıyla büyük merakla gelen yapım bekleneni veremedi. Her hafta daha kötüye gitmesi yanında hikayede de bir umut olmayınca oranlar git gide kötüye gitti. Artık suyu iyice ısındı ve her an iptal haberi gelebilir.

Chase - NBC: Outlaw'ı zaten iptal eden kanalda Undercovers 'da garanti gibi olunca belki Chase kurtulabilir ama yine düşük ihtimal veriyorum. Nbc'nin ocakta yayına girecek dizilerini hesaplarsak durumu şuan da yarı yarıya.

Whole Truth - ABC: Abc'nin iptale en yakın dizisi, artık o kadar belli ki dizi aralıklarla yayınlanmaya başladı. Son bölüm 6 Ekimde yayınlandı diğer bölüm için ise 20 Ekim tarihini veren kanal o tarihe kadar bir karar alması bekleniyor. Ancak %90 iptal olacak.

Detroit 1-8-7- ABC: Salı günleri son kuşakta yayınlanan dizinin reytingleri çok çok kötü ki saatinde en kötü olmaktan öteye gidemiyor. Belki biraz daha şans verilebilir ama %60 iptal olacak gibi duruyor.

Medium - CBS: Kanalın en kötü dizisi diyebiliriz. Aslında cuma gecesi olması bu konuda etken ama kuşağında devamlı CW kanalına geçilmesi onu iptalin eşiğine sürükledi. Şuanda iptal aşamasında ki tek dizi ancak yine de durumu çok kötü değil. Her an şaşırtıcı bir onay gelebilir. Eee nede olsa halkın kanalı CBS :)

The Good Guys - FOX: Yaz ortasında başlamasına rağmen istediğini bir türlü tutturamadı Fox, bu diziye kişisel olarak bir türlü ısınamadım ve iptalini dört gözle bekliyorum desem yalan olmaz. Fox bir sürpriz yapar mı diyorum ama bunda gerçekten zor.

Running Wilde - FOX: Bu sezonun hayal kırıklığı diyebiliriz Fox adına, iyi başlayıp kötü giden bir yapım. Henüz çok erken olsa da kulisler (hep merak etmişimdir bunları) iptali yönünde haberleri yaymaya devam ediyor, kişisel olarak ta bir fikir yürütemiyorum zira Fox her an bir sürprize imza atabilir.

Life Unexpected - CW: 2. Sezonu yayınlanan dizi özellikle yeni sezondan istediğini bir türlü alamadı. CW için ne desek boş açıkçası. En iyi dizileri bile çok az izlenen diziler, hemen hemen her dizisinden memnun olan kanal tek şüphesi bu dizi ve büyük ihtimalle iptalini isteyecektir.


Genel olarak böyle değerlendirebiliriz. Tabi kişisel görüşlerimi baz almayınız. Çoğunluğu genelin görüşü olmasına özen gösterdim.

CBS sezonu yine çok iyi götürüyor, dizilerinin yanına çok iyi dramalar eklediler ve bu sezonu bir süpriz olmazsa tepede tamamlayacaklar gibi.

Kablo yayınları hakkında ayrıyeten değineceğim ilerleyen günlerde bunlar ulusal kanalların bilgileridir.


10-17 Ekim Reytingleri

2 Yorum

Malumunuz sezon tüm hızıyla devam ederken hepimiz izlediğimiz dizilere şüpheyle bakıyoruz. Hele yeni başladığımız diziler için daha büyük bir şüphe var: "Ya İptal Olursa ?"

Bunun için reytingleri takip etmek zor değil, çoğunuz zaten takip ediyordur ama etmeyenler için haftalık veya küçük hatırlatmalar ile böyle postlar girmenin mantıklı olacağını düşündüm.

Şimdi geçtiğimiz haftaya bir göz atalım;

10 Ekim Pazar

Pazar gecesi özellikle Amerikan halkımızın NFL aşkının tutuştuğunu bilmeyenimiz yoktur, bu nedenle NFL programları her zaman tepelerde görmeye alışığız. Ama özellikle kabloda Mad Men ve Dexter gibi kaliteli yapımlar var. İşte pazar gecesi reytingleri;

KABLO



Dediğim gibi ulusal kanallarda NFL tutkusu her zaman ki gibi seviyelerdeyken Kablo'da Rubicon hariç, Dexter ve Mad Men'de büyük izleyici değişiklikleri yok. Ancak Rubicon etkili bir bölümle iptal olmaktan kurtulma aşamasında iyi bir yok katetti.
Değinmeden geçemeyeceğim Kardashian zımbırtsıda sağlam bir seyirci kitlesine hitap etmeye devam ediyor ve gün geçtikçe bu izleyici sayısı sabitleniyor gibi. Sonumuz hayrola.


11 Ekim Pazartesi

Bugün en yoğun olduğumuz gün kuşkusuz. Birbirinden iddialı yapımlar ekranları şenlendiriyor, kanallar ciddi bir rekabet verirken komediler çok ciddi işler yapıyor. Özellikle CBS günü komedilerle kurtarmaya çalışsa da ABC yine çok iddialı. İşte gecenin reytingleri;



Gördüğümüz gibi ABC Dancing with the Stars ve Castle ile geceyi çok rahat şekilde sağlam reytingler ve en çok izlenen kanal olarak noktalamayı başardı.
Tek tek değinmek gerekirse How i Met Your Mother geçen haftadan neredeyse hiç fark olmadan geceyi 3.4 oranla tamamladı. Aynı saatte yayınlanan Dancing with the Stars 3.5 seviyesine yaklaşsa da saatti her zaman olduğu gibi House zirveyi bırakmadı ve 3.6 oranıyla tamamladı.
Chuck düşüşü ise son hızda devam ediyor.

Ardından gelen saatte ise Dancing with the Stars yine geride kaldı ancak bu sefer farklı bir yapım olan Two And a Half Men'e yenildi ancak tabii ki 3.4'ü nü korudu, Two and a half men izlenme oranı ise 4.3 gibi mükemmel bir oran. Aynı saatte yayınlanan yapımlardan The Event ise düşüşünü devam ettirdi ve 2.2 oranını geçemedi ama bu Nbc için normal bir sonuç diyebiliriz. Fox ve CW ise çok gerilerde kalarak Lie to me ile Gossip Girl sırasıyla 2.0 ve 0.9'da kaldı.

Diğer saatte ise Dancing with the Stars reytinginde en üst noktaya ulaştı diğer kanllarda ise tek iddialı yapım olan Mike & Molly gizi gözüktü ama Dancing with the Stars'ı zorlayamasa da 3.5 gibi ciddi bir orana ulaştı.
Not: Kabloda ise Showtime dizisi The Big C bir düşüş yaşayıp geceyi 0.741 Milyon izleyici ile tamamladı 


Tüm günler yazının devamında...

Ruhsuz Ticari Diziler { The Event - Undercovers }

10 Yorum





Show sektörü yılda milyarlarca doların döndüğü bir sektör, bu sektörün en önemli halkası hiç kuşkusuz Televizyon dünyasıdır. Amerika Birleşik Devletleri çoğu sektörde olduğu gibi bu sektörde de lider konumda. Her yıl milyon dolarlarca sermayeye sahip diziler çekiliyor, yarışmalar düzenleniyor, herkes halka hitap eden yıldızların peşinde koşuyor ki bu büyük sektörde tutunmak istiyor.

Tabii ki kanallar arası rekabet çok fazla ve bu rekabet gereğinden fazla dizi piyasaya sürülmesine neden oluyor, artık diziler özenle değil ya tutarsa diye piyasaya sürülüyor.
Daha önceleri diziler çok düşünülüp, taşınılıp, ciddi paralar ayrılıp piyasaya sürülürken şuan da bu evrelerden sadece para kısmı geçerli.

Bir Lost gerçeği var bunu hepimiz biliyoruz. Adı sadece Amerika'da kalmayıp tüm dünyada merakla beklenen, milyonlarca insanın izlediği bir diziydi Lost.
Lost'un bu başarısı aslında dizi sektörünü çokta iyi etkilemedi, özellikle bu sezon gerçekten rahatsız olduğum gelişmeler yaşandı ki sektörün artık hizmet sektöründen çıkıp sadece ekonomiye önem verdiğini gösteriyor.

Aslında bu olay Lost'un uzatılması ile başladı. 4 en fazla 5 sezon diye başlayan lost 6 sezon boyunca ekranlarımızda oldu. Kötü mü oldu ? Tabii ki hayır. Ama demek istediğim bu uzatmanın sebebi ve bu sezon yaşanan gelişmeler hepsi ekonomik etmenler yüzünden.

The Event


Bu sezon yayına giren dizimiz Lost'un boşluğunu dolduracağı haberleriyle başladı, aslında bilmiyorum diğer ülkelerde bu kadar rağbet gördü mü ama bizim ülkemizde garip bir şekilde çok ilgi gördü.
Bende herkes gibi dizi yayınlandığı gün izledim. Dizi başladığı andan itibaren sadece izleyiciye sorular, gizem ve anlamsız bir aksiyon verip işte aynı losttakini yapıyoruz bizi sevin, bize tapın diye başladı.
İlk bölüm bittiğinde henüz konunun ne olduğunu kavrayamadık, ayrıca flashback ve flashforward olayları o kadar abartılmıştı ki şimdiki zamanın hangisi olduğunu karıştırdık, tabii ki bu flashback ve flashforwardlar aynı soru ve gizemlerde olduğu gibi lost özentiliğinden öteye gidemedi.

Klişe olayına hiç girmek istemiyorum bile aslında, dizi özellikle 2.bölümün ardından klişelere sarmaya başladı. Herhangi bir aksiyon dizisinde gördüğümüz gereksiz sahnelerle doldu, hadi onu geçtim bu sahnelerin amacını dahi anlayamadık. Konuyu az çok kavradıktan sonra ise saçmalama sırası geldi. Bu kadar realist başlayan bir dizi insan dışı varlıklara doğru gitmeye başladı.

Ana karakterimizin pasif bir karakter olması diziyi hiç çekilmez bir hale getiriyor, bu kadar olayı o karakterde birisinin çözecek olması ise ayrı bir soru işareti. Forumlarda incelediğim kadarıyla arada büyük bir uçurum var, beğenen çok beğeniyor, beğenmeyen de benim gibi oluyor. Ancak fark ettiğim farklı bir nokta çokça çekim hatası olması. Özellikle Flashback'ler de hiç bir gençlik-yaşlılık belirtisi olmaması dikkatimi çekti. 2.bölümdü sanırım kahramanımız Sean'in 20 yaşında olduğunu öğreniyoruz ardından bir flashback 5 yıl önceye gidiliyor orada 15 yaşında vücudu gelişmemiş olması gereken Sean şuan ki halinden hiç farkı yok vaziyette çıkıyor karşımıza.

Şuanda 3.bölüm yayınlanmasına rağmen dizinin ana konusunu dahi söyleyebilecek kimse yoktur. Çünkü bi lost gibi başlamasa da dizi çakma gizem ve konu vermeden yönelttiği sorularla lost olmaya çalışıyor. Belki bu fikir sadece benim yani dizinin lost olma gibi bir amacı yok ama bizim ülkede bu kadar abartılmasından bu sonucu çıkardım.
Zira Amerika'da hiçte sevilen bir dizi olmadı. İlk bölümünden itibaren reyting oranları her bölümde düştü ve düşmeye de devam edecek gibi.

Reyting oranlarını verip dizinin biran önce iptalini bekliyorum artık. Özellikle çok çok kaliteli, özgün, kendisi olmayı başaran diziler varken, böyle dizilerin gündemde olup izlenmesi beni üzüyor.
Umarım Amerika halkı şuana kadar yaptığını yapmaya devam eder sonrasında 8.bölümde sonra devam edeceğini zannetmiyorum zaten.

İşte reytingleri:
İlk bölüm; 3.7 reyting,
İkinci bölüm; 2.9 reyting,
Üçüncü bölüm; 2.4 reyting.


Undercovers


Bu sezonun fiyaskolarından birisi de undercovers. Yine Lost'un bıraktıkları olarak değerlendirebileceğimiz bir dizi olan undercovers'ın olayı ise JJ Abrams'da bitiyor. JJ Lost senaristliği sırasında yine katılımcı olduğu Fringe senaristliği ile kendisine bir yer edindi bu sektörde. Daha öncesinde bir Alias başarısı olan JJ yeni dizisini

Ziyaretçilerimiz Geri Dönüyor. "V"

0 Yorum

GÜNCELLEME: Gözümüz aydın ABC yaptı yapacağını ve dizi başlangıç tarihini Dancing with the Star programı yayın akışını gerekçe göstererek 4 Ocak 2011'e erteledi.

GÜNCELLEME 2: ABC bugün yaptığı açıklamada 13 bölüm olarak planlanan ve sipariş edilen dizinin bölümlerini 10 bölüme indirdiğini duyurdu, bu haberde artık dizide ümidi kesmemiz gerektiğinin en büyük işareti

Geçen sezon başlamadan adından çok söz ettirse de beklentileri karşıladı diyemeyiz V için. Ancak yine ABC klasiği sezon ortası aralar derken diziden soğudu millet. Böyle olunca tam randıman veremediğini düşünüyorum dizinin.

Ayrıca yine ABC stratejisi olarak iptal olmanın eşiğine geldi geçen sezon, dizi Flash Forward ile çekişti iptal olmamak için ve kazanan taraf oldu. Peki nasıl kazandı ? Asıl soru bu, çünkü böyle aşırı izleyicisi olduğu için ayakta kalmadı, aksine yine stratejiyle ayakta kaldı. Geçen sezon verilen kış olimpiyatları arasından sonra Lost günü Lost'tan hemen sonra reklamsız yayına girmeye başladı, böyle olunca Fringe ile aynı gün yayınlanan Flash Forward'a bir üstünlük kurdu ve bu sezon onayını aldı.

Peki neden isteneni veremedi V ? Bahsettiğim gibi o uzun kış olimpiyatları arası çok etkiledi ancak ardından yine isteneni veremedi. Özellikle Old V'yi izleyenler hiç tatmin olmadı (Bende iptalini istiyordum). Dizi istenilen hıza bir türlü kavuşamadı belki de sebebi yeni sezon onayı alıp almama durumuydu, bu çok etkilemiş olabilir kesinlikle.

Bütün bu olanlara rağmen dizimizin çekimleri Ağustos sonunda başlandı ve 2 Kasım'da sezon açılışı yapacak. Yine kısa bir sezon bekleniyor açıkcası 10-12 bölüm arası bekleniyor ama ABC bu tabi ne yapacağı hiç belli olmaz bakmışsınız 2 bölüm sonra yayından kalkmış :)

Ucundan Spoiler Uyarısı
Benim haz etmediğim ayrı bir konu tüm uzaylı ekibe çok az kişinin karşı koyması, izlemeyenler için spoiler vermek istemiyorum o yüzden konuyu didiklemiyeceğim pek ama umarum 5.kol sağlam bir ekip olur yoksa iş abartı bir yere gidiyor 3 kişi dünyayı kurtaramaz.

Ha ayrıca gezinirken set fotoğraflarını gördüm, belki bazılarınıza fikir verebilir. Fotoğraflarda Morena'nın olmaması dikkatimi çekmedi değil :) Özledik Anna Reyis be.

Fotoğraflar hayvani boyutlarda olduğu için link vereceğim. Buradan hepsine bakabilirsiniz.


Şimdi Sahne Onların: Gilmore Girls

2 Yorum

Hastalıktan geberiyor da olsam bu haberi girmeden içim rahat etmeyecekti. Logomu şenlendiren, hayatımda gördüğüm en şirin ikili, en mükemmel ve sıcak dizi olan Gilmore kızlarımız hakkında ŞURADA  bir tanıtım yazısı yazmıştım özellikle onu belirtelim.



Bugün bir tanıtım yazısından ziyade bir haberi sizlere ileteceğim. Özellikle altyazı sorunu çektiğimiz diziler hepinizim malumudur, bu kervanın en önemli dizilerinden bir tanesi Gilmore Girls'tür ki gerçekten altyazısını çevirmek çok çok zor. Çünkü bu kızlarımızın en büyük olayı çok konuşmaları :) Öyle çok konuşurlar ki bazen kurduğu cümleleri anlamak için tekrar izlemek gerekir, yaptıkları kelime oyunlarıyla insanı gülmekten yerlere yatırabildiği gibi duygu selinin içine de sürükleyebilir. E böyle olunca altyazı çevrilmesi de çok zor oluyor.

Sağolsun Divixplanet ailesi şimdiye kadar elinden geleni yapıp 3 sezonluk altyazıyı çıkardılar. Ayrıca 6. ve 7.sezonda da altyazılar seyrek olsa da mevcut. Böyle bir durumda 2-3 gün önce gördüğüm haber Divxplanette yıllardır bekleyen kişiler ve beni sevinç yumağına dönüştürdü.

Dizimiz 1.sezondan başlayarak Digitürk Dizimax ekranlarında izleyiciyle buluşacak. Bunun en güzel yanı tabii ki Digitürk sahipleri rahat rahat haftaiçi hergün izleyebilecek ama biz dizi bölümlerine sahip olanlar veya edinmek isteyenler için ayrı bir sevinç ki Divixplanet'te altyazılar tv'den riplenerek hergün yayınlanan bölümün altyazısı siteye eklenmekte.
Böylece gün itibariyle 2.Sezon 2.Bölüm yayımlanmış ve altyazı siteye yüklenmiştir. Zaten mevcut olan 2.sezon altyazıları buna göre güncelleniyor ve gün gün altyazı olmayan bölümlere geliyoruz.

Bu haberi verip diziye hiç başlamayanları davet ettiğimiz gibi altyazı bekleyenlere de bir haber vermek istedim. Dizimiz artık hergün Digitürk'te 3 kuşakta yayınlandığı gibi hergün de altyazısı siteye eklenmekte.

Digitürk yayın saatleri;
1.Kuşak: 06:45-07:30
2.Kuşak: 17:45-18:30
3.Kuşak: 02:45-05:30

Dizi bölümleri olan veya edinecek olanlar için ise şöyle birşey söyleyebilirim;
Dizi bölümlerini Zamunda dan rahatlıkla edinebilirsiniz.(Zamunda üyeliği olmayanlar bana ulaşırsa verebilirim)
Dizi bölümlerine sahip olanlar ise altyazıları BURADAN takip edebilir.


Bu arada, bu imkanları bize sağlayan özellikle Digitürk ve ardından Tv-Rip işini yürüten DivxPlanet üyesi  buraksahin nickli arkadaşa teşşekürlerimizi iletiyoruz :)

Trt Formula 1 Yayınları ve Formula 1 Medyası

0 Yorum

Uzun zamandır yazmak istediğim ama gelişmeleri beklediğim bir yazıdır F1 & TRT yazısı. Öncelikle bilgilerimin kendi dahilim sınırında kulağıma gelenlerden ibaret olup yanlış olma ihtimalinin olduğunu belirteyim ve asla bu sektöre emek veren hiç bir kimseyi yerme amaçlı olmadığını belirterek başlıyorum.


Şimdi efendim önce 2008 senesi sonuna gidelim. 2008 senesini NTV'den sonra Formula 1 yayın haklarını alan Doğan grubunun son senesiydi, özellikle Türkiye GP gelmesinden sonra reklam pastasından istediği payı almasına rağmen gereken sıçramayı yapamadığı ve Yüksek bedelli yayın hakkı yüzünden Doğan yeni ihalede yer almayı reddetti, o zamanlar Doğan grubunun içinde çalıştığımdan turuzim sektöründe olsam da Doğan grubuyla ilgili haberler geliyordu devamlı. Eğer 2009'da bir sponsor bulabilseydi -ki bunun için hiç uğraşmadı grup- yeniden ihaleye girecekti ve alacaktı ancak sponsor bulamayınca işler değişti ve grup çekildi.



Ardından 2009 senesi için BBC atağını izledik avrupa'da ardından bizde herkes haber bekliyordu. Öncelikle ING sponsorluğunda TRT ihaleye girdiği haberleri döndü ama ING'nin yatırım sebeplerinden dolayı bu işe girmedi diye biliyorum.
Ardından yarışların başlamasına 1 hafta kala hâlâ hiç bir açıklama haberi gelmemesi TRT'nin ne kadar isteksiz olduğunun en büyük göstergesi bence zira bir kanal Formula 1 gibi büyük bir yatırımı 1 hafta önceden tam kadro karşılardı diye düşünüyorum.

Neyse Trt'den hepimizi mutlu eden açıklama geldikten sonra doğal olarak çok büyük bir sevinç yaşandı Formula 1 camiasında, ardından gelen soru ise yarışı kimlerin anlatıp kimlerin yorumlayacağıydı. Herkes TRT'den güzel hamle beklemiyordu hepimizin gözü Serhan Acar - Okay Karacan ikilisinde olsa da artık umduğumuzu değil bulduğumuzu izleyecektik ki 1 haftaya kadar yayının olup olmayacağı belli değildi.

Ardından beklenmedik bir hamle geldi TRT tarafından, Serhan Acar ve Okay Karacan TRT kadrosundaydı, bunda tabii ki Serhan ve Okay'ın payı çok büyük. Bildiğim kadarıyla ahım şahım ücretler almıyorlar sadece Formula 1'e gönül verdikleri için bu sporun içinde kalmak adına TRT ile anlaştılar ki bu hepimizi sevindirdi.

2009 ve Şifreleme Olayı
Seneye aksaklıklarla başladı aslında Trt zira ilk yarışta yayının 50 dakikası tüm platformlarda kesilmesi, Trt logosunun konumu ve ekran çözünürlüğü ayarları yüzünden çok çektiler. Tabii ki bu bir yargı olamazdı ve bu aksaklıklar zamanla çözüldü.
Ancak çözülemeyecek en büyük sorun ise şifreleme sorunu! Aslında bu bir sorun değil, uluslararası organizasyonların yayın haklarını kendi ülkelerinde yayınlamak üzere alan bir kanal yayınları sadece kendi ülkesinde yayınlayabilir. Eğer bu kanal kendi ülkesi bir yerden izlenebilecek bir pozisyondaysa yani uydu yayını yapıyorsa bu yayını şifrelemek zorundadır. Yani bu ne demek oluyor, daha önce Dünya Kupaları, Şampiyonlar Ligi gibi organizasyonlarda olduğu gibi uydu yayınları şifrelenmek zorunda. 
TRT'de böyle yaptı ve yayınları uyduda şifreledi ancak karasal, kablo tv, Digitürk, D-Smart gibi platformlardan rahatlıkla izlene bilmekteydi. Aslında TRT bu olayı da 2009 sonlarına doğru çözdü onada değineceğim ama önce işin finansal yönüne bakalım.

Bir kanal bir ihaleye 5-7 Milyon $ arası para yatırdığını düşünürsek karşılığını almak ister. Trt 2009 gibi Formula 1 için vasat geçen bir sezonda Türk Telekom sponsorluğu ile biraz rahatladı aslında ancak izlenme oranları yine yetmiyordu ekstra reklamlar için. Öyle ki yarışlar hiç reklamsız ardından 1 reklam kuşağı ile yaymlanmaya başlanmıştı. Benim korkum 2009 senesi sonunda Türk Telekom'un desteği çekeceğiydi ama öyle bir şey olmadı. 
Reyting bakımından da ülke olarak bir türlü gereken değeri veremediğimiz Formula 1 yine kötü durumdaydı, yarış olmadığı hafta yayınlanan eski kuşak türk sineması Foruma 1'den daha fazla reyting topluyordu. 
Bu Trt yönetimini rahatsız etse de desteğini çekmemesi sevindiriciydi.


2010 Yayınları
Trt sezona bıraktığı gibi verdiği önemden birşey kaybetmeden aynı kadroyla başladı. Bu sezonun diğer sezondan kat be kat rekabetçi geçecek olması Trt için bulunmaz bir fırsat oldu. 
Ayrıca Trt'nin reyting ölçümlerinden çıkması Formula 1'in kemik izleyici kitlesi ve yeni rekabetlerle reklam gelirlerini arttırdı ki artık 2 kuşak reklam olmaya başladı ve bu reklamların süresi/çeşitliliği arttı.

Serhan Acar'ın her yarışta stüdyodan değil de gidip yerinde anlatması mükemmel bir olaydı zaten ama 2. sene özellikle Erbatur ve Dilara'nın özel dosyaları, röportajları çok ses getirmeye ve yarış öncesi-sonrası programlarının izlenirliğini arttırdığı kesin. Ardından Dilara'nın Doğuş grubuyla anlaşması Erbatur Ergenekon'un çok ön plana çıkmasına sebep oldu ki Erbatur'da sempatik kişiliği ve yaptığı haberlerle bunu hak ettiğini gösterdi.


2011'de Bitecek Sözleşmeler ve TRT 3 Teorisi
Buraya kadar herşey iyi giderken kulislerde dönen Türkiye yarışının 2011'de bitecek olan sözleşmesi ve bu nedenle Trt'nin de 2011'de bitecek olan sözleşmesini bitireceği yönünde.

Merhaba Yeni Sezon

2 Yorum



Yepyeni bir sezon resmen merhaba dedi. Yıllardır senenin en sevdiğim zamanları olan sonbahar ayı yine yeni dizileri, eski dostlar ve aylardır beklediklerimiz ile geri döndü.

Özellikle pazartesi günü How i met your mother, Two and a half men ve House ile başlayan maraton bugün The big bang theory, Glee ve Fringe ile tavan yaptı.

Bu sezon özellikle Lost'un olmamasından dolayı ciddi anlamda büyük bir boşluk var. Mesela bu haftanın günlerinde Lost günü ana önemli gün diğerleri de önem sırasına göre giderdi, ancak bu sene işler biraz daha değişik, sanki her şey havada kaldı.
Bu boşluğu doldurmak için devamlı bir arayış içerisindeyiz. Can, canan, herşeyim o diyebileceğim bir dizi aramıyorum desem yalan olur. İşlerimi ona göre ayarlayıp randevularımı iptal edeceğim bir dizi arıyorum.

Bunun için pek fazla da aday yok aslında, şimdiye kadar başlayanlardan Nbc dizileri ciddi anlamda adaylar bunlar The Event ve Undercovers oluyor. Undercovers'a henüz başlamadım ama The Event ciddi anlamda ses getirdi. Pilot'u izlediğim çok soru işareti bıraktı bu da aha yeni Lost denilmesine neden oldu belki ama ben hiç ümitli değilim. Özellikle sadece sorularla başlayan bir pilot'un ilerisini pek hayırlı görmüyorum.
Zira geçen sene FlashForward gibi bir dizi harcanmışken bu sezon her yeni başlayan yeni diziye daha çok tedbirli davranıyorum.

Komedilere göz atmak istersek bu sene CBC komedileri yine zirvedeki yerinden inmeyecekleri kesin. Ancak The Big Bang Theory'i perşembeye almaları başta kötü diye değerlendirsem de bugün Cuma cuma alışılmadık şekilde Big Bang Theory gelince antidepresan etkisi yarattı, yani neymiş perşembe kararı doğru kararmış. Teşekkürler CBC.

How i met your mother ve Two and a half men arasında ise Taahm aşırı derece ağır bastı ilk bölümde, özellikle Ted'in eşinin gözükmemesi diziyi devamlı dibe götürüyor. Belki anne gözükünce bir zıplama yaşar ama o zamana kadar çok izleyici kaybeder.
Two And A Half Men ise resmen shov yaparak başladı. Charlie'nin sarhoşluk mottosu her zaman dizinin en komik sahneleridir, bunun üzerinden ve Jake'in artık resmen büyüdüğünün gösterilmesiyle ayrı bir tat katılmış diziye. İnşallah 10 sezon felan izleriz ne diyelim :)
The Big Bang Theory ise alışılmıştan farklı bir başlangıç yaptı. 3.Sezon sonunda Wolowitz ve Raj'ın Sheldon'a kız arkadaş buldukları bölümle bittikten sonra ayrı bir merakla bekliyorduk ki beklediğimize deydi. Sheldon'ın kız arkadaşı olduğuna kim inanır ? Tabii ki kimse o zaman S04E01 izleyin derim :)

Dramalarda ise Fringe, Dexter ve House bu sezonun ağır başları olacağı kesin, yenilere oranla çok daha fazla izlenecek. Özellikle pazartesi Dex'in dönüşünü sabırsızlıkla bekliyorum bakalım reytingleri nasıl etkileyecek.

Bu pazartesi'nin reytingini verip kaçıyorum. Beklendiği üzre Two And A Half Men damgasını vurdu geceye

Ve Spartacus'un Sonu...

0 Yorum

Geçen sezon büyük bir patlama yaşayan Starz kanalının “Spartacus: Blood and Sand" dizisi mayıs ayından itibaren başrol oyuncusu Spartacus'ü canlandıran Andy Whitfield'ın kansere yakalanmasıyla devam edip etmeyeceği çok tartışıldı.

Yaz boyunca haberler ard arda gelmeye başladı bende şu başlıklarda duyurdum olayı sizlere

Spartacus Blood and Sand, Spartacus Olmadan Geliyor



Ve O Geri Dönüyor { Spartacus : Blood And Sand}


Son olarak tedavinin olumlu sonuç verdiği ve artık ilk onsuz çekimlerine başlanan bölümün ardından Andy ile Roma'ya doğru macera başlayacaktı ki 2-3 gün önce gelen haber tüm hayranları ve beni yıktı. 
Önce habere inanmak istemedim, bekledim, bekledim, bekledim ama maalesef resmi açıklamalarla iş resmen bitti. 
Andy yaptığı açıklamada: "ayrıldığım için son derece üzgünüm, böyle bir ekiple çalıştığım için çok şanslıyım. Ne olursa olsun ismimizi beni sevenlerin olduğunu bilmek güzel" dedi.
Ardından tabi yapım şirketi ve aynı zamanda kanal olan Starz'da kendisine teşekkür ederek resmen ayrıldılar. 
Peki bundan sonrası. Şimdilik resmi bir iptal açıklaması yok, özellikle Spartacus: Gods of the Arena isimli Spartacus'un olmadığı bölümler yayınlanır ve diziye veda edilir diye düşünüyorum zira öyle bir sezon finali yaptılar ki bundan sonra Spartacus olmadan bir yere bağlamaları çok zor.

Dizi evet güzeldi ama onlarca dizinin katledildiği bu piyasada yerine yenileri kesinlikle gelir, özellikle Spartacus patlamasından sonra bu tarz dizilerde bekliyorum.
Ancak daha önemli olay Andy Whitfield'ın sağlık durumu. Umuyorum ki bir an önce iyileşip ekranlarımıza teşrif eder kendisi. İşine bu kadar bağlı bir insanın üzücü bir şekilde aramızdan ayrılmasını sanırım kimse istemez.

1-0 Oldu Bizim Oldu

0 Yorum

Şimdi reel yoğunluktan yazamadığım 1-2 haftadan sonra şanlı bir dizilerin yeni sezon yazısıyla girmeye hazırlanıyordum yarın için amma velakin az önce biten Bucaspor-Galatasaray maçından sonra düşündüklerimi içimde tutamadım.



Durgun Galatasaray
Devamlı bir Galatasaray'ın şurası zayıf burası zayıf efsanesi vardır, her sezon bir zayıf tarafı bulunur Galatasaray'ın. Ancak bu sene onlar haklıydı (siz ötekileştirdiniz). Takımda bariz bir durgunlu vardı, bunu devamlı Mustafa Sarp-Ayhan ikilisine bağladım geçen haftaya kadar ancak Gaziantepspor maçında ikilinin güzel oyunundan sonra sorunun orada olmadığı belliydi.
Kabul edilen bir durgunluk artık vardı. Peki neden ? Takıın ileri ucu çok yalnız kalıyor, özellikle Baros başta olmak üzere kanatlar, forvet arkası hepsi birbirinden kopuk, bunun üzerine 3 günde bir maç yapmak ve futbolcuların formsuzluğu eklenince işin içinden çıklımaz bir hâl alıyor. Ancak o kadar karamsar değilim, özellikle avrupa kupalarının olmadığı bir yılda bu sorunlar düzelmeyecek sorunlar değil.

Pino

Acımasızca eleştirme kapsamına o da girdi, Keita gibi birisinden sonra karakterli ve onun yeteneklerine sahip ayrıca genç bir isim olan Pino bence çok doğru bir seçim ve bu kadar eleştirilmemeli. Özellikle bu maç gayet iyi olmasına rağmen Rıdvan gibi kendini bilmez yaltakçıların başını çektiği bir grup acımasızca eleştirip taraftarın önüne atıyor, ancak bilmiyorlar ki Galatasaray taraftarı bunları YE-MEZ!


Harry Kewell - Milan Baros
Kesinlikle adam gibi adamlar. Kewell'ı zaten anlatacak cümle bulamıyorum, en kötü maçlarından birini çıkarsa bile takımda en çok çalım geçip adam eksilten oyuncu olabiliyor. Bir bakıyorsun sağda, bir bakıyorsun solda. Milan ise tek başına tüm savunmayı yıpratmaya çalışıyor ve girdiğimiz veya girmeye çalıştığımız tüm pozisyonlarda çapraz koşularıyla savunmanın dengesini bozduğunu görebilirsiniz.

AYHAN AKMAN


Ayhan için ne desem bilmiyorum, yeri geliyor bende eleştiriyorum ama devamlı Sarp'tan daha vasıflı olduğunu söylüyorum. Ayrıca maçı izlediğim mekanlarda hep savunucusu ben olurum. Taraftarın gözünde öyle bir yeri var ki artık, Barcelona'lı Xavi'den daha az geri pas yapsa bile ki istatistiklere baktığınızda Antep maçı ile Barça'nın o haftaki 2-0'lık maçta durum bu, öyle bir durumda bile hep eleştirilen Ayhan olur. Ama kimse bilmez ki bu adam 34 yaşında ve elinden geleni en iyisini vermek için canını dişine takıyor ve hemen hemen her maç takımda en çok koşan oyuncu oluyor.
Seni eleştirenleri bir kez daha göt ettiğin için; teşekkürler Ayhan


       Genel olarak kötü bir maç oynasakta gol yemeden tamamladığımız ikinci maç olmasından dolayı savunmada birşeylerin oturması adına sevindiğim bir maç oldu, özellikle Serkan, Ali'den kat be kat verimli oldu artı hücumlara katıldı.
Lucas - Servet ikilisi fiziğe aykırı şekilde uyumlu olmaya başladı, hani hâlâ Servet'in yerine Hakan Balta göbeğe yada Neill sağ bek'e Gökhan-Hakan yada Gökhan-Servet ikilisi göbeğe olmazmı demeden edemiyorum.
Maçtan önce Bucanın aptal savunması yapacağını şu twet'imde belirtmiştim. Haksız çıkmadığım için sevindim. Bülent Uygun bu kafayla giderse kendisinden ne köy olur ne kasaba.


Digiturk
Biliyorum uzattım ama değinmeden geçemiyeceğim. O spikerler neydi allahınızı severseniz, böyle bir yandaşlık görmedim ben. Yanılmıyorsam ikiside Melih'ti, birisi şu Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaçırdığı Traboznspor maçında "yokmu o topa vuracak birisi" "vurun şu topa" nidalarıyla Fenerbahçe'liliğini kanıtlamış, diğeride açık açık belli eden tipler.
Bir takımda ilk maçına çıkan bir AMC (Atak Ofansif Ortasaha) oyuncusu Misimovic'i 51 pastan 30'unun isabetsiz olmasıya acımasızca eleştiren bir tarafsız (!!!) spiker nasıl olabilir gerçekten merak ediyorum ve 1 senedir sesimizi duyurmaya çalıştığımız gibi yandaş spiker istemiyoruz.
Ayrıca yayından da bahsetmek istiyorum, ihalelerde ve D-Smart ile rekabetinde her zaman desteklediğim Digitürk yaptığı basit hatalarla gözümden düşmeye başladı. Aklıma gelen bir kaç sinir bozucu olayı şöyle;

  • Maç anında ekranların kararması
  • Tekrarlarda donup kalmalar
  • Pozisyonları kaçırmalar
  • Ekranda yaşanan bölünmeler
  • Yanlış spiker tercihleri
  • HD yayınının dünya standartları altında olması
  • Maç sonunun daha öncesinde olduğu gibi uzun uzun verilmemesi direk reklama girmesi
  • Maç sonu programları
Gibi sorunlarıyla Digitürk gözden düşmeye başladı desem yanlış olmaz sanırım, umarım zamanla bu hatalar düzelir de yıllardan bu yana gelmiş en istikrarlı platform göz göre göre yok olmaz diyorum. Ancak spiker seçimlerinde kesinlikle alttan almayacağız ultrAslan'da bunun farkında gereken protesto yapılacak bunu da bilmeleri gerek.

Spa Francorchamps

0 Yorum



Her formula 1 severin favori pistleri vardır, herkes farklı yarışları izlemekten zevk alır. Ancak öyle pistler vardır ki onları sevmeyen yoktur. Bunların en başında da Spa Francorchamps gelir.

Öyle bir pisttir ki Spa her pilotun kazanmayı hayal ettiği, hız tutkunu takımların ekstra güçlü hazırlandığı, sezonun Monaco, Monza gibi pistlerinde olduğu gibi en çok ilgi gören pisttir.

Peki neden bu kadar sevilir bu pist ? Tüm pistlerden daha fazla geçiş ve atak imkanı, aerodinamik yapısı itibariyle hıza ve aykırı virajlara sahip olması, her an herşeyin olabilme imkanı ve tabii ki tarihi eau ouge'u pisti bu kadar sevmemize neden oluyor.


Kimi ve Son Spa
Geçen sene özellikle Force İndia için üzgün geçen bir seneyi çok mutlu hale dönüştürdüğü için ayrıca sevdiğim pist olmuştur Spa. Dediğimiz gibi geçen sene Brawn ve RedBull Racing hegomanyasında giden sezonu birden öyle bir hale getirmiştir ki spa belki de sezonu yeniden başlatmıştı.


Yarışı aykırılık dediğimizde ilk aklımıza gelen isim olan ve pistin hastası Kimi Raikkonen kazanmıştı tabii ki bir önceki sene orada yaşananları unutmadığımız için Kimi adına nasıl bir başarı olduğundan bahsetmek bile istemiyorum.


2010 Ve Ferrari Beklentisi
Bu sene için ise 4 haftalık yaz arasından sonraki belki de sezonun yeniden başlamasına sebep olacak pist demiştik hepimiz, özellikle Almanya'da ki Ferrari Duble'ı ve Macaristan'da beklediğimizi alamadığımız Ferrari hızının ardından bu pistin gediklisi Ferrari için şampiyona'nın yeniden başlaması anlamına geleceğini düşündük hep beraber.

Hatta yapılan kim kazanır anketlerinde de Ferrari ve Alonso'nun ezici üstünlerini gördük, tabii ki bu istatistiklerde antreman turlarında ki Ferrari üstünlüğü de çok önemliydi.

Ferrari bu kadar yüksek beklentiyle girdiği bir haftaya beklentileri karşılayarak başlasa da yağmurun azizliğine uğradı diyebiliriz. Bunda ben kesinlikle Domenicali stratejik hatalarını suçluyorum. Özellikle yağmurlu havada antremanlarda gördük ki çok başarılı bir F-10 var peki Q3'te ne yaptı Domenicali son sıfır set lastiklerini son tura saklayıp öyle bir zamanda piste sürdü ki Fernando'yu beklendiği üzere kötü bir tur attı. Peki ne yapabilirdi ?
O tur'dan sonra 1 tur daha attırıp o çok koruduğu lastiklerinden en yüksek performansla en azından pollük olmasa da podyumluk bir sıra elde edebilir sonra yeni lastiklerle hemen piste çıkabilirdi yada hiç tur atmayıp son setleri yağmurdan sonra kullanabilirdi. Sözün özü Domenicali yine stratejik hatalarından birisini yapıp Ferrari için çok iyi geçmesi gereken Spa macerasını kötü başlattı.

McLaren ve RedBull Racing 
Şampiyonluğun hâlâ iki en güçlü adayı RBR ve McLaren Ferrarinin gerisinde kalacak derken yine tepede yer aldılar. Tabii RBR'nin sıralama performansıyla yarış performansı arasında dağlar kadar fark var orası ayrı bir konu ama yine de büyük bir başarı elde ettiler ki Kanada harici hiç pole vermemeye devam ettiler.


McLaren'e ise ayrıca değinmek istiyorum, bu takım gerçekten sezon içerisinde büyük gelişimler gösteriyor, bu bilinen bir gerçek ancak o kadar kötü geçen son iki yarıştan sonra bu gelişimleri gerçekten inanılmaz düzeyde ve gerçekten sok edici bir olay. Button'ı geçtim de Hamilton yüreğiyle ve çirkefliğinin verdiği avantajla gerçekten iyi şeyler yaptı ve yarışta da Mark'ı en çok zorlayacak isim gibi şuan da. 4 haftalık aranın 2 haftası fabrikalar hiç açılamaması ve 2 haftada bu büyük farkı kapatmaları tebrik edilecek bir husus ve şuanda normal şartlarda RBR'yi yakalayabilecek en yakın takım.

RBR için ise esnek ön kanat tartışmasında artık işin bir yere varması gerekiyor, çünkü televizyon görüntülerinde gördük ki aracın yere basma gücünü yani downforce'unu çok etkiliyor ve buda ekstra bir hız demek. Belki Spa'da çok etkilemez anca bu işin hemen çözülmesi ve eğer yasal ise diğer takımların yarış içinde olması için son şansı çok çabuk kullanmaları gerekiyor zira sezon bitmesine az bir zaman kaldı.


Force İndia ve Diğerleri

Force İndia'ya ayrı bir sempatim var bu bir gerçek, geçen sene burada Giancarlo gerçekten çok mükemmel bir sürüş gösterip takımın tarihinin en büyük başarısını ve belki ayakta kalmasını sağladı. Bu sezon ise takım Sutil ve Luizzi ile puanlar toplamaya çalışmakta.
Sezon öncesi 5.Takım olmak istediklerini söyleseler de Renault ile fark özellikle şanssız geçen son 2 yarışta bir hayli açıldı. Anca Fİ hâlâ en iyi 6.takım pozisyonunda Williams ve Sauber'in önünde ve böyle de kalacak gibi. Bugün de yarışa 8.sırada iki Williams'ın arasında ve daha önemlisi Alonso'nun önünde başlayacak ki Alonso'nun agresif sürüşü hızlı Sutil ve Force İndia için bir kaza tehlikesi oluşturmuyor değil.

Diğer takımlardan bahsetmek gerekirse Sauber'in kötü performansı Petrov'un içler acısı durumu, verilen cezaların ardından HRT ve özellikle Lotus için tarihi günlerden biri ki iki takımında tarihinin en iyi sıraları olan 13, 15 ve 18 i aldılar.

Mercedes ise yine büyük hayal kırıklığı yaşadı özellikle cezalardan sonra MSC 21, Rosberg ise 14. Başlayacaklar yarışa ancak yine Shumi'den çok agresif bir sürüş izleyebiliriz ve inşallah izleriz  yoksa yine Shumi'nin tur yemesini izlemek istemiyorum.

Yarışa Doğru


Sözün özü yine bizi çok farklı bir Spa bekliyor ve yağmur ihtimali hâlâ çok yüksek. Her takım farklı stratejiler uygulayacak ancak yağmazsa Hamilton'ın Mark'a yapacağı atak dışında liderliğin fazla değişmeyeceğini ancak diğer sıraların her şeye açık olacağını biliyoruz ki unutmamak gerek burası Spa Francorchamps....

Ve artık sözü Trt ekibine bırakma zamanı geldi ki TRT ile ilgilide bir şeyler söylemek istiyorum özellikle dün ki sıralama rezaleti, rezaleti diyorum çünkü çoğu insanın sıralamaları kaçırmasına sebep oldu hiç bir uyarı yapmadan yayını TRT-3'e alarak. Zaten F1'den memnun değil dedikodularının dolaştığı bu günlerde bu olay her şeyin tuzu biberi oldu.
Biz sözü onlara bırakalım yarıştan sonra görüşmek üzere diyelim

Zvjezdan Misimović Galatasarayda..!

0 Yorum






Diego resmi olarak Wolfsburg sözleşme imzaladı ve ilk maçına çıktı. Schalke Misimovic'ten vazgeçti, bugünkü maçtata ilk 18'de yoktu Misimović bu olaylar doğrultusunda Galatasaray son kez devreye girip her konuda anlaşma sağladı. 
Üzüntümüzden bu haberi bu kadar sade bir şekilde geçiyorum. Resmi sitede bugün yarın transferi açıklar diye düşünüyorum. Herkese hayırlı olsun tabi ne kadar sevinirsiniz bilmiyorum.
Ayrıca Defansif Önlibero ihtiyacımız apaçık ortadayken hâlâ neden hücümcu oyuncu aldığımız ayrı bir konu. 

Ne olursa olsun klübümüze faydalı olmasını temenni eder kendisine kutsal forma altında başarılar dilerim.


Ek Sayfalar

Bu blogdaki yazılar Kamil Akar'a aittir ama ego şişkinliği yapmaya lüzum yok, Copy Paste serbesttir. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hayallerine dokun, bloğuma dokunma

Gelecek Bölüm Promoları

Gelecek Bölüm Promoları
Güncelleme: BUGÜN (Fringe ve "V")

Followers

En Çok Okunanlar

İnternette Sansüre Hayır!

sansüre hayir

Twitter Şeysi

Video İzleme Zımbırtısı

Hayata Anlam Katanlar-1

Hayata Anlam Katanlar-2

Hayata Anlam Katanlar-3

Hayata Anlam Katanlar-3

Büyük Efsane'M

Hakkımda

Kısaca asosyal, okumayı ve yazmayı seven, 7/24 dizi izlese sıkılmayan, filmler hayatının gidişatını etkileyen, futboldan vazgeçemeyen bir kişiliğim :) Kendim için birşeyler karalıyorum, okuyan olursa ne âlâ, okuyan olmazsa ileride döner döner kendim okurum demiş ve başmışımdır... Başta dediğim gibi... Sadece ego tatmini!